Sanat, Mimari ve Gece Hayatının Merkezi Barselona

Sanat, Mimari ve Gece Hayatının Merkezi Barselona

Sıcakkanlı insanları, Akdenizli ruhu, mimari harikası yapıları ve enfes lezzetleriyle Barselona gezilip görülmeyi fazlasıyla hak ediyor.

Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapmak, bir kent için muazzam bir olay olabileceği gibi,  sıradan kent yaşamını sarsan baş belası bir durum da olabilir. Dünyanın en büyük “spor cümbüşünü ağırlamanın maliyeti yerel yönetimleri genellikle oldukça zor durumlara sokar.Ama Barselona’da durum farklı yaşanmıştı.  80’lerin ortasında oyunların burada yapılacağı belirlenmeden önce, Barselona olduğu yerde çırpınan,  endüstriyel gelişimini tamamlamaya çalışan ve bunu yaparken de o eski şöhretinin solgun renklerine tutunmaya çalışan bir kentti. 1992 Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapacağı kesinleştiğinde, bu haberin yeni yatırımlar üzerinde ani ve iyileştirici bir etkisi oldu. O günlerde aldığı rüzgarın etkisi, şehri bu- günlere taşıdı hatta bugün Barselona yerinde duramıyor dersek abartmış olmayız. Kentin, Avrupa’nın en gözde yerleşimlerinden birine dönüşmesi, içlerinde ünlü film yapımcısı Pedro Almodóvar ve Nobel ödüllü yazar Gabriel García Marquez’in de bulunduğu elit tabakanın İspanya’ya akın etmesini sağladı.

Dünyaca ünlü tasarımcıların hünerlerini sergilediği Barselona  Moda Haftası, geleneksel hale geldi. Nere- deyse yeniden inşa edilen Las Ramblas bölgesindeki Vell Limanı, çevresindeki yeni evleri, muazzam akvaryumu, 2 marinası, son derece şık restoran ve barlarıyla kentin en popüler bölgelerinden biri haline dönüştü. Las Ramblas için Barselona’nın merkezi demek yanlış olmaz. Burası, ziyaretçilerin gezip dolaşabileceği, alışveriş yapabileceği ve hayatın ta- dını çıkartabileceği bir buluşma yeri. Trafiğe kapalı, 3 şeritten oluşan Las Ramblas’nın kalbi, insan topluluklarından aldığı pozitif enerji ile atıyor. Sokak müzisyenleri, mim ve performans sanatçıları, pahalı saatten tutun ayakkabı bağına kadar her şeyi satan sokak satıcıları  Las  Ramblas’nın  sembolü  haline  gelmiş  durumda.

BARSELONA’NIN ÜNLÜ ÇOCUĞU: ANTONİ GAUDİ

Büyük mimarın en büyüleyici eserlerinden biri olan Sagrada Família (Kutsal Aile) Kilisesi, gökyüzüne uzanan sivri kulelerin bitmemiş senfonisidir adeta… Ve kentin her yerinden görülür. Proje 1882’de başladı; ancak dahi çocuk kendi eserinin tamamlandığını göremeden, 1926’da bir tramvayın çarpmasıyla yaralandı ve kurtarılamayarak öldü. Sadece o değil, hiç kimse eserin tamamlanışını göremedi; çünkü Gaudi’nin ölümünden bu yana yapının inşasına günümüzde de devam edilmektedir. Modernist üsluplu yapı diğer aynı tarzdaki yapılardan Barselona’nın kültür zenginliğinin de etkisi ile farklılıklar gösterir. Bu farklılığın sebebi, kentin Gotik, İslam, Rönesans, Romanesk ve Bizans üslupları nı bir arada taşıyor olmasındandır. Gaudi’nin, La Pedrera (The Quarry) adıyla bilinen apartmanı gibi şehirde daha birçok eserini görmek mümkündür.

BARCELONA, SPAIN - DECEMBER 14: La Sagrada Familia - the impress

GOTİK MAHALLE

Barri Gòtic, yani Gotik Mahalle, şehrin kalbi sayılıyor. Dar sokaklardan oluşan bu büyüleyici labirent, olağanüstü etkileyici bir Ortaçağ mimarisine ev sahipliği yapıyor.

14. ve 15. yüzyıllarda ilk “Altın Çağ”ını yaşamış olan Barselona’ya, Ortaçağ mimarisinin esintileri bu dönemden miras kalmış… Barri Gòtic’in tam merkezindeki Katedral, İspanya’nın en ihtişamlı Gotik binası kabul edilir. Meydanı çevreleyen sokaklar ise keyifli barlar, kafeler ve restoranlarla doludur.

