FARKLI MEDENİYETLERİN KESİŞTİĞİ İSRAİL

FARKLI MEDENİYETLERİN KESİŞTİĞİ İSRAİL

Orta Doğu’nun en merak edilen ülkelerinden biri olan İsrail, birçok farklı medeniyete ve dine sahip. Bambaşka bir tecrübe edineceğiniz İsrail’de gezilecek yerler açısından Kudüs, Hayfa ve Tel Aviv öne çıkıyor. Derin bir geçmişe sahip olan bu şehirlerde tarihi bir yolculuk sizi bekliyor. İsrail’i ve bu önemli şehirleri mercek altına alalım…

İlk insandan günümüze kadar toplumlar, sayısız inanç sistemleri geliştirmiş, insanlar kendilerini, doğayı ve evreni teolojik bir düzlem üzerinden anlamaya çalışmışlardır. Milyonlarca yıllık teolojik evrim sonunda en güçlü şekilde ayakta kalan sistem ise tek tanrı inancı ve semai dinler olmuştur. Semai dinlerin çıkış noktası İsrail’in başkenti Kudüs’tür. Hiç şüphesiz, hala politik, ekonomik ve teknolojik olarak şekillenmeye devam eden toplumları anlamak için inanç sistemlerini anlamak önemlidir.

İlginizi çekiyor ise, Kudüs, kutsal kitaplarda anlatılan peygamberleri ve olayları zihninizde canlandırmanıza, somutlaştırmanıza ve milyarlarca insanı nasıl bu kadar derinden etkilediğini anlamanıza yardımcı olacaktır.

Jerusalem ya da Jerusalaim, Türkçe’ye tam olarak dostluk şehri olarak çevirebiliriz. Adına dostluk şehri denen bir şehrin tarihin en kanlı savaş ve istilalarına maruz kalması tam bir aporyadır. MÖ 1000’lere dayanan Kudüs tarihi, Hz Davut’un Kudüs’ü fethedip İsrail Krallığı’nı kurması ile başlar. Tarih boyunca Roma, Pers, Bizans, Emevi, Abbasi, Fatimi ve Osmanlı egemenliğinde kalan Kudüs, defalarca kez yıkılmış ve yeniden inşa edilmiştir.

ESKİ KUDÜS BİRÇOK TARİHİ YAPIYA SAHİP

Musevilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık için sayısız kutsiyet ve önem içeren noktalar bulunur. Eski Kudüs’ü gezmeye başlamak için 8 kapı bulunmakta. Ben West Wall ya da Ağlama Duvarı denilen kapıdan gezime başlıyorum. Ağlama Duvarı, Hz Süleyman’ın inşa ettiği büyük tapınağın ayakta kalan duvarıdır. Hz Davud, İsrailoğulları’nın Kutsal Topraklar’a girmesini sağlayan savaşta Golyat’ı öldürdükten sonra İsrail Krallığı’nın başına geçer ve oğlu Hz Süleyman ile birlikte büyük bir mabet inşaatına başlarlar. Buraya Süleyman Tapınağı denmektedir ve bugün bu tapınağın sadece Ağlama Duvarı olarak bilinen batı duvarı ayaktadır. Süleyman Mabedinin kalbi ise, Kubbet’üs Sahra’nın içindeki Muallak Taşı’dır. Yahudi inanışına göre, Hz Süleyman’ın Ahd-i Atik Sandığı bu kayanın altındadır. Emeviler döneminde Muallak Taşı üzerine inşa edilen sekizgen yapı Kubbet’üs Sahra’dır ve Dome of the Rock olarak adlandırılır. Mescid’i Aksa ise, Halife Ömer döneminde inşa edilmiştir. Mescid’i Aksa’nın bahçesinde ise, Roma Kralı Hadrian’ın pagan tapınağının kalıntıları hala görülmektedir.

Bugün Kudüs’te en temel sorunlardan biri, İsrail’in bu mabedin tamamını ortaya çıkarmak ve muallak taşının altında olduğuna inanılan sandığa ulaşmak için arkeolojik kazılar yapmak istemesi ve Müslümanların bu kazılara Mescid’i Aksa ve Kubbet’üs Sahra’nın temelinin günden güne zayıflatması ve sonunda yıkılmasına neden olduğu için karşı çıkmasıdır.

Mescid’i Aksa ile yanyana bulunan Kubbet’üs Sahra, tüm dinler için kutsal bölgelerinden biridir. İslamiyet’e göre Hz Muhammed Kubbet’üs Sahra’da buradan Muallak Taşı üzerinden Miraç’a yükselmiştir. Hristiyan inanışına göre Hz Adem cennetten çıkarıldığında dünya üzerinde ilk bu kayaya inmiş, Hz Nuh, fırtınadan sonra gemisini ilk bu kayanın üzerinde çıkarmıştır. ve Hz İbrahim oğlunu kurban etmek için bu kayaya gitmiştir.

