İŞTE ORTA ÇAĞ’IN NEFES KESEN GÜZELLİĞİNİ HİSSEDECEĞİNİZ ÜLKELER…

İŞTE ORTA ÇAĞ’IN NEFES KESEN GÜZELLİĞİNİ HİSSEDECEĞİNİZ ÜLKELER…

Zengin kültürleriyle adeta birbirleri ile yarışan Orta Avrupa ülkelerini dolaşmak bu sene ki tatil planınız içinde yer alıyorsa, hiç düşünmeden yola çıkın ve Orta Çağ’ın nefes kesen güzelliğini ruhunuzda hissedin.

Geçmişe doğru yola çıkıp, büyüleyici bir yolculuğun kapısını aralamaya hazırsanız, Orta Çağ’ın tüm haşmeti unutmayın ki Orta Avrupa’nın birbirinden güzel şehirlerinde sizi bekliyor olacak. Almanya’dan Avusturya’ya, Çek Cumhuriyeti’nden Polonya ve Slovakya’ya kadar birbirinden güzel şehirlere kucak açan Orta Avrupa, geçmişle bağlarını günümüzde dahi korumayı başarıyor.

Zengin kültürleriyle adeta birbirleriyle yarışan Orta Avrupa ülkelerini gezip görmek bu sene ki tatil planlarınız arasında bulunuyorsa, hiç düşünmeden yola çıkarak, Orta Çağ’ın nefes kesen güzelliğini ruhunuzda hissetmeye çalışın. Zira Orta Avrupa şehirleri kimi zaman gotik izler taşıyan görkemli mimarisiyle, kimi zamanda tarihe ayna tutan birbirinden güzel eserleriyle kendisine hayran bırakmaya günümüzde dahi devam etmekte.

Eğer siz de Orta Avrupa şehirlerinin büyüsüne kapılıp, tarihin tozlu sayfaları arasında seyr-i alem yapmayı düşlüyorsanız muhteşem bir tatil sizi bekliyor, demektir. Kah mis gibi kahve kokusuyla sizi baştan çıkaran Avusturya’ya kah tarih kokan sokaklarıyla mutlu insanların ülkesi Çek Cumhuriyeti’ne, kah ise sanatın başkenti Berlin’e doğru yola çıkın. Emin olun Orta Çağ’dan kalma Barok binaları ve en önemlisi de Art Nouveau’nun en çarpıcı örneklerinin yer aldığı muhteşem eserleri karşısında hayranlığınız giderek artarken, “Ne iyi yaptım da, geldim” diyeceksiniz.

MUTLU İNSANLARIN ÜLKESİ ÇEK CUMHURİYETİ

Etrafını saran Orta Çağ kasabalarının yanı sıra kaleleri ve antik kalıntılarıyla, geçmişin izlerini günümüzde dahi korumayı başaran Çekya; kuzeyinde Polonya, batı ve kuzeybatısında Almanya, güneyinde Avusturya, doğusunda ise Slovakya ile komşu olup, Avrupa’nın tam göbeğinde bulunmaktadır. Orta Bohemya’daki Vltava Nehri üzerinde bulunan başkent Prag sokakları ise adeta Orta Çağ romantizmini tüm hücrelerinize kadar hissedeceğiniz muhteşem bir güzelliğe sahiptir.

Prag’ın en önemli turistik yerlerinden biri de hiç şüphesiz ki Eski Şehir Meydanı’nda bulunan Astronomik Saat’tir. Dar sokakların geniş bir meydana açıldığı Eski Şehir Meydanı’ndaki bu saatin, 15. yüzyılda bir saat ustası tarafından tasarlandığını da hemen söyleyelim. 12 burcun sembolleri ile gösterilen saat, her saat başı yaptığı 1’er dakikalık animasyon şovlarıyla gerçekten de görülmesi gereken yerlerin başını çekmekte.

Unutmadan söyleyelim, şehrin en önemli müzelerinden biri olan Ulusal Müze ise Wenceslas Meydanı’nda yer alıyor. 1890 yılında tamamlanan müze binası aynı zamanda Neo Rönesans mimari etkilerine de sahip yerlerden biri. Bu nedenle özellikle sanat tarihine karşı özel bir ilginiz varsa 1282 – 1485 yılları arasında inşa edilen Prag Belediye Sarayı’ndaki Art Nuveau alanının en iyi örneklerinden birini görme şansını da yakalayabilirsiniz. Tarih boyunca askeri okul olarak kullanılan bu yapı, günümüzde ise birbirinden güzel konser organizasyonlarına ev sahipliği yapmaktadır.

