CEZAYİR’İN IZGARA ŞEHRİ: TİMGAD ANTİK KENTİ

CEZAYİR’İN IZGARA ŞEHRİ: TİMGAD ANTİK KENTİ

Timgad şehrinin gizemini keşfetmeye hazır olun! Antik Roma’nın gezegenimize bıraktığı en önemli miraslardan biri olan Timgad antik kenti  Cezayir’de bulunuyor. Romalılar, Cezayir topraklarında birçok eser bıraktı ve Timgad bu eserler arasında belki de en iyi korunmuş olanı. Bu antik kente ızgara şehir denmesinin de bir sebebi var! Milattan sonra 100’lü yıllarda kurulmuş olan kentin inşası sırasında yapılan planlama günümüzün en modern şehirlerini bile kıskandıracak cinsten. Kuş bakışı bakıldığında şehir gerçekten ızgaraya benziyor; düzenli hatlar şeklinde uzanan yerleşim bölgelerini hem enine hem boyuna bölen geniş caddeler ilgi çekici bir düzen oluşturuyor. 1765 yılında İskoçyalı kaşif James Bruce tarafından keşfedilen Timgad, Aures Dağları’na kurulmuş antik bir Roman-Berberi kasabası. İşte karşınızda, her parçası antik gizemlerle bezeli olan Timgad şehri ve bu şehrin sırlarla dolu tarihi…

Cezayir Timgad İçinizdeki Kaşife Hitap Ediyor

Cezayir, Afrika kıtasının en çok ziyaret edilen ülkelerinden biri. Tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Cezayir, zıtlıkları birleştiren coğrafyasıyla dikkat çekiyor. Bir tarafında dünyanın en büyük sıcak çölü olan Sahra Çölü, diğer tarafında ise dünyanın en kıymetli denizlerinden olan Akdeniz… Özgün coğrafyasının yanında önemli tarihi eserlere de ev sahipliği yapan Cezayir’de; Roma, Osmanlı ve Fransız kültürlerini bir arada gözlemlemek mümkün. Timgad antik şehri de Cezayir’in Kuzey Afrika’nın cazibe merkezi haline gelmesine katkı sağlıyor. Cezayir’in kuzeydoğusundaki Aures Dağları’nda yer alan antik kent, İmparator Trajan tarafından Roma askerlerinin yerleşmesi için yaptırılmış bir şehirden günümüze kadar ayakta kalmayı başaran kalıntıları içeriyor. Sahra Çölü’nün mistik kumlarına gömülen ve bu kumların koruması altında bin yılı aşkın süre boyunca ayakta kalmayı başaran Timgad şehri yapıldığı dönemde Colonia Marciana Ulpia Traiana Thamugadi ismiyle anılıyordu. Bu uzun ismin kökeni İmparator Trajan’ın annesinin, babasının ve ablasının isimlerine dayanıyordu. Tarihçilerin ve arkeologların düşüncesine göre Timgad kenti 3. Augusta Lejyonu için bir karargah olarak planlanmıştı.

Timgad’ın Kent Planı Cetvelle Çizilmiş Gibi

İskoçyalı James Bruce 1765 yılında kentin giriş kapısını keşfetti ve bu kapıyı tüm ayrıntılarıyla not defterine çizdi. Bruce, karşısında koca bir Roma kentinin bulunduğundan habersizdi. Sadece kaşif Bruce değil, o dönemlerde kimse Timgad’ın Cezayir topraklarının altında saklandığından haberdar değildi. 19. yüzyılın sonlarında Bruce’un not defterindeki görkemli kapının izini sürmeye karar veren Fransız arkeologlar tüm kenti ortaya çıkartan bir kazı çalışması yaptı. Fransız arkeologlar, kazı çalışmalarının sonucunda, Roma şehir planlamacılığının en iyi örnekleri arasında gösterilen Timgad’ı gün yüzüne çıkartmış oldular. Antik kent, birbirine dik iki ana caddenin ikiye böldüğü muntazam bir kare şeklinde tasarlanmıştı. Romalılar tarafından inşa edilmiş olan diğer koloni şehirlerin aksine Timgad var olan bir şehrin üzerine kurulmamıştı. Cezayir’deki bu koloni kent tamamen boş bir araziye sıfırdan inşa edildiği için saf bir Roma mimarisi örneği sunuyor. Kuzey yönünden güneye doğru devam eden cadde “cardo” ismiyle anılırken doğu-batı yönündeki cadde “decumanus” olarak biliniyordu. Izgara şehir, 1982 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi.

