GÜNEŞİN EN SON BATTIĞI YER: GÖKÇEADA

GÜNEŞİN EN SON BATTIĞI YER: GÖKÇEADA

Gök­çea­da, yüz­yıl­lar ön­ce­sin­den ge­len  ve 1970 yılına kadar kullanılan is­miy­le İm­roz, Ku­zey Ege’de­ki iki Türk ada­sın­dan bi­ri. Türkiye’nin en bü­yük ada­sı olarak Boz­caa­da’nın yak­la­şık se­kiz ka­tı bü­yük­lü­ğün­de. Tür­ki­ye’nin en ba­tı ucu olduğu için “Gü­ne­şin en son bat­tı­ğı yer” ol­ma ün­va­nı­na sahip… Çanakkale’ye bağlı bir ilçe olan adanın nüfusu 10 bin civarında.

Gökçeada Gezilecek Yerler

Gökçeada’da bence gezilecek ilk yerler Rum köyleri olmalı, mimarisi, insanları, yemekleri ile adaya büyük anlam katan köyler mutlaka gezilmeli. Tepeköy’deki 625 yıllık çınar ağacı adadaki görülmesi gereken anıt değerlerden biri. Bölge yöre halkı tarafından piknik alanı olarak kullanılsa da kamp alanı olarak da kullanılabilir. Tuz Gölü, Aydıncık plajının hemen yanındaki göl her iki tarafından rüzgarın yığdığı kumların arasında kalan deniz suyu ve yağmur sularının birikmesiyle oluşmuş. Yazın sular buharlaştığında yüzeyde kalan tuzdan adını alan gölde çamur banyosu yapabilirsiniz.

Sualtı Milli Parkı, Kaleköy ve Kuzulimanı arasında uzanan bir deniz mili uzunluğundaki bölgedir. İçerisinde sualtı mağaraları da bulunan bölge Akdeniz fokları için bir yaşam alanı. Burada profesyonel ve amatör olarak dalış yapabilirsiniz. Bu konuda detaylı bilgiyi Kaleköy’de ofisi bulunan Gökçeada Dalış Merkezinden almak mümkün, hergün amatör dalışçılara yarım saatlik dalış yaptırıyorlar.

Peynir Kayalıkları, üstüste dizilmiş peynir kalıplarına benzer görüntüsü sebebiyle bu adı almış ancak asıl ismi Kaşkaval Burnu. Bu bölgeyi karadan görmek malesef mümkün değil, Kaleköy limanındaki balıkçılar ile anlaşıp bölgeye gidebilirsiniz.

Marmaros Şelalesi, adanın kuzey tarafında bulunan Dereköy’e yaklaşık 8 km mesafedeki şelale. Dereköyden 4km sonra araba ile ulaşım kesiliyor kalan yolu orman içinden yürüyerek devam etmeniz gerekiyor. Kalan 4 km sonunda şelaleye ulaştığınızda göreceğiniz manzara size tatmin etmeyecektir sanıyorum. Biz tracking amaçlı olarak 8km yolun tamamını yürüyerek gidip gelmiştik…

Gökçeada Köyleri

Gökçeada İlçe Merkezi – Panaghia

Adanın en fazla nüfusa sahip yeri olan ilçe merkezi, diğer adalara göre sahilde değil adanın iç kısmında konumlanmış. Toplu taşıma araçları buradan hareket edip adanın diğer bölgelerine ulaşım sağlıyor. Oteller, bankalar, alışveriş merkezleri ve organik tarım ürünleri satan dükkanlar burada konumlanmıştır. Burada yemek için birçok seçenek bulunuyor; Rum tavernaları, minik restoran ve kafeler. Bizim favorimiz ise Ada Mantı Evi oldu, burada yoğurtlu gözleme yemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Dereköy – Shinudi

Eski Rumca ismi Shinudi olan Dereköy, zamanında 1950 hane ile sadece adanın değil Türkiye’nin de en büyük köyüymüş. Merkeze 14 km uzaklıkta 2 tepe arasına kurulu olan köyde şu an yaz kış yaşayan 150 civarında hane var. Bu nüfusun yarısı Rumlardan, klan yarısı ise Güneydoğu bölgesinden gelip buraya yerleştirilmiş olan vatandaşlarımızdan oluşuyor. Eski dönemden kalan eski Rum evlerinin çoğu harabe halinde köyde duruyor ama bu seneki ziyaretimiz sırasında büyük bir altyapı çalışması başladığını gördük, muhtemelen köyün yeni bir yerleşim merkezi olarak hayata geçmesi planlanıyor. Köyde insan nüfusundan fazla keçi nüfusu olduğu gerçeği ise yadsınamaz… Köyde dolaşırken karşınıza çıkacak çamaşırhaneler dikkatinizi çekebilir, bunlar Rumlar zamanından kalmış köyün ortak kullandığı çamaşır yıkama mekanları.

