II. DÜNYA SAVAŞINA YAKINDAN TANIKLIK EDECEĞİNİZ 6 ŞEHİR

II. DÜNYA SAVAŞINA YAKINDAN TANIKLIK EDECEĞİNİZ 6 ŞEHİR

Dünya tarihini yazan olaylar ve bu olayların başrolleri hakkında müzelerde, zaman zaman sergi salonlarında anıtları, dökümanları ve anıları keşfediyoruz. Ancak bazı şehirler var ki başlı başına tarihi birer anıt niteliği taşıyorlar. İşte 1 Ekim 1939’da Almanya’nın Polonya’yı işgaliyle başlayan, tarihin en yıkıcı savaşı olan İkinci Dünya Savaşı, trajik hikayesini bu şehirlerin meydanlarında, köşe başlarında bugün de ziyaretçilerine anlatıyor. Dünya çapında 55 milyon kişinin ölümüyle sonuçlanan savaşın günümüzdeki tanıkları ise savaşın tarihini Berlin’de okumaya başlıyor.

1- Savaşın Bohem Tanığı: Berlin

İkinci Dünya Savaşı’nın en önemli kalıntılarını barındıran bohem ruhlu şehir Berlin, doğu ve batısında birbiriyle bağlantılı birçok savaş simgesini sergiliyor. Bunlardan biri, günümüzde coşkulu yılbaşı kutlamalarının Berlin’deki buluşma yeri olan Brandenburg Kapısı. Kapı, İkinci Dünya Savaşı sırasında Naziler için de bir sembol haline gelmişti. Tüm Avrupa, Nazi akımıyla sarsılırken; şehrin şu an yaşayan tek kapısı, toplar ve hava saldırılarıyla defalarca tahrip oluyordu. Berlin’i doğu ve batı olarak ikiye ayıran Berlin Duvarı örüldüğünde ise, Brandenburg Kapısı artık ziyarete kapalıydı ve her iki taraf da kapıyı kullanamıyordu. Ta ki 1989’u 1990’a bağlayan gece, halk tüm yasaklara rağmen kapıya tırmanarak; onu, bundan sonraki yılbaşı gecelerinin buluşma noktası yapacak olan adımı atana kadar.

Berlin’de  soğuk savaşın bir diğer simgesi olarak karşımıza çıkan yapı ise Berlin Duvarı oluyor. İkinci Dünya Savaşı’nı kaybeden Almanya’da Sovyet güçlerin hakimiyeti sürerken; halk 46 kilometre uzunluğundaki Berlin Duvarı ile ayrılıyordu. 1961 yılında bir gecede örülen duvar, Doğu Almanya’dan batıya kaçışları engellemeyi amaçlıyordu. Berlin’e yapılacak bir tarih gezisinde, 1992 yılında yıkımı tamamlanan duvarın kalıntılarını görebilirsiniz. Duvarın bulunduğu güzergahta sergiler, müzeler ve fotoğraflar mevcut. Tüm bunlar bugün, Berlin’in merkezindeki, dramın en büyük sembollerinden biri olan “Katledilen Avrupalı Yahudiler Anıtı” ile birlikte tarih gezginlerine geçmişin yansımalarını sunuyor.

2- İkinci Dünya Savaşı’nda Bir Dönüm Noktası: Dunkirk

Nazi Almanya’sı 1940 yılında Hollanda ve Belçika’ya doğru ilerlerken İngiltere savaşta büyük bir hata yapacak ve bu hata sonucu 400 bin asker için Fransa’nın Dunkirk sahili ümitsiz bir kurtarılma hikayesine sahne olacaktı. İngiltere’nin savunma hattı oluşturmadığı Ardenler Ormanı düşünülenin aksine Alman askerlerinin geçiş güzergahı oluyor ve hikaye Hitler’in hala nedeni çözülemeyen duraksaması sayesinde bu askerlerden 338 bininin İngiltere’ye dönmeyi başarmasıyla sonuçlanıyor. Dunkirk kapılarını bu zorlu hikayeyi anlatmak için açtığında ise karşımıza değerli bir tarih dersi veren Dinamo Operasyon Müzesi çıkıyor. Liman rıhtımından alınan taşlarla inşa edilen Müttefikler Anıtı ise operasyon sırasında müttefik askerlerinin cesaretini simgeliyor. Kasabanın güneyindeki Dunkirk Mezarlığı’nda İngiliz ve Hint askerleri ile Dinamo Operasyonu’nda hayatını kaybedenlerin mezarları bulunuyor. İkinci Dünya Savaşı’nın bu anıtlarını gezerken Dunkirk; gizemli hikayesiyle “Zafer mi mucize mi?” sorusunu akla getiriyor.

