HAYALİMDEKİ EN MUHTEŞEM KAOS: TUNUS

HAYALİMDEKİ EN MUHTEŞEM KAOS: TUNUS

Tam bir Akdeniz tutkunu olarak, uzun zamandır gidilecekler listemde olan bir ülkeydi Tunus ve bana beklentilerimizden çok daha fazlasını sundu. Hem Akdeniz kıyısında olması hem de Afrika kıtasında yer alması bölgeyi eşsiz bir destinasyon yapmış. Prontotour ile yaptığımız kapsamlı gezide Tunus’un birçok şehrini deneyimleme fırsatı yakaladım ve karakteristik özelliklerinden dolayı sizlere bu mistik tarihi şehiri anlatmak istedim.

Sidi Bou Said: Biraz Santorini, biraz Taormina, biraz Datça… Mavi kapıları, eşsiz sokak lezzetleri, hafif meltemi ve şahane marinasıyla burada ülkenin çok farklı bir kesimine ve manzarasına şahit oluyorsunuz. Sidi Bou Said’e geldigimde zaman her metresinde insanı hayran bırakan, trafiğe kapalı uzun caddesinde yürüyüşe başladım. O kadar renkli ve zengin bir yol ki, tatil için iyi ki Tunus’u seçmişim dedim, burası boşuna Andre Gide’ın ilham kaynağı olmamış. Yolun sonuna geldiğinizde Sidi Bou Said marinasını yukarıdan göreceğiniz bir tepeye ulaşıyorsunuz, işte bu noktada manzaranın ve tatlı esintinin tadını çıkarmanızı tavsiye ederim. Geriye dönüşte birbirinden cümbüşlü dükkanlardan alışveriş yapabilir, sokak lezzetlerinden deneyebilirsiniz. Gün batımı için ise en doğru adres Art Café. Her yerde satılan otantik, pastel renkli valizlerden hatıra olarak alabilirsiniz.

El Jem: Hammamet’ten 2 saatlik bir yolculukla –yol boyunca zeytin ağacı serli- El Jem’e geldik. Burası en çok görmek istediğimiz noktalardan biriydi; çünkü burada dünyanın en büyük 2. amfitiyatrosu yer alıyor. (1’incisi Roma’daki Colosseum) 3. Yüzyıl’dan kalma Roman kolezyumun kapasitesi 35 bin izleyici ve yüksekliği 162 metre. Çok görkemli bir yapı olduğu için her noktasına ayak basmaktan müthiş keyif aldım. Kolezyumun çıkışında kurulan pazarda yürüyüş yaparken yerli halkın günlük telaşlarına şahit olabilirsiniz. Kolezyumdan sonra 10 km ileride bulunan El Jem Arkeolojik Müzesi’ni de ziyaret etmenizi öneririm.

Port el Cantau: Tunus’un her bir şehri birbirinden farklı. Bir gün içinde sanki Roma, Pakistan ve Bodrum’u ziyaret ettim gibi bir his oluştu bende. Çünkü Port el Cantaou’da da adeta Bodrum, Çeşme havası var. Ben gittiğim zaman hava yağmurlu olduğu için yüzme fırsatı bulamadım ama Port el Cantau’nun marinasında yürümek, palmiye ağaçları arasındaki salaş restoranlarda yemek yemek ve ilginç butiklerden alışveriş yapmak çok keyifli. Biz günübirlik deneyimledik fakat konaklamak için harika bir seçim olabilir, bölgede çok kaliteli ve uygun fiyatlı resort oteller yer alıyor. Üst kesime hitap eden bir şehir olduğu sadece lüks motor yatlardan değil, ünlü golf sahalarından da anlaşılıyor.

Hammamet: Burası aslında Antalya Belek gibi sıra sıra her şey dahil resortlerin olduğu bir bölge. Konaklama için tercih edilebilir. Otellerin neredeyse hepsinin sahili var ve denizi Aralık ayında bile hem temiz hem de sıcaktı. Hammamet’in merkezi olan Medina (şehir merkezlerine hep Medina deniyor) ise aksam vakit geçirmek için bir seçenek olabilir. Buradaki meşhur Chahrazed restoranda mutlaka aksam bir şova katılın; atmosferi, dans gösterileri ve yemekleri tamamen Tunus’a özgü. Sokaklarda yürürken rastgele bir kafeye oturup nane çayı içebilirsiniz, ama biz nerede içtiysek hepsi aşırı tatlıydı. Yine de denemeye değer.

Tunis: Tunus’un başkenti Tunis günümüzde yaşayan bir kompleks tarih ve bunu etrafınızda gördüğünüz bütün kumaşlarda, sokaklarda, lezzetlerinde hissedebiliyorsunuz. Tunis’te ilk durak mutlaka Bardo Mozaik Müzesi olmalı. 1888 yılında açılan Bardo, dünyanın en büyük mozaik müzesi unvanına sahip (2. büyük ise ülkemizde, Antakya’da yer alıyor). İslam kültür ve sanatını yansıtan eserlerin yanı sıra, Bizans ve Afrika esintilerine de rastlamak mümkün. Çünkü Tunus tarihi çok derin ve renkli, girilen her koridor büyüleyici. Tunis’in en renkli bölgesi ise Metaina. Sokaklar zaten sizi yönlendiriyor, en fazla renk neredeyse orayı takıp edin. Birbirinden otantik hediyeler için mutlaka pazarlık yapın.

Prontotour ile 4 gece 5 günlük turumuz, bizde müthiş bir tat bıraktı, şahane anılarla geri döndük. Tunus hem ülkemize yakın, hem de vize istemiyor. Türkleri ayrıca seven halkı, mistik tarihi bölgeleri ve enerjik sahil kentlerini deneyimlemek ve farklı bir tatil yasamak için Tunus’u mutlaka gidilecekler listenize ekleyin. Gezerken de bol bol pazarlık yapmayı unutmayın:)

Bir sonraki tatil rotamda, yeni yazımda görüşmek üzere…

Kitap önerisi: Ece Temelkuran – Düğümlere Üfleyen Kadınlar,

Müzik önerisi: Mercan Dede – Napas, Chirine Lajmi – Alech Tloum

Film önerisi: Bab’azız, Star Wars (Tuzer kenti birçok sahnesine ev sahiplıği yaptı)

©2020 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account