BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ TADINDA TALLİNN

BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ TADINDA TALLİNN

‘‘Evvel zaman içinde kalbur saman üstünde’’ diye başlayan masallardan birinin içinde gibi hissediyorsunuz kendinizi, Tallinn sokaklarında gezerken. Silindir şeklindeki kuleleri, arnavut kaldırımlı taş yolları, geleneksel kıyafetleri ile meydanda tezgahlarının başında duran kızları, surlarla çevirli eski kent merkezi, sizi bir anda bulunduğunuz zamandan koparıyor ve Orta Çağ’a götürüyor. Bu geçmişe yolculukta masalsı bir bağımsızlık hikayesi olmasının da etkisi vardır belki kim bilir…

Tallinn’in bağımsızlık hikayesi tıpkı Nazım Hikmet’in ‘‘Ben artık şarkı dinlemek değil / Şarkı söylemek istiyorum’’ dizelerindeki gibi.  Sovyetler Birliğinden ilk ayrılan Baltık ülkesi olan Estonya bağımsızlığını yüzbinlerce kişinin el ele tutuşup özgürlük şarkıları söylemesi ile ilan etmiş. Bu nedenle Şarkı Devrimi olarak tarih sayfalarında yerini aldı, Estonların bağımsızlık hikayesi.

Oldukça küçük bir başkent olan Tallinn bence huzurun ve sükunetin başkenti. Ancak bu huzur bir süre sonra insana biraz fazla gelebiliyor. Sonuçta alışmışız İstanbul’un gürültüsüne, kaosuna.

Tallinn (16)

Eski kenti gezmeye şehrin en yüksek tepesi diyebileceğimiz Tompee tepesinden başlayabilirsiniz. Buradan kartpostal gibi duran şehri St. Mary Katedrali çevresinde yer alan seyir teraslarından kuşbakışı izleyip, harika fotoğraflar çekebilirsiniz. Alexander Nevsky Katedrali’ni, tam katedralin karşında yer pembe rengiyle dikkat çeken parlemento binasını  gezdikten sonra tarihi dokuyu içinize çekerek aşağı inebilirsiniz. Bu yürüyüş sırasında rengarenk çiçeklerle dolu kafelerin yer aldığı Long Leg (Uzun Bacak) sokakta bir kahve molası vererek kendinizi kentin huzuruna bırakabilirsiniz.

Tallinn (13)

Eski kentin merkezine geldiğinizde sizi sevimli bir meydan karşılıyor. Burada bir çok kilise var. Bunlardan bir taneside uzun yıllar boyunca Avrupa’nın en yüksek kulesine sahip olan St. Olaf Kilisesi. Kilisenin hemen yanında alışkın olduğumuz kulelerle kıyasladığımızda daha tombul duran bir kule dikkat çekiyor: Fat Margaret (Tombul Margaret). Rivayete göre burada Margaret adında tombul bir aşçı yaşarmış. Margaret’in vefatından sonra bu kule onun adıyla anılmaya başlamış. Eski kent meydanın yakında Orta Çağ’ın izlerinin bariz olarak görüldüğü yerlerden bir tanesi de Katarina Kaik (Katarina Geçidi). Buradan geçerken küçük evleri görebilir, el yapımı ürünlerin yer aldığı sevimli dükkanları gezebilirsiniz, hediyelik eşyalar bakabilirsiniz. Tallinn’den alabileceğiniz diğer seçenekler ise Baltık ülkelerine özgü amber taşından yapılmış takılar ve bu soğuk kış ülkesine özel has yün hırkalar, kazaklar, şapkalar. Ancak ben asla batan, yünlü kıyafetler giyemediğim için kıyafetleri pas geçip takılar arasında kaybolmayı tercih ettim tabii ki. Ayrıca buraya kadar gelmişken, vitrininde fincanlardan yapılmış bir nevi dönme dolabın sizi karşıladığı, Tallinn’in en eski kafesi olan Maiasmokk Kohvik’de mutlaka bir kahve molası vermeli, lezzetli pastalarından tatmalısınız.

Tallinn (1)

Bana göre eski kentin en enteresan yerlerinden biri de hiç kuşkusuz Old Hansa restoran. Normalde bu kadar turistik yerlerde yemek yemektense daha yerel yerler seçmeyi tercih ederim ama burası mutlaka gidilmesi gereken bir yerdi. Old Hansa şehrin Orta Çağ dokusuyla birebir uyumlu. İçeride elektrik yok, aydınlatma mumlarla sağlanıyor. Garsonların hepsi yöresel kıyafetler içerisinde, yemekler ve içeceklerse toprak kaplarda servis ediliyor. İçecekler dediysem aklınıza meşrubat gelmesin, çünkü garsonlara kola siparişi verdiğinizde ‘Henüz keşfetmedik’ gibi nüktedan bir cevapla karşılaşıyorsunuz. Aromatik biralarını denemenizi tavsiye ederim. Bizim tercihimiz tarçınlıdan yana oldu ve oldukça lezzetliydi.

Tallinn (2)

Bu kadar tarih bana yeter birazcık da şehrin modern yüzünü görelim derseniz surların dışına çıkmanız yeterli. Şehrin modern tarafındaki en güzel yerlerden biri de Kadriorg park. Burada içeceğinizi alıp, bir banka oturun, insanları seyredin ve temiz havayı derin derin içinize çekin.

Eğer Tallinn’de iki günden fazla kalacaksanız Finlandiya’nın başkenti Helsinki’yi de görmeden dönmemelisiniz. Her gün Tallinn limanından belli aralıklarla büyük gemiler kalkıyor Helskinki’ye. Sabah erken saatlerde gidip günü doya doya yaşayabilirsiniz. Dönüşte ise bizim gibi günbatımı saatine denk gelirseniz çok şanslısınız. O alabildiğine kızıl bir gökyüzü, ufuktan batmaktan olan kıpkırmızı güneş…

Tallinn (8)

Bu eşsiz manzara Can Yücel’in

‘‘Vakti gelince gitmenin adıdır günbatımı,

ömürden,

gönülden,

günden’’

dizeleri ile hafzıma kazıdığım manzaraların en güzelleri arasında yerini aldı.

Tallinn ve Helsinki ile Kuzey Avrupa’ya ilk kez adım atmış oldum, bakalım bundan sonra hangi şehir gelecek…

©2018 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account