HUZURLU BİR MOLA: DÜSSELDORF

HUZURLU BİR MOLA: DÜSSELDORF

Düsseldorf Almanya’nın en büyük şehirlerinden biri. Fuar şehri olarak anılıyor. Her yıl milyonlarca insan şehre çeşitli fuarlar için ziyarete geliyor. Hatta fuarlar şehrin ana geçim kaynağı olmuş durumda. Almanların sıradan sakin şehri, bu kadar hareketlendirme kabiliyetine hayret ediyorsunuz. Zira bu şehirde düzenlenen fuarlar birçok sektörün en önemli buluşma noktalarından birisi olmuş. Ziyaret gelenlerin bir çoğu da iş adamı. Düsseldorf, böyle anılınca soğuk iş şehri olarak düşünüyorsunuz. Gözünüzde canlananlar pek de sizi cezbetmiyor. Ancak ilk karşılaşmanızda o ilk anda bu düşüncenizi bir anda yıkıyor, güzelliğiyle sizi büyülüyor. “Sky train” ile havalimanında ilk sürprizini yapıyor. Bu havadan giden bir tramvay ve havaalanıyla, şehir merkezindeki tren istasyonunu birbirine bağlıyor.

Şehrin ortasından akıp giden Ren Nehri beni en çok büyüleyen şeylerden biri oldu. Herhangi bir kıyısında oturup keyfini çıkarabilirsiniz. Hatta biraz daha huzur istiyorsanız, Neuss’da doğayla baş başa kalabilirsiniz.

ALTSTADT ŞEHRİN EN HAREKETLİ YERİ

Eski şehir diye anılan yeri yani AltStadt bölgesi, şehrin en hareketli yerinden biri. Burada birçok turistik aktivite yapabilirsiniz. En çok ünlü olan aktivite barlarda bira yudumlamak. Burada ‘Bolkerstrabe’ sokağında bulunan yan yana dizilmiş barlar ise epey ünlü. Sokağı dümdüz takip denince Markplatz’a ulaşıyorsunuz. Burada Rathaus belediye binası var. Birbirinden farklı dönemleri ifade eden, 3 binadan oluşun yapıda, ilk bina Old Town Hall, ikinci bina, New Town Hall ve eski Grupellohaus, üçüncü binada yönetim bölümü bulunuyormuş. Binanın hemen önündeki meydanda da 1600’lü yılların sonunda yılları arasında yaşamış, Prens Johann Wilhelm II. Anıtı bulunuyor.

Burdan biraz daha ilerleyerek  BurgPaltz Meydanına ve Ren nehri kıyısına ulaşıp, nehirden geçen gemileri izleyebilirsiniz. En büyük özelliği araç trafiğine kapalı ve trafik, Ren nehri kıyısına paralel, yeraltından gidiyor. Meydanda sadece, bisiklete binenler, yürüyenler veya yeşil alanlara kendilerini atarak güneşlenenler var. Nehir boyunca aşağıya yürüyüp ünlü TV kulesi Rhine Tower’a (Rheinturm) ulaşabilirsiniz. Kuleye çıkıp şehri yukarıdan 360 derece görebilirsiniz. Kulenin olduğunu meydanda Düsseldorf’un yeni simgesi olarak görülen Gehry binaları da bulunuyor. Birbirine zıt üç bina komplekslerinin oluşuyor ve dev heykel gibi görünüyor. Seçilen farklı malzemeler her komplekse kendi kimliğini verir. Merkez binanın dış malzemesi, kuzey ve güney taraflarındaki binaları yansıtıyor ve böylece üç arasında bir bağlantı oluşturuyor.  İlginç mimariye sahip binalar şehrin popüler yerlerinden biri.

DÜNYANIN EN LÜKS BULVARI: KÖNİGSALLEE

AltStadt bölgesinin karşısında kalan Königsallee bölgesi de Düsseldorf’ta da alışveriş yapsanız ya da yapmasanız da görmeniz gereken bir bölge. Dünyanın en lüks bulvarlarından biri Kinigsallee’de pek çok lüks mağaza yer alıyor. Ayrıca, Schadow sokağı Almanya’nın en büyük alışveriş caddelerinden biri. Bu bölgede caddenin ortasında nehir havası verilmiş bir göl bulunuyor. Gölün çevresi çok güzel süslenmiş. Kuzey kısmında tarihi bir çeşme ve denizi temsil eden bir deniz savaşçısı bulunduruyor. Burası güzelliğiyle büyülüyor. Güzel havada güneşin batış ve kuş sesleri eşliğinde burası, sokak arasında şehrin sürprizlerinden biri.

Bir diğeri ise Martin-Luther-Platz.  Burada yeşillikler içine yerleştirilmiş, Almanya’nın ilk Başbakanı Bismark’ın bronz bir heykeli ve ihtişamlı Johanneskirche kilisesi yer alıyor. Güneş bakarken tesadüfen gördüğüm bu kilise, güzelliğiyle gözlerimi doyurdu. 1881 yılında gotik tarzda yapılmış ve şehrin ilk protestan kilisesiymiş.

KUŞKONMAZ HER MENÜDE VAR

Ayrıca Almanya deyince parksız olmaz. Hofgarten, Düsseldorf’un kocaman bir parkı. Burası, Almanya ülkesinde, halka açık ilk park alanıymış. Park alanında, bir müze var. Ayrıca, Hofgarten evleri ve ünlü bazı sanatçıların heykellerini görebilirsiniz. Düsseldorf’u gezmek için uygun zaman mayıs  ve eylül tarihlerinde olsa da ünlü karnavalını görmek için Şubat’ta gitmeye değermiş. Ben gittiğimde nehrin kenarında kurulmuş lunaparkla minik bir versiyonu vardı ancak herkes büyük olanın daha güzel olduğunu övüp durdu. Düsseldorf’ta da Almanya’nın pek çok şehrinde olduğu gibi bir sürü mutfakları bulmak mümkün.  Ben ilginç olarak Düsseldorf’ta beyaz kuşkonmazla tanıştım. Her menüde yer alıyor. Bütün yemeklerin içinde de var. Düsseldorf’a özel bir lezzet olarak bunu söyleyebilirim. Bunun dışında Almanya’da pişirilen Şinitzeller bildiğimiz gibi tavuktan değil danadan olduğu için Almanlara özgü bu tadı da deneyebilirsiniz.

Ayrıca ilginç birşey daha var. Düsseldorf ve Köln şehirleri arasında bir rekabet varmış ve bu yüzden, Düsseldorf şehrinde, asla ‘Kölsch’ bira siparişi veremiyorsunuz. Bunu yapınca sizi tersleyebiliyorlarmış bile. Düsseldorf, fiyat konusunda çok orta karar bir şehir. Berlin kadar ucuz da değil Amsterdam kadar pahalı da değil, 2-3 Euro’ya kahve içip, 8-16 Euro’ya da yemek yiyebilirsiniz. Şehri gezmek için 3 gün yeterli ancak bu şehirdeki huzura doyum olmuyor. Düsseldorf maceramın ardından aklıma kalanlar kuş sesleri ve Düsseldorf’ta güneşin çok güzel hatta mükemmel batması oldu. Eğer hava güzelse ki bu çok zor. Şehir size güneşin batışını izlemeniz için uzunca bir süre veriyor bu şehir. Nehrin kenarında gün batımı izleyip güzel bir weisbeer içebilirsiniz güneş kaybolduktan sonra da en güzel maviyle karşılıyor sizi. Tabii ‘gece mavisi’. Gece mavisinin de tadını uzunca çıkarabiliyorsunuz. Kuş sesleri ise her yerde…

©2017 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account