Kudüs üzerinde önemli etkileri olan bir diğer tarih kişilik ise, Pagan Roma İmparatorluğu Egemenliği döneminde, Kudüs’e kral olarak atanan Herod’dur ve Kudüs Tapınağı’nı inşa etmiştir. Hz İsa’nın, Kral Herod’un öldüğü gün doğduğuna inanılır.

Kudüs’te, Hristiyanlar için kutsal kabul edilen birçok nokta bulunur fakat bunların en önemlisi hiç şüphesiz Kutsal Kabir Kilisesi ve Hz İsa’nın çarmıhla yürüdüğü yol olduğuna inanılan ViaDolorosa’dır.  Burası, dine göre, Hz İsa’nın çarmıha gerildiği yerdir ve bugün kilisenin içindeki mağarada bulunan taşın altına defnedilmiştir. Bugün, Kutsal Kabir kilisesi hala ziyarete açık olmakla birlikte, Atina Üniversitesi’nden bir grup mimar tarafından restorasyon kapsamına alınmıştır. Bu alanda ayrıca, Hz İsa’nın bedenine ulaşmak amacıyla bir takım arkeolojik çalışmalar yapılmış ve bunlar NationalGeographic tarafından belgeselleştirilmiştir.

KUDÜS’TE ESNAFLA SOHBET MUHABBET

Kudüs’te tüm bu yapıların yanı sıra, daracık sokaklarında kurulan pazar tezgahlarında gezmek, insanlarla sohbet etmek ve fotoğraf çekmek size büyük keyif verecektir. Kentin Hristiyan bölümünde, yoğun olarak Yunan, Ermeni ve Süryani cemaati yaşamaktadır ve burada Türkçe bilen birçok Ermeni seramik ustanın “Hoş geldin Kardaş” selamı ile karşılaşabilirsiniz. Böyle bir durumda bir kahve içmeyi ihmal etmeyin. Böylece bir kahvenin gerçekten de kırk yıl hatırı olduğunu anlar ve o kahve eşliğinde dünyanın en koyu ve dostane sohbeti içinde bulursunuz kendinizi.

DÜNYANIN EN ALÇAK NOKTASI: LUT GÖLÜ

Kudüs’te olmak size ayrıca 20 km kadar uzakta bulunan Lut Gölü’nü de ziyaret etme fırsatı sunar ve burayı mevsimin uygun olduğu dönemlerde mutlaka ziyaret etmelisiniz. Lut Gölü ya da Ölü Deniz, dünyanın el alçak noktasıdır ve dünyanın en tuzlu üçüncü gölüdür. Buradan göle girerken dikkatli olmak önemli zira suyun yanlışlıkla yutulması size ciddi sağlık sorunları yaşatabilir. Fakat hiç şüphesiz tuz ve çamur cilde iyi geliyor, kuru hava ile birlikte dinlendirici ve arındırıcı bir etki bırakıyor.

İSRAİL’İN FARKLI YÜZÜ: TEL AVIV VE HAIFA

İsrail’in gezilmesi gereken önemli yerlerinden diğer ikisi ise kuşkusuz Tel Aviv ve Haifa. Tel Aviv, Kudüs’ün geleneksel dini yaşamın dışında bambaşka bir portre çiziyor. İsrailliler “Pray in Jerusalem Play in Tel Aviv” diyorlar ve haklılar. Akdeniz kıyısında bulunan Tel Aviv, kilometrelerce uzunluktaki sahili, canlı ve hareketli sokakları ile modern ve eğlenceli bir şehir. Buraya bir gününüzü ayırıp bu sahilde uzun yürüyüşler yapabilir veya rüzgar sörfü öğrenmeyi deneyebilirsiniz. Eski Yafo’da bulunan cam, seramik ve resim atölyelerini, sanat galerilerini gezebilir, kentin hakim tepelerinden birinden güzel bir yemek yiyebilirsiniz.

Tel Aviv’in kuzeyinde bulunan Haifa ise yine görülmeye değer. Huzurlu, sakin ve yavaş bir şehir olan Haifa, aynı zamanda Bahailik Dininin merkezi. Bahai Bahçelerini mutlaka görün. Saat 10 ile 12 arası ziyarete açık olan bu sembolik yapı size dünyanın en güzel bahçelerinden birini sunuyor. Burayı gezerken yine sessiz olmak, sade ve kapalı giyinmek gerektiğini unutmayın.

İsrail’de gezerken en çok insanlarla sohbet etmekten keyif aldım. Telefonda Türkçe konuştuğumu duyan ve bana merhaba diyen birçok Türk kökenli İsrailli ile karşılaştım ve bağların hala sıkı ve sağlam olduğunu gördüm. Bu ülkeyi ihmal etmemek sahip olduğu güzellikleri keşfetmek gerek diye düşünüyorum.

©2018 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account