Şehrin en güzel yapılarından biri olan Prag Kalesi içerisinde yer alan Aziz Vitus Katedrali başta olmak üzere Eski Kraliyet Sarayı, Altın Yol, Aziz George Bazilikası, Aziz George Manastırı ve Kraliyet Bahçeleri de yine görülmesi gereken en önemli yerlerin başında gelmektedir. 1344 yılında inşa edilen Aziz Vitulus Katedrali, aynı zamanda yapıldığı ilk günden bugüne kadar kral ve kraliçelerin taç giyme yeri olmuştur.

Basit bir yaşam sevincinin hakim olduğu Çekya’da, bir yandan Prag’ın büyüsüne kapılırken, diğer yandan da Prag’a göre daha küçük ve pitoresk versiyonu olan Cesky Krumlov’un güzelliğinin keyfini çıkarmayı da kesinlikle unutmayın.

SANATIN DİLE GELDİĞİ YER AVUSTURYA

Muhteşem görüntüsüyle Alp Dağları’nın adeta görsel bir şölene dönüştüğü Avusturya’yı gerek kulağınızın pasını silecek Mozart’ın birbirinden güzel eserleri, gerekse de Habsburg mimarisi ile hafızanıza kazımaya hazır mısınız? Eski adıyla Çek Cumhuriyeti, şimdilerde ise Çekya’nın hemen güneyinde bulunan Avusturya; dağları, ormanları ve vadileri ile adeta yaz ve kış ayları için de ideal tatil yerlerinden birini oluşturmakta.

Ülkeleri özelliklerine göre kategorilere ayırdığımızda Avusturya için ilk akla gelen yerlerden biri hiç şüphesiz ki müzik, güzel sanatlar ve tarihi eserlerin merkezi kabul edilen başkent Viyana olur. Her ne kadar şehir, kültür ve sanatla daha çok anımsanıyor olmuş olsa da, tarih boyunca Avrupa’nın önemli diplomatik olaylarına da ev sahipliği yapmıştır.

UNESCO’nun Yaratıcı Şehirler ağında “Yeni Medya Sanatı Şehri” sıfatıyla yer alan Avusturya’nın üçüncü büyük şehri olan Linz, sağına ve soluna aldığı Tuna Nehri’nin cazibeli görüntüsünün yanı sıra birbirinden güzel kültürel varlıklarıyla da adeta şehre gelenlere göz kırpmakta.

Avusturya’nın kocaman bir müze havasına büründüğü Insbruck kenti ise Gotik ve Rönesans dönemine ait pek çok mimari örneğin yanı sıra modern yapılarıyla da Alplerin başkenti ünvanını elinde taşımaktadır. Çok sayıda alternatif sunan bu müze şehir de, Habsburg Hanedanı’nın yazlık sarayı olan Schönbrunn Palace’ı başta olmak üzere Opera Binası, Belediye Binası, Sanat Tarihi Müzesi, Kelebek Evi ve Belvedere Sarayı’da yine görebileceğiniz yerlerden yalnızca birkaçıdır.

Barok mimarisinin en yoğun olduğu yerlerden biri olan Salzburg’a yolunuz düştüğünüzde yapmanız gereken tek şey, birbirine bağlı birkaç meydan ve dar sokaktan oluşan bu eski kenti yürüyerek dolaşmak olmalıdır.

Kafelerin adeta bir kültür olduğu Avusturya’da her köşe başında yer alan kafelerden birinde günün yorgunluğunu atarken, dünyada ünü Wiener Schnitzel’inin de tadına bakmalısınız. Yıl boyunca farklı müzik festivallerinin düzenlendiği Viyana’da sanat tutkunları için inanılmaz seçenekler olduğunu da ayrıca belirtelim.