Timgad ve Roma Mimarisi

Timgad, duvarlarla çevriliydi ve dört giriş kapısına sahipti. Antik kentin en ihtişamlı yapılarından biri olan Trajan Kemeri şehrin batı yakasında, decamunus caddesinin sonunda yer alıyor. Şehrin eski ve yeni bölgelerini birleştiren Trajan Kemeri neredeyse iki bin yaşında. Kemerden, Timgad’ın yeni bölgelerine doğru uzanan yol Roma tarzı sütunlarla bezeli. Bu yol, zamanında askeri araçların üstünden geçtiği, savaş arabalarının kullandığı hareketli bir güzergahtı. Kent planlamasında bu denli gelişmiş olan Roma, halkın ihtiyaçlarını karşılamayı da ihmal etmiyordu. Şehir merkezinde yer alan forumda halk pazarları kuruluyor, çeşitli sosyal toplantılar yapılıyordu. Forumun güneyinde yer alan şehir tiyatrosunda halka açık gösteriler düzenleniyordu. Timgad tiyatrosu, Roma İmparatorluğu’nun diğer tiyatrolarına göre daha küçük olmasına rağmen 3500 izleyici kapasitesine sahipti. Roma mimarisinde tiyatrolar kadar önemli görülen yapılardan bir diğeri de hamamlar. Zira Timgad antik kentinde de yirmiye yakın hamam kalıntısı bulunuyor. Hamamlar, şehre giren yorgun gezginlere hizmet vermek için giriş kapısının yakınlarına kurulmuştu.

Timgad Kentinin Kuruluş Amacı Neydi?

Cezayir’e yolu düşen her gezginin görmesi gereken bir tarihi site olan Timgad, iki bin yıllık tarihi ile dikkat çekiyor. Roma İmparatorluğu, Kuzey Afrika’daki sınırlarını genişletmeye çalışırken göçebe kabilelerin direnişiyle karşılaşmıştı. Yerel direnişin kontrolden çıkma ihtimaline karşılık bölgeye çok sayıda Roma askeri yerleştirildi. Askerlerin aldığı ilk emir, bölgeyi kontrol altına alma amacıyla bir garnizon inşa etmeleriydi. Şehir, mükemmel bir planlamayla inşa edildi ve göçebe kabileler hem şehrin görkemli mimarisinden hem de şehrin içindeki yaşam standartlarının yüksek olmasından etkilenmeye başladı. Hamamlar, meydanlar ve 3 bin 500 kişilik tiyatro, yerel direnişçilerin Timgad’daki rahat hayata özenmesine sebep oldu. Bölgedeki direnişi, sağlamış olduğu sosyal imkanlarla kırmayı başaran Timgad kenti bu açıdan da özel bir yere sahip. Öyle ki şehrin kurulmasından elli yıl kadar sonra nüfusun büyük çoğunluğunu Romalılar değil Kuzey Afrikalılar oluşturuyordu. Şehre yerleşen bölge insanları askerlerle aynı sosyal statüde görülüyordu. Kentin sağladığı tüm imkanlardan faydalanmaya başlayan halk zamanla asimile olarak Roma kültürünü benimsedi. Tiyatroda sergilenen oyunlar ve saatlerce hoş vakit geçirme imkanı sunan hamamlar sayesinde iyiden iyiye Romalılaşan yerel kabileler sonunda Roma dinine de adapte oldu. Bir süre sonra Roma vatandaşlığına geçen bazı Afrikalılar, Roma İmparatorluğu’nun diğer kolonilerinde görev yaparak önemli makamlara yükseldi.

Timgad Halkının “Yaşamak Nedir” Sorusuna Cevabı

Kent meydanında yer yazıta göre yaşamak; banyo yapmak, avlanmak, gülmek ve oyunlar oynamaktan ibaretti. Şehirdeki insanların hayata karşı tutumunu ortaya koyan bu kıymetli yazıt insanların Timgad’da ne kadar rahat yaşadıklarını gösteriyor. Yıllar süren mücadelelerin ve kanlı savaşların ardından hamamlarda eğlenmek, barış içinde yaşamak, sanatsal faaliyetlere katılmak ve pazar yerinde satılan kaliteli ürünlere ulaşmak Kuzey Afrika halkına cazip gelmişti. Roma İmparatorluğu’nun  kurnaz planı olan Timgad kenti görevini tamamlayarak başarıya ulaşmıştı. Şehirde üretilen zeytinyağı ve şarabın ünü şehir sınırlarını aşıyor, üretimle zenginleşen halk lüks bir hayat sürüyordu.

Rüya Şehir Timgad’ın Hazin Sonu

Kentteki nüfus arttıkça imparatorluk da çiftçilerden daha fazla vergi talep etmeye başladı. Şehir halkı günden güne zenginleşirken ağır vergiler altında ezilen çiftçiler ayaklanma kararı aldı. İç savaş, dinsel çatışmaların etkisiyle körükleniyor, kent ciddi bir yıkımla karşı karşıya kalıyordu. Milattan sonra 600’lü yıllara kadar devam eden savaş yüzünden zayıflayan kent, Aures Dağları’ndan gelen göçebe kabileler tarafından yıkıma uğradı. Sosyal eşitlik ve adalet gibi kavramlarla başarıya ulaşan Timgad, adaletin ortadan kalkmasıyla yok oldu. Roma İmparatorluğu’nun devamı olarak kurulan ve imparatorluğun Kuzey Afrika’daki mirasına sahip çıkmak isteyen Bizans İmparatorluğu, 7. yüzyılda Timgad’ı yeniden fethetti ve kenti yeniden canlandırmak için çalışmalar yürüttü. Sekizinci yüzyılda artmaya başlayan ve kente büyük darbeler vuran Arap baskınları başarılı oldu. Döneminin en ihtişamlı kentlerinden biri olan Timgad, 8. yüzyılın sonlarında kimsesizliğe terk edildi.

©2019 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account