3- Direnişin Sembolü: Varşova

Polonya’nın en güzel şehirlerinden biri olan Varşova, savaş sonrası anıtları kadar 1944 Varşova İsyanı ile de merak uyandırıyor. Nazi askerleri işgal ettikleri Polonya’da, Yahudiler’i katlederken yüz binlerce direnişçi işgalden kurtulmanın hazırlığındaydı. 63 gün süren direniş, Kızıl Ordu’dan beklenen desteğin gelmemesiyle gücünü kaybettiğinde ise geriye 216 bin kişinin yok oluşu kaldı. Varşova gezisinde göreceğiniz savaşın trajik kalıntıları, Polonya tarihinin bu en zor günü olan 5 Ağustos’un izlerini taşıyor. Varşova gezisi, direniş hikayesini bulacağınız Varşova İsyan Müzesi, kahramanlara bir saygı duruşu olan Nike Anıtı, Krasinskich Meydanı ve Pawiak Hapishanesi’nden sonra Yahudi Mahallesi’ne uzanıyor.

4- Siyah Beyaz Bir Fotoğraf: Krakow

İkinci Dünya Savaşı tarihinin peşinde ilerlerken yine Polonya’da, bu kez Krakow çıkıyor karşımıza. Büyük yıkımların gölgesinde güzelliğini hala koruyan bu kent; Ortaçağ’dan kalan yapıların, savaş yıllarının kalıntılarına karıştığı bir açık hava müzesi. Krakow da İkinci Dünya Savaşı’nı yaşayan birçok şehir gibi ünlü yönetmenlerin dönem filmlerine ev sahipliği yapmış. Yolculuk Podgorze bölgesine uzandığında ise sizi Getto Kahramanları Meydanı karşılıyor. Burası Steven Spielberg imzalı Schindler’in Listesi filmine konu olan fabrikanın taşınmadan önce bulunduğu yer. Bina artık Şehir Müzesi olarak hizmet veriyor. Canlandırmalar, fotoğraflar, dar geçitler ve ses kayıtları sizi savaş yıllarının tanığı yaparken; yolumuz İkinci Dünya Savaşı’nın diğer bir anıtına uzanıyor. Burası tarihin en büyük insanlık trajedisinin yaşandığı, Oswiecim’de bulunan Auschwitz Birkenau Toplama Kampı. Güvenlik kontrolünün ardından kampa girdiğinizde sergi alanı olan bloklara ulaşıyorsunuz. Bloklarda ve diğer binalarda soykırımın kanıtları, deney malzemeleri ve kamptaki dram dolu yaşam koşulları gözler önüne seriliyor.

5- Aynı Yaştaki Ağaçların Ve Özgürlüklerin Şehri: Amsterdam

İkinci Dünya Savaşı ülkeleri gezisi Hollanda’nın başkenti Amsterdam durağında devam ediyor. Savaşın sonuna doğru şehirde yaşanan zorlu kış, yakacak bulamayan insanların tüm ağaçları kesmesine neden oluyor. Ağaçların hepsi savaş sonunda yeniden dikiliyor ve aynı yaşta oldukları için şu anda hepsi aynı boyda. 1940 yılında savaş sürerken bu kez direniş sahnesinde Hollandalı işçilerin grevi dikkat çekiyor. Naziler bu dönemde Amsterdam’da Yahudi mahallesinde şiddet gösteriyor. Üniversitelerde protestolar sürerken; Hollandalı işçiler de ortak bir kararla greve başlıyorlar. Grev bastırılsa da bu olay Yahudi olmayanların Yahudiler için yaptığı direniş olarak tarihe geçiyor. Amsterdam gezisinde, işte bu grevin anısına yapılan Tersane İşçisi Heykeli’ni görebilirsiniz. Aynı dönemde Hollanda’da bir evin gizli bölmesinde 14 yaşındaki bir kız; yaşananları dünyaya duyuracak satırları yazıyordu. Anne Frank gelecekte savaşın küçük mağdurlarından biri olarak anılacak; günlüğü ise en çok satan kitaplar arasında yerini alacaktı.

6- Yok Olan Bir Şehrin Yeniden Doğuşu: Hiroşima

İkinci Dünya Savaşı’nda, payına 90 bini aşan hayat kaybı ve yüzde 70 oranında yok olan bir coğrafya rolü düşen Hiroşima, kendini hızla yeniden var edip büyüyen bir şehir. Bugün ziyaretçilerine adalarının doğasını, tarihi tapınaklarını ve parklarını cömertçe sunuyor. Hiroşima Barış Anıtı Müzesi patlamanın şiddetini hissedebileceğiniz notlar, fotoğraflar, giysiler ve hayatta kalma savaşına ait eşyaları sergiliyor. Müzenin çıkışında ise sizi origami turna kuşlarının hasta bir çocuk ve arkadaşları ile birleşen hüzünlü öyküsünün sembolü, Çocuk Barış Anıtı karşılıyor. Bombalamanın ardından ayakta kalabilen tek yapı olan Atomik Bomba Kubbesi, Hiroşima’da savaşın izini süren gezginler için bugün de o dönemleri hatırlatmaya devam ediyor. Hiroşima’dan sonra Nagazaki’ye atılan atom bombasının ardından Pasifik’teki savaş sona eriyor.

Siz de geçmiş zamanın peşinden gitmek için İkinci Dünya Savaşı’na tanıklık eden bu şehirleri yurtdışı turları ile ziyaret edebilir; ayakta kalan yapılarda, belki bir günlüğün sayfalarında savaşın tarihine ışık tutabilirsiniz.

 

©2019 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account