HİNDİSTAN’IN MUHTEŞEM ÜÇLÜSÜ…

HİNDİSTAN’IN MUHTEŞEM ÜÇLÜSÜ…

Sunduğu rengarenk manzaralarıyla her gezginin hayallerini süsleyen Hindistan’ı sizler için mercek altına alıyoruz. Altın Üçgen olarak adlandırılan bölgenin içindeki Delhi, Agra ve Jaipur’da unutulmaz bir yolculuğa çıkıyoruz.

ESKİSİ VE YENİSİYLE DELHİ

İçinde Avrupai izler taşıyan Yeni Delhi’yi ve tarihin izini sürebileceğiniz Eski Delhi’yi barındıran, Hindistan’ın başkenti Delhi, her kösesinde farklı detaylar keşfedebileceğiniz, unutulmaz bir bölge. Hindu, Müslüman ve İngiliz imparatorlukları tarafından tam sekiz kere kuşatılmış, gelmiş geçmiş en iyi uygarlıklara ev sahipliği yapmış, her birinden mimari ögeler, gelenekler, yemekler ödünç almış bir buğulu güzellikler ülkesi…

Yamuna Nehri kıyısında uzanan Delhi için bir medeniyetler beşiği diyebiliriz kısaca. Eskiden, Purana Quila kalesinin bulunduğu noktada, bundan 3,000 yıl kadar önce Indraprastha şehrinin olduğu gerçeği de bu iddiamızı destekliyor. İslamiyet’in gelmesiyle birlikte, şehrin hem mimarisi hem de insanların yaşam biçimleri değişmiş. İngilizler ise Delhi’ye vardıkları 1911 yılında, Eski Delhi’nin güneyinde bir imparatorluk başkenti kurmak istemişler. Peşinde oldukları Avrupai düzen, Delhi’nin çehresini sonsuza değin değiştirmiş. Her din, ırk ve gelenekten insanın yaşadığı şehirde, Asya’yı anımsatan gökdelenlerden Hindu izleri ve Avrupa’nın görkemine kadar, her şeyi bir arada görmek mümkün.

Delhi’yi keşfetmeye, Yeni Delhi’de bulunan ve Hindu tarihine ışık tutan Ulusal Müze ile başlayabilirsiniz. İndus Vadisi Uygarlığı, Maurya ve Vijayanagar İmparatorluğu’ndan kalma tarihi eserler ile Budist Galerisi’ne hayran kalacaksınız. Hindistan’ın kökleri üzerinde bilgi edindikten sonra, şehrin en popüler yerlerinden, yine Yeni Delhi’de bulunan Akshardham Tapınağı’na geçebilirsiniz. Muhteşem bahçeler arasında bulunan bu tapınak, 10,000 yıllık Hint tarihine ışık tutuyor adeta. Akshardham’ın bahçelerini beğendiyseniz, Lodi Bahçeleri’ni de mutlaka görmenizi tavsiye ederiz. Hindistan’ın siyasi ve ruhani lideri Gandi’nin hayatını merak edenler ise Ulusal Gandi Müzesi’ne uğramalı. İçerisinde Gandi’nin hayatını anlatan güzel sergilerin bulunduğu müze, Hindistan’ı biraz daha içinize çekmenize ve anlamanıza da yardımcı olacak.

Spritüal anlamda çok gelişmiş bir ülke olan Hindistan’ın tapınakları saymakla bitmiyor. Bunların en farklı olanlarından biri Bahai Lotus Tapınağı. 1986’da yapılan bu yeni tapınak, her dinden insana acık. Belirli bir dine hitap eden vaazlar, özel seremoniler olmaksızın, herkesin içeri girip dua edebileceği, meditasyon yapıp güzel bahçelerinde dinlenebileceği, huzur dolu bir yer. Hindistan’ın her bölgesinde izlerini görebileceğiniz Babur İmparatorluğu’nun en güzel eserlerinden biri ise Eski Delhi bölgesinde yer alan Lal Quila yani Kızıl Kale. İngilizler gelmeden önce, İslam’ın hakim olduğu dönemde yapılan bu kale, nehir kıyısında tüm görkemiyle yükseliyor. Afgan mimarisinin en önemli ve güzel örneklerinden birini görmek isterseniz, yönünüzü Zafer Kulesi diyebileceğimiz ve 1193’te dikilen Qutub Minar’a çevirmelisiniz. Qutub Minar’ın UNESCO Dünya Mirası Koruma Listesi’nde yer aldığını da belirtmeden geçmeyelim.

DELHİ’DE ALIŞVERİŞ

Eski ve Yeni Delhi, Hindistan’da alışveriş yapmak için en ideal şehirlerden… Özellikle bölgenin kuzeyinde bulunan Eski Delhi; karmaşık sokakları, her rengin birbirine girdiği pazarları ve yıllardır fotoğraflanmadan geçilmeyen baharat pazarları ile ünlü. Khari Baoli pazarında her çeşit baharatı ve kuruyemişi bulabiliyorsunuz.