Ressam Joan Miro’da Barri Gotic’de doğmuş ve büyümüş; buranın izlenimleri de eserlerine yansımıştır.

CRISTOBAL COLON HEYKELİ

Hemen hemen Barselona ile ilgili her fotoğrafta veya her tabloda gördüğünüz, her kitapta okuduğunuz, o ünlü Las Ramblas sokağı limandan sadece bir kilometre uzaklıktadır. Limanın hemen yanındaysa bir diğer ünlü yapıt Cristobal Colon Heykeli, yüzünü Akdeniz’e çevirmiş sizi beklemektedir. Yaz aylarında konserler verilen, dramalar sahnelen başka ünlü bir bulvar da Plaça Del Rei’dir (Plaza of the King). Yeni Dünya’ya yaptığı seyahatten dönen Colon, Isabella ve Ferdinand tarafından huzura burada kabul edilmiştir.

 

MONTJUİC TEPESİ

Bu tepe, kent merkezini gözler önüne serer. Muhteşem bir manzara sunmasının yanı sıra bölge, sanat galerilerine ve sessiz sakin parklara ev sahipliği yapar. Palau Nacional’deki Museu Nacional d’Art de Catalunya, Roma döneminden kalma eserleri barındırır bünyesinde. Çevrede bulunan çeşme ve fıskiyelerin en büyüğü ve en ünlüsü olan La Font Màgica, yaz akşamları çevresinde düzenlenen müzik ve ışık gösterileriyle ziyaretçileri büyüler.

 

PİCASSO MÜZESİ

Barselona deyip de Picasso’dan bahsetmemek olmaz. 1881 yılında Malaga’da doğan Picasso 1985-1900 yıllarında Barselona da yaşamış, özellikle de Barri Gòtic ve Barri Xines bölgelerinden etkilenmiştir. Bu dönem içinde Empresyonizim ve Sembolizim üsluplarında çalışmıştır. 1900 yılında ayrıldığı Barselona’ya 1901 yılında dönen Picasso 1904 yılına kadar tekrar Barselona’da yaşamış ve “Mavi Dönemim” dediği ürünlerini yaratmış;1904 yılından sonra Fransa’ya yerleşmiş ve 1973 yılında Fransa’da ölmüştür. Ünlü ressamın eserlerinin özellikle erken örneklerinin toplandığı bir müze 1962 yılında oluşturulmaya başlanmış. Museo Picasso, 1981 yılında eşinin de Picasso’nun yaptığı seramik çalışmalarını bağışlamasıyla bugünkü halini almıştır. Ünlü ressamın 2.500’den fazla eserini bu şehirde özellikle de Museo Picasso’da gör- meniz mümkün.

OLİMPİYAT STADI

Stadın yapımına 1936 yılında başlanmıştı. Ancak İspanya’da iç savaş olunca İspanya Olimpiyat oyunları Berlin’e verilmişti; bu nedenle stadın yapımı da durdurulmuştu. 1992 olimpiyatları için yeniden düzenlenen stad, yaklaşık 70.000 kapasiteli.

KRALİYET SARAYI (PALAU REIAL MAJOR)

Saray, 13. yüzyılda yapılmıştır. Gotik tarzda inşa edilen “Salo del Tinell”, Kristof Kolomb’un Fernando ve İsabel tarafından Amerika dönüşü kabul edildiği salondur.

PARLEMENTO BİNASI (PALAU DE LA GENERELITAT)

1403 yılından beri Katalonya hükümetinin merkezi burasıdır. Ön cephedeki heykel Katalonya’nın koruyucu Azizi, Aziz Jordi’ye aittir. Her sene 23 Nisan’da onun anısına kutlama yapılır.

BARSELONA KATEDRALİ

İnşasına 1298’de başlanan katedralin, ön cephesi ancak 19. yüzyılda tamamlanmaştır. Her tarafı özenle işlenmiş yüksek ön cephesi ile büyüleyici bu yapıt, içeri girincesizi geç- mişe götürecek kadar etkileyicidir. Katedralde 28 yan şapel yer alır. Bu şapellerin içinde 16. yüzyıldan kalma Hz. İsa heykeli, Gotik revaklar ve mezar odasında bulunan Azize Eulalia Lahdi görülmesi gereken eserlerden bazılarıdır.