Tepeköy – Agridia

Rumca adı Agridia olan Tepeköy, adanın en yüksek tepesine kurulması sebebiyle bu adı almış. Ada merkezine 11km uzaklıktaki köyde sadece 35 civarında hane yaşıyor. Uzun yıllar İstanbul’da yaşadıktan sonra doğduğu köy olan Tepeköy’e dönen Barba Yorgo’nun girişimleri sayesinde köy canlanmaya başlamış. Barba Yorgo’nun tavernası adadaki en ünlü restoranların başında geliyor. Zamanla Yunanistan’da yaşayıp doğdukları köy olan Tepeköy’e dönen Rumların sayısı artmış, buna bağlı olarak da geçen sene Rum İlkokulu ve Rum Ortaokulu tekrar açılmış. Köyün tam ortasında bulunan çınar ağacının altındaki masalardan birine oturup köyün kahvesinde yapılan meşhur süt böreğin tadına bakmanızı öneririm, sahibi Atina’dan dönen bir Rum aile.

Zeytinliköy – Aya Teodoroi

Adanın en sevdiğim iki Rum köyünden biri olan Zeytinliköy, eski adı ile Aya Teodoroi. Zamanında adanın en sosyal bölgesiymiş, şimdi de çok farklı olduğu söylenemez. Köydeki Rum evleri, dar sokaklar, minik dükkan ve kafeler ile hem gündüz hem de geceleri oldukça hareketli bir köy. Köydeki en ünlü içecek dibek kahvesi, birçok kefede bulabilirsiniz ancak en meşhuru Madam’ın Kahvesi. 7-8 sene önce gittiğimize ölen Madam’ın yerine oğlu bakıyordu ancak bu sefer gittiğimizde oğlunun da vefat ettiğini bu sebeple dükkanın süresiz olarak kapandığını öğrendik. Bunun dışında köyün diğer ünlü mekanı ise Barba Hristo tatlıları, tabelaları takip ederek bulabilirsiniz, sakızlı muhallebisini şiddetle tavsiye ederim.

Kaleköy – Kastro

Eski adı Kastro olan Kaleköy, antik dönemden kalma bir yerleşim merkezi. Bir tepe üzerine kurulu olan köyde antik dönemden kalma kale kalıntıları olması dolayısıyla bu ismi almış. Tepeden sahile inen bölgede de Kaleköy Limanı bulunuyor. Liman boyunca sıralanmış balıkçı teknelerini görebilirsiniz. Ayrıca liman boyunca sıralanmış balık restoranlarında da adanın en taze balıklarını tadabilirsiniz. Akşamları kordon boyunca sıralanmış standlardan alışveriş yapabilir, sahildeki çay bahçelerinde vakit geçirebilirsiniz.

Bademli Köyü – Gliki

İşte benim adada en sevdiğim köy, Gliki. Yeni Bademli köyünün de kurulması ile beraber Eski Bademli adını alan köyde yaklaşık 150 hane yaşıyor. Mimari özellikleri ile tam bir Rum köyü olan Bademli’deki dar sokaklarda yürürken etrafı seyretmekten boynunuz ağrıyacak. Köyün en tepe noktasına sandalyelerinizi atıp güneşim batışını izlemelisiniz, bunun için adadaki en doğru yer burası. Hemen karşıdaki Semadirek adası ile size eşsiz bir manzara sunan köyde ufak kafeler ve köyün merkezindeki kahvehanede soluklanma imkanınız var, bu arada karadut suyunun tadına bakmayı da unutmayın.

Diğer Köyler

Eşelek, Şahinka ve Şirinköy yukarıda saydığım köylerin dışında adadaki diğer köyler. Bunlar Rum köyü değil, Türkiye’nin farklı yerlerinden buraya getirilip yerleştirilmiş vatandaşlarımızın yaşadığı ufak nüfuslu bölgeler.

Gökçeada Plajları

Aydıncık Plajı

Gökçeada’da günübirlik tesisi olan tek plaj bölgesi burası. Bu bölgede camping olanakları da mevcut olduğundan oldukça yoğun bir bölge. Kefaloz adıyla anılan plaj genel olarak 3 bölgeye ayrılmış. Wind Sorf, Kite Board ve yüzme bölgeleri birbirinden ayrılmıştır. Özellikle Bulgaristan ve Romanya’dan wind surf ve kite board yapmak için gelen binlerce turist bu bölgede konaklıyor. Ayrıca bölgede yerleşik bir de sörf okulu mevcut

Laz Koyu

Laz Koyu adanın güneyinde ufak bir koy, asfalt yoldaki tabelayı görünce 300 metre kadar solda koya ulaşabiliyorsunuz. Sahilde ufak bir tesis var.

Gizli Liman

Uğurlu köyünü geçtikten sonra ulaşacağınız Gizli Liman adanın batı ucunda kalıyor. Uzun kumsal çam ormanının önünde uzanmış hali ile gizli bir limanı andırdığından bu ismi almış. Birkaç kafe dışında kurulu tesis yok.

 

©2017 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account