3 ÜLKENİN BULUŞTUĞU SANAT ŞEHRİ BASEL

3 ÜLKENİN BULUŞTUĞU SANAT ŞEHRİ BASEL

Basel’e adım atarken buradan tek beklentim 3 günlük huzur dolu bir dinlenme, sakin bir geziydi. Geç uyanıp Ren kıyısında bir kahve içecektim, akşam üzeri de sadece soğan kiş yiyip parkta yürüyüş yapacaktım. Basel’in yerlisi olan arkadaşım bana planlarımızı anlatınca dolu dolu bir tatil geçireceğimi farkettim. Öncelikle havalimanına indiğinizde İsviçre kapısından çıkmanız gerektiğini hatırlatayım; Euroairport’u Fransa, Almanya ve İsviçre ortak olarak kullanıyorlar. Havalimanından çıktığınızda 24 saat geçerli, 8 CHF olan biletlerden almanızı öneririm. Bütün şehri yürüyerek gezmeniz mümkün tabi ama yakınlarında görmeye değer çok güzel köyler var. Bunların arasından en keyifli bulduğum Bottmingen oldu, yarım saat uzaklıkta gölüyle ovasıyla müthiş bir kasaba.

Basel görülmesi gereken yerler: Alstadt yani eski şehir mutlaka yürüyerek gezilmeli. Munster Katedrali, Botanik Park, Spalentor, Rathaus, Tinguely Çeşmesi, Marktlplatz, Mitlere Köprüsü olmazsa olmaz rotalardan. Şehrin hayvanat bahçesi de meşhur fakat ben hayvanat bahçelerine, akvaryumlara şiddetle karşı olduğum için kimseye önermiyorum. Ren nehri boyunca yürüyüş yapılmalı ve sandala binilmeli (yanlış hatırlamıyorsam 2 CHF ödemiştim).

Yemeden dönmeyin: Basel gastronomi açısından zayıf sayılabilir. Ama soğanlı ya da peynirli kiş bu kantonda meşhur. Kahvaltı için Les Gareçons, ağaçların altında hafif bir öğle yemeği için Restaurant Kunsthalle gitmeye değer adreslerden. Çok fazla kişinin bilmediği, gizli bir bahçe olan Invino’da akşam şarap içip sohbet etmek için harika bir yer. Şehrin ortasında ama inanılmaz sakin, loş ışıklı mütevazi bir mekan. Basel’e tekrar gittiğimde mutlaka uğrayacağım. Backerei Kult da eski şehrin içinde bulunan, kahveleri ortalama fakat kruvasan ve diğer unlu mamulleri damağınıza ziyafet çektiren bir yer. Bütün bunların dışında, sokakta satılan taze malzemeleri sandviçlerden ve sıkma portakal suyundan alıp Ren Nehri kıyısında oturacak bir çim bulup anın tadını çıkarmanızı öneririm. Sadece Ren’in akım gücüyle çalışan minik sandalları akşamüzeri seyretmek bile gayet keyifli bir aktivite bence. Başka bir öneri ise Ren kıyısındaki mekan Cargo. Basel gençlerinin akşam müzik dinleyip bir şeyler içtiği uğrak bir mekan. Burada kendimi biraz da Budapeşte’de gibi hissetmiştim nedense.

Sanatseverler için: Basel sanat trafiği açısından dünyada kabul görmüş şehirlerden birisi. Ben gezimi özellikle Art Basel tarihlerine denk getirdim. 1970 yılından bu yana süregelen bu sanat fuarı, şehrin en beklenen zamanlarından birisi. Her sene 4000’den fazla uluslararası sanatçıyı bir araya getiren bu platformun günlük bilet ücreti 60 CHF, combine bilet ücreti ise 85 CHF (4 günlük). Bunun dışında ücretsiz olarak akşam yürüyüş parkurları ve rehberli gezileri mevcut. Bir sonraki fuar tarihi 14-17 Haziran 2019, kaçırmayın derim!

Basel’deki müze sayısı 35 olup, Avrupa’da müze yoğunluk oranı en yüksek şehirlerden birisi. Ben sadece 3 gün kaldığım için bütün müzeleri gezemedim tabi ama süreli ve devamlı sergiler çok etkileyiciydi. Kunstmuseum buradaki ana müzelerden biri. 19. ve 20. Yy eserleri devamlı koleksiyonlarını oluşturuyor. Bir oda tamamen Picasso eserlerine ayrılmış, dışarıda ise Rodin heykeli var. Andy Warhol, Van Gogh, Edgard Degas, Claude Monet ve daha birçok efsane ressamın hayranıysanız en az 3 saatinizi Kunstmuseum’a ayırmalısınız. Giriş ücreti 32 CHF (30 Euro) fakat saat 5-6 arası ücretsiz. Her ayın ilk Pazar günü de tüm gün ücretsiz gezebilirsiniz.

Ziyaret etmeye değer diğer müzeler Tinguely, Fondation Beyeler, Basler Papiermühle ve Naturhistoriches olarak sıralanabilir.

Gitmeden önce Theater Basel’in de programını kontrol edip çeşitli klasik müzik konserleri, opera ve tiyatrolar için de yerinizi ayırtabilirsiniz.

©2018 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account