Meraklı olanlar ise Dariba Kolan’daki mücevherciler mahallesini ziyaret edebilir. Bölgenin güneyinde kalan Yeni Delhi’de ise İngilizlerin Avrupalı ayak izlerini görmek mümkün. Gerçi günümüzde Avrupalı’dan çok Asyalı gibi dursa da, büyük alışveriş merkezlerine ve ünlü mağazalara Yeni Delhi’de de rastlayabilirsiniz.

TAJ MAHAL’İN EVİ: AGRA

Hindistan’ın en önemli sembollerinden Taj Mahal’in varlığı, dünyanın dört bir yanından insanları Agra’ya çekmeye devam ediyor. Taj Mahal’in Agra’da görülmesi gereken tek yapı olmadığını belirtmekte de fayda var. Babür İmparatorluğu zamanında yapılan büyüleyici kale, mezar ve mozoleler ile ‘chowk’ denen pazar yerleri, bu güzel şehrin diğer artıları arasında yer alıyor. Agra’yı ziyaret etmek icin önünüze genelde iki farklı yol çıkar: Delhi’den günübirlik tur ile ulaşmak veya birkaç gününüzden feragat edip, Agra’nın tüm güzelliklerini doyasıya yaşamak. Ama Taj Mahal’in gölgesinde çoğu zaman gözden kaçan Agra, günübirlik turdan çok daha fazlasını hak ediyor. Örneğin Agra’ya birkaç gün ayırdıysanız, Taj Mahal’in yanı sıra terk edilmiş Fatehpur Sikri şehrini ve Hindular’ın hac merkezi Mathura’yı da mutlaka görmelisiniz.

Agra, kutsal kabul edilen Yamuna Nehri kıyılarına kurulmuş; kale ve Taj Mahal de işte bu nehrin kıyısında, birbirlerinden iki kilometre uzakta yer alıyor. Uttar Pradesh eyaletinin en kalabalık şehri olan Agra’nın büyüleyici, beyaz mermerden başyapıtı, sizi hayretler içerisinde bırakıyor. Dünyanın yedi harikasından biri olan ve en büyük anıtlardan kabul edilen Taj Mahal, Babür Hükümdarı Şah Cihan’ın eşi olan ve 14. çocuğunu doğururken hayatını kaybeden Mümtaz Mahal için yapılmış. Özellikle dolunayda muhteşem manzaralar sunan Taj Mahal, Hindistan’ın en çok ziyaret edilen yeri. Agra’nın bir başka başyapıtı ise Zafer Şehri anlamına gelen ve UNESCO Dünya Mirası Koruma Listesi’nde yer alan Fatehpur Sikri. 16. yüzyılda İmparator Akbar tarafından kurulan ve on yıl boyunca Babür İmparatorluğu’nun başkenti olarak hizmet veren şehir, bu süre sonunda bilinmeyen sebeplerden dolayı boşaltılıp terkedilmiş. Hindistan’ın Altın Üçgen’i, bütün dinleri aynı sevgi ve saygıyla kucaklıyor.

SARAYLAR ŞEHRİ JAIPUR

Rajasthan Eyaleti’nin başkenti olan Jaipur, tarih kokan bir şehir ve Hindistan’ın en gösterişli ve havalı noktalarından. Eski ve yeniyi başarılı bir şekilde aynı potada sunan Jaipur, rengarenk ve kaotik sokaklarıyla size benzersiz bir deneyim yaşatacak. Şehir merkezinde bulunan City Palace saray kompleksi, eski kraliyet ailesinin yaşadığı yer olarak biliniyor ve içerisinde iki küçük saray daha barındırıyor. Bu küçük saraylardan ilki olan Mubarak Mahal; İslami, Rajput ve Avrupa mimarisinden esinlenilerek tasarlanmış. Şimdilerde müze olarak kullanılan bu sarayda; kraliyet ailesinin gösterişli kıyafetlerini yakından görüp hayran olmamak mümkün değil.

City Palace kompleksinin en ilgi çekici binası olan yedi katlı Chandra Mahal ise özellikle içinde sergilenen sanat eserleri ve dekorasyonu ile öne çıkıyor. Günümüzde bu sarayda eski kraliyet ailesi mensuplarının üyeleri yaşıyor. Chandra Mahal’in sadece ilk katı ziyaretçilere açık ama buna rağmen bu tek katta bile muhteşem halılar, kraliyet ailesinin kullandığı eşyalar görülebilir. Hayal bile edemeyeceğiniz güzellikteki saraylar dışında, Jantar Mantar denilen kraliyet gözlemevi de ziyarete değer duraklardan biri. Şehri, bir tepenin üzerine yerleşen ve peri masallarından çıkmışa benzeyen Amer Kalesi koruyor. Kurulduğu 18. yüzyılda Hindistan’ın ilk planlı şehri olan ve Bunyan İmparatorluğu’nun simgesi kırmızı kumtaşı yapılanmadan alınan ilhamla mimaride pembe rengin bolca kullanıldığı ‘Pembe Şehir’ Jaipur; Delhi ve Agra ile birlikte, Hindistan’ın Altın Üçgeni denen bölge içerisinde yer alıyor. Jaipur’dan, çöl şehirleri olarak bilinen Jodhpur ve Jaisalmer’e ulaşım da çok kolay.

©2019 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account