İNKA MEDENİYETİNİN İZLERİNİ BULABİLECEĞİNİZ ÜLKELER

İNKA MEDENİYETİNİN İZLERİNİ BULABİLECEĞİNİZ ÜLKELER

Tarih öncesi uygarlıklar arasında en çok ilgi duyulan uygarlıklardan biri de İnkalar. İnkalar için kabaca “And Dağları’ndaki savaşçı kabileler” tanımını yapabiliriz. Eski dönemlerde yaşamış olmalarına rağmen kullandıkları yapılar ve sistemler, günümüzün modern mühendislik yaklaşımlarını aratmıyor. İnkalar, arkalarında bıraktıkları kültürel miras ve benzersiz mimari yapılar ile yaşadıkları çağın çok ötesinde bir toplum olduklarını kanıtlıyor. İnkalar, Kolomb öncesi Güney Amerika’da kurulan en büyük imparatorluğun sahibiydi. İtalyan kaşif Kolomb, İspanya’nın Katolik kralları himayesinde Güney Amerika’yı keşfedip İspanyol ordularını buraya getirene kadar Peru’nun And Dağları’nın eteklerinden başlayıp Arjantin, Ekvador, Kolombiya ve Bolivya’ya kadar geniş bir yüz ölçümüne yayılmışlardı. İşte karşınızda, İnka medeniyetinin Cusco şehrinde başlayan ve İspanyol istilası ile son bulan gizemli tarihi…

İnka Uygarlığı Nerede Başladı?

Her şey Peru’nun orta kesiminde bulunan Cusco şehrinin kurulmasıyla başladı. Şehri kuran Manco Capac, İnkalar tarafından “Sapa Inca” yani “Ulu Önder” olarak adlandırılıyordu. On beşinci yüzyılın ortalarına gelindiğinde, ismi “Yer Sallayan” manasına gelen Pachacutec liderliğindeki İnkalar, And Dağları’nın civarında yaşayan diğer toplulukları da yönetimleri altına alarak İnka İmparatorluğu’nu kurdu. Etraftaki bölge ve kabileleri işgal ederek hızla genişlemeye devam eden İnkalar, 1500’lü yıllara gelindiğinde eski Amerika’nın en geniş ve en zengin imparatorluk olmuşlardı. Günümüze kadar ayakta kalan ve Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri olan antik kent Macha Pichu da, Pachacutec döneminde Peru’da inşa edildi.

İnka İmparatorluğu Genişliyor ve Dağılıyor

Pachacutec döneminde gücünün zirvesine ulaşan İnkalar, kurdukları imparatorluğa kendi dillerinde “Dört çeyreğin ülkesi” anlamındaki  Tahuantinsuyu diyorlardı. İmparatorluk, dört farklı eyaletten oluşuyordu. 1525 yılında, modern yaşamın hastalıkları İspanyollarla birlikte Güney Amerika kıtasına geldi. Bünyeleri modern hastalıklarla daha önce hiç karşılaşmamış olan İnkalar, salgınlar sonucunda büyük oranda nüfus kaybı yaşadı. Çiçek hastalığına yakalanan imparator Huayna Capac, 1525 yılında yönetime oğluna devretti, 1527 yılında ise öldü. İmparatorun ölümünden yalnızca beş sene sonra, imparatorun oğulları arasında taht kavgası yaşanırken İspanyol komutan Francisco Pizarro önderliğindeki ordular İnka bölgesini ele geçirdi. İnka İmparatorluğu’nun merkezine kadar ilerleyen İspanyollar, yaklaşık on yıl içinde tüm And bölgesindeki tek güç haline geldi. Soykırımın son darbesini 1572 yılında vuran İspanyollar, İnkaların son direnişlerini de aşarak koca bir medeniyeti tarih sahnesinden sildi.

İnka İnsan Hakları ve Ayllu Sistemi

And toplumlarının genel yapısını oluşturan Ayllu sistemi İnka İmparatorluğu’nda da uygulanıyordu. Yaklaşık üç yüz kişiden oluşan ve temeli kan bağına dayanan bir konseyi ve bu konseyin yönetiminde toprakların paylaştırılmasını ifade eden Ayllu sistemi, karşılıklı yardımlaşma prensibine dayalıydı. Bu sistemde topraklar halkın ortak mülkiyeti olarak görülüyordu ve mülk kavramı tam olarak gelişmemişti. Topraklar her yıl farklı kişiler arasında paylaştırılıyordu. İmparatorluk topraklarının üçte biri, günlük yaşantının en önemli sınıflarından biri olan rahiplerin erzak ihtiyacını karşılamak için ekiliyordu. Üçte biri devlet tarafından işletiliyordu ve kalan kısmı da köylülere dağıtılıyordu. Her ne kadar toprak herkesin malı demiş olsak da,  toprak hediye etmek yararlı işler yapan soyluları ödüllendirme yöntemlerinden biriydi. İnka İmparatorluğunda para kullanılmadığı için köylüler vergi ödemiyor, bunun yerine yılın belli döneminde devlet için çalışıyorlardı. Yol ve su kanallarının bakımı ya da kale inşaatı gibi işlerde çalışmak vergi ödemek yerine geçiyordu. İmparatorluğun her eyaleti için bir kurdele rengi belirlenmişti ve halk yaşadığı eyalete göre kurdele takmak zorundaydı. Günümüzün temel insan haklarından olan seyahat özgürlüğü, İnkalarda kurdeleler yardımıyla kısıtlanıyordu. İzin almadan başka bir eyalete yolculuk yapmak yasaktı.