YAŞAYAN BİR TARİH SLOVAKYA

Aslına bakarsanız Orta Avrupa’nın sevimli ve küçük ülkelerinden biri olan Slovakya için söylenebilecek şeylerin hemen hepsi, bu şirin ülkenin hala doğal ve tarihi güzellikleriyle, yaşayan bir tarih olduğu gerçeğine çıkmaktadır. Ülke, özenle korunmuş eşyalarının yanı sıra kalıntıları ve kaleleriyle birlikte neredeyse dünyadaki en iyi korunmuş tarihi eserlere sahiptir.

Slovakya, itiraf etmek gerekirse gerek Bratislava ve çevresiyle, gerekse de görkemli Tatra Dağları ve Spis Kale’siyle adeta doğal bir cennet durumundadır. Ülkenin güneybatısındaki Bratislava’nın aynı zamanda dünyanın en genç başkentlerinden biri olduğunu da hatırlatmakta yarar var.

Slovakya sokaklarında dolaşırken, karşınıza çıkan Gotik ve Barok mimari yapılara ise kesinlikle hayran kalacaksınız. Saraylar, modern alışveriş ve ticaret merkezleri, Slovak aşçıların ve bira üreticilerinin takdire şayan lezzetleri ile Slovakya gerçekten de görülmesi gereken yerlerden biridir. Bu arada sokaktaki yemek kültürlerinin arasında özellikle patatesle yapılan gözlemelerinin öne çıktığını da hatırlatalım. Lokse olarak bilinen bu muhteşem lezzetin tadına bakmadan buradan kesinlikle ayrılmamalısınız.

TARİHE TANIKLIK EDİN: POLONYA

Bulundurduğu tarihi eserleriyle önemli bir konuma sahip olan Varşova’nın şehre sığdırdığı yerler emin olun saymakla bitmez. Her tarafın yeşil bitki örtüsüyle bezeli olduğu bu şirin ülkede mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri de UNESCO’nun önemli tarihi yerlerinden biri olan Krakow kentidir. Şehir, Vistül Irmağı’nın Wavel Tepesi’nin ayağındaki Küçük Polonya’nın güneyinde kalmaktadır. Eski Polonya krallarının oturduğu yer olmasının yanı sıra birçok tarihi sahneye de tanıklık yapan Krakow için genellikle Polonya’nın kalbi olarak bahsedilmektedir.

Polonya’nın kuzeyinde yer alan Baltık Sahili ise plaj ve deniz turizmi açısından son derece önemli bir yerdir. Wollin, Slowinski ve Bialowieza gibi büyüleyici güzelliğe sahip olan ulusal parklar da yine ülkede son derece önemli bir yere sahiptir.

Bu arada Polonya’ya dair şunu da belirtmekte yarar var. Kültür başkenti olarak bilinen Varşova’da kültür sanattan eğlenceye kadar herşeyi rahatlıkla bulabilirsiniz. Çok sayıda yerli ve yabancı sanat koleksiyonu ve sergiye ev sahipliği yapan Varşova’nın en önemli galeri ve sanat merkezleri ise Zacheta Galerisi, Willanow Katedrali ve Kraliyet Kalesi’dir. Ağırlıklı olarak ete dayalı yemeklerin öne çıktığı Polonya mutfağında her öğünün yanında patates püresinin karşınıza çıkacağını da şimdiden söyleyelim.

ÇAĞDAŞ KÜLTÜRÜN İZİNDE: ALMANYA

Almanya’nın önde gelen kentlerine ev sahipliği yapmasının yanı sıra bünyesinde barındırdığı zengin tarihiyle diğerlerinden her zaman bir adım öne çıkan Almanya, doğal güzellikleri ile ziyaretçilerini büyülemeye devam ediyor. Özel bir ruha sahip olan ülke, binlerce yıllık inanılmaz geçmişiyle de görülmesi gereken yerlerden biridir. Eski ve yakın tarihin çok net bir şekilde gözler önüne serildiği bu büyüleyici Ortaçağ ülkesinin sokaklarında dolaşırken bir de bakarsınız ki farkında olmadan geçmişe doğru yolculuk yapmışsınız. Ülkenin başkenti konumunda bulunan Berlin, aynı zamanda çağdaş kültürün de vurgulandığı yerler arasında gösterilmektedir. Almanya yolculuğunuz sırasında Brandenburg Kapısı, Charlttenburg Sarayı ve Hohenzollern Köprüsü de yine görmeniz gereken yerler arasında bulunmaktadır.

©2020 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account