POBLE ESPANYOL (İSPANYOL KÖYÜ)

“Poble Espanyol” kelime anlamı olarak İspanyol Köyü anlamına gelir. Alan, 1929’daki inşaat fuarı için yapılmıştır. İçerisinde İspanya’nın değişik bölgelerine ait dolayısıyla hep- sinin mimarisi birbirinden farklı özellikler gösteren tam 116 ev bulunur. “Poble Espanyol” Montjuic tepesinde yer alır.

CASA MILA (LA PEDRERA)

1906-1910 yılları arasında inşa edilen bina, sekiz katlıdır. Gaudi tarafından hiç düz duvar kullanılmadan tasarlanan Casa Milla, yosun görünümündeki balkonları ve süslü bacaları ile görülmeye değerdir. Son 2 katı ve bacaları ziyarete açık olan binanın diğer katları ise özel mülktür. Barselona’nın ilk yeraltı otoparkı bu binanın altında yapılmıştır. Ayrıca belli zamanlarda çatı katında konserler yapılmaktadır.

Barcelona skyline, Spain

 

YİYECEK İÇECEK

İspanyollar yemeyi içmeyi o kadar seviyorlar ki, günde iki kez kahvaltı ediyorlar. Bir Akdeniz ülkesi olan İspanya’nın mutfağında doğal olarak kahvaltıda kızarmış ekmek üzerine zeytinyağı tüketiliyor. Ardından saat 10.00-11.00 gibi yapılan ikinci kahvaltıda ise meyve suyu veya kahve yanında sosisli, peynirli sandviçlerle, “tortilla a la espanola” denilen patatesli omlet yemeyi tercih ediyorlar. Dolayısıyla öğle yemeğine biraz daha geç; 14.00-16.00 saatleri arası sıra geliyor. Akşam yemeklerini ise saat 22.00 gibi Tapas adı barlarda yemeyi tercih ediyorlar. Katalan mutfağında zeytinyağı, tatlı ve ekşi bir arada kullanılıyor. Bir restorana gittiğinizde önce masanıza “pa’am to- maquet” (üzerine taze domates ezmesi sürülmüş ekmek) ikram ediliyor. Masada daima çeşni olarak “romesco” (domates ve acı biberle hazırlanan acı bir sos) ve “el allioli” (zeytinyağı ve sarımsağın ezilmesiyle yapılan özel bir sos) bulmanız  mümkün.   Barselona’da çok rağbet gören bir tür pilav olan “paella” da mutlaka tatmanız gereken lezzetler arasında ilk sıralarda. Salata yemeyi arzu ederseniz “amanida” mutlaka denenmeli. Ayrıca güveç yemeyi sevenler için de  “cocida con judias blancas” (İspanyol usulü patatesli omlet;  yanında  kızarmış  yeşil biber, çıtır ekmek dilimlerinin üstünde somon  balıkları  ve  karides)  yenebilir.İçki olarak köpüklü bira ya da beyaz şarap içebilirsiniz.

GECE HAYATI

İspanya’nın gece hayatıyla ünlü yerlerini, özellikle İbiza’yı düşünürsek, Barselona için “partiler kenti” diyemeyiz; ama eğlenceyi sevenler için Barselona da sayısız alternatife sahip. En popüler mekanlardan biri olan Fibra Optica Discotheque, artık kentin klasikleri arasına girmiş. Café Royale, “güzel insanların görmek ve görünmek için akın ettiği mekanlardan. Kapının önündeki uzun kuyruk,  daha içeri girmeden belki  de giremeden  bu  gerçeği  gözler  önüne serer.  Görülecek olağanüstü yerleri, çok özel mağazaları ve hareketli gece hayatıyla Barselona,   tüm ziyaretçileri için bir tutkuya dönüşüyor.

Şehirde ulaşım…

Şehir merkezinde hemen hemen her yere metro ile ulaşabilirsiniz.

Otelelinizden şehir haritasını ücretsiz olarak alabilirsiniz; bu haritada metro krokisi de bulunmakta.

Şehir merkezine gidecekseniz Catalunya İstasyonu merkeze en yakın durak. Buradan yürüyerek çoğu yere ulaşabilirsiniz.

Metro fiyatı 1.4 Euro; otomatik makinelerden biletinizi alabilirsiniz.

Metroda bazı noktalara aktarımla aynı biletle gidiyorsunuz.

Biletinizi metrodan çıkana kadar atmayın; çünkü çıkışta çoğu zaman aynı bileti kullanarak çıkıyorsunuz yoksa ceza ödersiniz.

 

 

©2019 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account