3 GÜZEL BİR ARADA: BANGKOK, PHUKET, SİNGAPUR

3 GÜZEL BİR ARADA: BANGKOK, PHUKET, SİNGAPUR

Uzak Doğu’yu hep merak eder ve gitmek isterdim. 2 ülke ve 3 şehri bir arada görebileceğim Prontotour’un bu turunu görünce hemen harekete geçtim.

Geçtiğimiz şubat ayında yola çıktım. İstanbul’da inanılmaz soğuk ve kar varken sıcacık bir iklime gitmek büyük mutluluk.

İklim zaten Tayland ve Singapur’da hep ılık ve sıcak, dönemsel yağmurlar olabiliyor sadece.

BANGKOK

İlk durağımız Bangkok’a rahat bir uçuş ile (Singapur Airlines) varıyoruz. İnince üstümüzdeki kışlıkları hemen yazlıklarla değişip turumuza başlıyoruz.

Wat Pho ilk ziyaret noktamız. İçinde Yatan Budha Heykeli, Oturan Budha Heykeli bulunan bu kraliyet tapınağı ve çevresini görünce Uzak Doğu egzotizmine merhaba diyoruz. Altın rengi bir ihtişam. Rengarenk bezeli irili ufaklı heykeller, kapılar… Bir yanda Taylandlıların tapınağa sundukları hediyeler, diğer yanda envai çeşit tütsü ve yemek kokuları.  Sonra da altından yapılan Altın Budha Heykeli’nin bulunduğu Wat Traimit tapınağını geziyoruz. Altından yapılan heykel etkileyici.

Yolculuğun yorgunluğunu atmak için istikamet şehrin en iyi masaj salonlarından birine… Buralara gelip Thai masajı yaptırmamak olmaz. Üstümüzde geleneksel Thai kıyafetleri ile gayet yorgunluk ayıp, rahatlatıcı çaylarımızı içip otele geçiyoruz.

Gece de “Seafood Market” denilen devasa balık pazarında enfes bir deniz ürünleri ziyafeti çekiyoruz.  Ardından Patpong gece pazarını geziyoruz. Bizim Kapalıçarşı’nın Thai versiyonu.

2.günümüzde önce Bangkok’un bence en olmazsa olmaz aktivitesi için yola çıkıyoruz. Yüzen Çarşı / Floating Market için önce otobüsle gidiyoruz. Sonra da o aklıma yer etmiş kanolara kurulup başlıyoruz nehirde gitmeye. Bu da hayatta bir kez yaşanacak deneyimlerden biri. Yarım saatlik bir yolculukta evlere, yaşamlara tanık oluyoruz. Suda yüzenler, el sallayan çocuklar… Çarşı bölümünde alışveriş yapıp bir diğer gezi için yol alıyoruz. Bu arada rehberimiz yerel meyvelerden alıp dağıtıyor bizlere. Benim favorim Pomelo…

Bangkok’ta bir de kanal gezisi yapıyoruz. Bu sırada daha büyük teknelere binip büyük kanallardan geçiyoruz. Zengin halk ile fakir halkın yaşayışlarını bu sırada görüp karşılaştırıyoruz. Her yerde krallarının posterleri ve her evin önündeki sunaklar dikkatimi en çok çekenler.

ARTIK PHUKET ZAMANI

İlk olarak fil safarasine gidiyoruz. Filin üstünde bir tur atmak yine denediğim ve unutamayacağım anlardan biri oldu. Sonra bize yaptıkları gösterileri izledik. Hatta birer öpücük de kondurdum kendilerine.

Sonrasında da akşam için Fantasea Show’a gittik. Burada Tayland kültürüne ait her şeyi görmek ve izlemek mümkün. Önden güzel açık büfe yemek ve sonrasında harika bir şov izledik. Dünyanın her yerinden gelen turistlerle bir aradayız burada.

2.günümüzde Phuket’i gerçek anlamda hissedeceğimiz bir yere gidilecek. James Bond adası olarak bilinen Tapu Adası’na büyük teknelerle yola çıkıyoruz.

Önce Phang Nga Koyu’na uğruyoruz. Burada tekneden inip kanolara biniyor ve mağaraların içinde yolculuk yapıyoruz. Yeşilin tonları, egzotik kuş ve böcek sesleri eşliğinde ilerliyoruz Kano sürücümüz hem anlatıyor hem de fotoğraflarımızı çekiyor sabırla. Tapu yani James Bond adasında inip çevreyi geziyoruz. Su ve doğa da burada harika.

Bu arada yine bol bol Thai yemeklerine doyuyoruz, dileyenler için makarna, burger de var.

Ertesi gün Phuket ile bence eş anlamlı olan Phi Phi Adası için yolcuyuz. Bu kez sürat teknesine bindik. Önce Maymun Adası’nda maymunları görüyoruz. Çok yaramaz ve bir o kadar sevimliler.

Phi Phi Don Adası civarında balık yemlerini elime alıp daldım ve ellerimle balık besledim. Müthiş bir keyif aldım.

“The Beach” filminin çekildiği Maya Bay’de ise işte ben Phuket’teyim dedim. O tekneler ve o mavinin tonu!

Adalardan daha bakir olanında da yemek alıp dönüşe geçtik.

Gezinin Tayland kısmında bize eşlik eden Altuğ İşçi’ye kibarlığından ve gerçek rehberliğinden dolayı bu yazım aracılığı ile de tekrar teşekkür ederim.

ŞİMDİ ÜLKE DEĞİŞTİRİYOR VE SİNGAPUR’A GEÇİYORUZ

Uçaktan inince bizi çok temiz ve düzenli bir ülke karşılıyor. Singapur Botanik Bahçesi’ne gidiyoruz. Envai çeşit orkide var burada ve renkler çeşitle inanılmaz. Ferahlıyorum sıcağa rağmen burada. Merlion Heykeli, Clark Quay Bölgesi, meşhur Orchard Caddesi ve tabi olmazsa olmaz Çin Mahallesi gezilerimiz yapıp biraz da alışverişe dalıyoruz. Alışveriş merkezleri devasa, yemek alternatifi bol ve de şık bir ülke burası. Sigara içmek, sakız çiğnemek, sifon çekmemek ağır ceza sebebi bir de bu ülkede. Temizlik adına güzel hamle.

Ertesi gün meşhur Sentosa Adası’na geçiyoruz. Teleferiğe binip giderken ki manzara dillere destan. Adayı yukarıdan görme şansı veren bu ulaşım biçimini sevdim. Adada shuttle gibi kullanılan trenlerle ulaşım sağlayabildiğiniz gibi yürüyerek de keşfetmek mümkün. İçinde tema parklar, otel ve restoranlar,  plajlar, oyun alanları gibi hayal gücünüzü zorlayacak müthiş alternatifler var. Hemen hemen hepsini yaptığımı söyleyebilirim. En zevklisi minik ralli deneyimiydi.

Gece de sonsuzluk havuzu ve mimarisi ile ünlü Marina Bay Sands Oteli’nin terasına çıkıyor, barda oturup eşsiz gece manzarasını izliyoruz bu güzel ülkenin.

Hafızamıza bu görüntüyü de kazıyıp gezimizi ertesi gün sonlandırıyoruz binbir güzel anı ile…

©2017 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account