İnka Medeniyeti Özellikleri

İnka İmparatorluğu’nun sosyo-ekonomik yapısını günümüz ilkelerine göre değerlendirmek yanlış olur. Sonuçta beş yüz yıl önce zorlu bir coğrafyada yaşamış bir halktan bahsediyoruz. Ama imparatorluktaki sistemi ve günlük hayatı genel hatlarıyla incelemek mümkün. İnkalar, organizasyon yetenekleri ile öne çıkıyor. Disiplinli bir şekilde bir araya gelebilen ve ortak bir amaç doğrultusunda çalışırken kusursuza yakın işler çıkartan İnka İmparatorluğu bu özellikleri sayesinde geniş bir coğrafyada hüküm sürdü. İnka medeniyetine dair bir diğer özellik ise altın kullanımı. İnkalar, altını güneşten gelen bir çeşit şekerleme olarak görüyordu. Doğa üstü güçlerin kendilerine hediye ettiği bu parlak maddeyi para ya da bir takas ürünü olarak kullanmıyorlardı. Altın daha çok dini törenlerde kullanılan bir malzemeydi. İnka putlarının büyük çoğunluğu altından yapılmıştı, İnka halkının tamamı altın mücevherler kullanıyordu. O dönemde Avrupa için inanılmaz büyük bir öneme sahip olan altının, İnkalarda günlük hayatın bir parçası olduğunu görmek işgalci güçlerin iştahını kabartmıştı. Zira İspanyollar tüm İnka altınlarına el koydu.

İnkalar İnsan Kurban Ediyor Muydu?

Sorunun cevabı maalesef evet. Ekim ve hasat dönemlerinde yapılan dini törenlerde, tanrılara insan ve hayvan kurban ediliyordu. Bu kutsal törenler; deprem, savaş ya da imparatorun ölümü gibi toplumda büyük yankı uyandıran olaylarda da tekrarlanıyordu. İnka İmparatorluğu’nun resmi dini güneşe tapmaktı ve en güçlü tanrı olarak Güneş Tanrısı İniti kabul ediliyordu. İnkalar, egemenlikleri altına aldıkları kabilelerin kendi dinlerini ve dillerini kullanmalarına saygı gösteriyordu. Ama yine de merkezi yönetimin ve hiyerarşi düzenini sağlayabilmek için ana dil olan Keuça dilini aşılamaya çalışıyorlardı. İnka kültüründe suçların cezası büyük oranda ölüm veya uzuv kaybı yaşamaktı. Bu yüzden İnka İmparatorluğu hapishane inşa etmeye ihtiyaç duymuyordu.

İnka Piramitleri ve İnka Mimarisi

Tüm mimari geleneklerini üç prensip üzerine kuran İnkalar, diğer Afrika medeniyetleri gibi kendi piramitlerini inşa etmişlerdi. Hassaslık, kullanışlılık ve sadelik üçlüsünden ödün vermeyen İnka Mimarisi, “Az çoktur!” anlayışı etrafında birleşmişti. İnka mimarisinin en belirgin özelliği ise kusursuz şekilde yontulmuş büyük taş blokların ustalıkla kullanılması. Ayrıca İnkalar, kapı ve pencereleri dikdörtgen değil ikizkenar yamuk şeklinde tasarlıyordu. Şehirlerini ve kalelerini çoğunlukla And Dağları’nın yüksek yerlerindeki dik ve sarp yamaçlara kuruyorlardı. Cuzco, Ollantaytambo ve Machu Picchu gibi şehirlerin mimari özellikleri bilim insanlarını hala şaşırtıyor. Yapılarda kullanılan taş bloklar o kadar muntazam şekilde birleştirilmiş ki, bugün dahi bu taş blokların arasına jilet ya da kağıt sokmak bile imkansız.

İnka Medeniyetinin İzinde Kolombiya, Peru ve Bolivya

İnka kültürünü yakından tanımak için Peru ile Kolombiya ve Bolivya’yı ziyaret edebilirsiniz. Ülkemizden düzenlenen turlar, profesyonel rehberler eşliğinde tüm tarihi sırlara vakıf olmanızı sağlıyor. İmparatorluğun kalbi konumundaki Peru’da İnka kültürünün izlerini takip etmek muhteşem bir his! Kadim İnka kentlerinin, kalelerinin, tapınaklarının ve bahçelerinin tarihi dokusu hiç bozulmadığı için kendinizi zaman yolculuğu yapıyor gibi hissedebilirsiniz. Peru geziniz sırasında müthiş tatlı hayvanlar olan ve sürekli gülümseyen Alpaka develeriyle bol bol fotoğraf çektirmeyi unutmayın! Peru’dan bir sonraki adım olan Kolombiya, kültür turizminin yanında Karayipler’e bakan büyüleyici kumsallara ve mercan adalarına da ev sahipliği yapıyor. Kolombiya; balta girmemiş ormanları, birbirinden egzotik kuşları ve karlarla kaplı tepeleriyle ziyaret etmeye değer bir ülke. Salsa dansının başkenti olarak adlandırılan Kolombiya, sokaklarında müziğin ve eğlencenin eksik kalmadığı bir ülke. İspanyol sömürgesiyken “Yukarı Peru” olarak adlandırılan Bolivya da İnkaların hüküm sürdüğü önemli topraklardan biri. Gizemli ritüelleri ve renkli festivalleriyle dikkat çeken Bolivya, keşfetmesi oldukça keyifli bir ülke.

 

©2019 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account