Birbirinden Güzel Üç Şehriyle İtalya

Birbirinden Güzel Üç Şehriyle İtalya

NAPOLİ

Napoli yılın her ayında ziyaret edebileceğiniz bir şehir. Ancak haziran ve temmuz ayları oldukça yoğun ve aynı zamanda çok sıcak oluyor. Bu yüzden ilkbahar ve sonbahar ayları çok daha iyi seçenekler. Hatta kış tercihiniz dahi olabilir. Eğer mutlaka yazın gitmek istiyorsanız, güneş kreminizi ve mayonuzu almayı unutmayın. İtalya’nın üçüncü büyük şehri Napoli, tarih boyunca sanat, kültür ve mimarlıkta ülkenin en önemli merkezlerinden biri olmuş. Vezüv Yanardağının eteklerinde bulunan şehir, büyük doğal afetler yaşamış olmasına rağmen konumundan dolayı turizm açısından oldukça cazip. Şehir, Akdeniz sahilinde Napoli Körfezi’nde iki volkanik bölge arasında. Başta Pompei olmak üzere, etrafındaki antik kentler görülmeye değer. Karşısındaki Capri Adası ise dünyanın en güzel yerlerinden biri. Napoli’nin kalbi, kiliseler ve daracık sokaklarla çevrili “eski şehir” bölgesi. Burası UNESCO Dünya Mirası listesinde. Ara sokaklarda balıkçılar, el işi yapan ustalar, Barok tarzı binalar var. Şehirdeki en önemli kilise olan San Gennaro Katedrali ve 17. yüzyıldan kalma heykellerin bulunduğu San Severo Kilisesi de bu bölgede. Önemli ve ünlü yapılardan biri de Küçük Vatikan olarak adlandırılan şehir merkezindeki Piazzo Plebiscito Meydanı’ndaki San Francesco di Paola Kilisesi. Yapı, Vatikan’daki St. Pietro Bazilikası’nı andırıyor.

Şehrin en etkileyici yapılarından bir diğeri de 1200’lü yıllara tarihlenen Castel Nuovo Şatosu. Deniz kıyısındaki muhteşem konumu hayli etkileyici.

Castle Nuovo, Naples, Italy.

San Sebastino Caddesi müzik enstrümanları satan dükkanlarla dolu, çünkü konservatuar buraya çok yakın.

San Carlo Operası: İtalya’nın en büyük opera binası. 1727’de yapılmış. Napolitan müzik hayatının merkezi haline gelmiş hemen. Kraliyet ailesine ait bölüm, 184 loca ve çok etkileyici. Halk “Milaho’da La Scala varsa, bizde de San Carlo var” diye övünüyor, haklılar  da. ‘Hafta sonu 14.00-16.00 arası geziliyor.

Arkeoloji Müzesi: Via Tolevado’nun devamındaki müzede Roma şehirleri Pompei ve HerculaneCampania antik kentinde objeler sergileniyor.

Palazzo di Capodimonte: Şehrin önemli müzelerinden biri. Napoli’nin arkasındaki tepede 1738’de inşa edilmiş; Bourbon Kralı III. Charles’ın sarayı olarak kullanılmış. Müzede, Rönesans dönemine ait muhteşem tabloları görebilirsiniz.

Vomero: Eski şehrin hemen üstünde. Montesanto füniküleri ile çıkabilirsiniz. Napoli’nin en yüksek noktasında ise Castel Sant’Elmo bulunuyor, manzarası çok güzel: Önde liman yanda görkemli Vezüv yanardağı. Kitapçılar sokağı Port Alba’daki sokak satıcılarından leziz pizzalar alabilirsiniz. Hediyelik eşyalar içinse biraz ilerideki Via San Gregorio’yu ziyaret etmek gerekli.

 

Napoli pizzanın ortaya çıktığı şehir. Kral I.Umberto’nun eşi Margarita için özel bir şey yapmak istemişler ve ortaya kraliçenin adını taşıyan domates, mozzarella ve fesleğenli pizza çıkmış.

 

KÜÇÜK VE SEVİMLİ: SORRENTO

Sorrento, falez kayalıkların üzerine kurulmuş Napoli ve Pompei’den kolaylıkla ulaşılabilen muhteşem manzaralara sahip bir kent.

Daracık, yemyeşil sokakları, çiçeklerle donatılmış meydanları, lüks otelleri ile İtalya’nın en romantik şehirlerinden olan Sorrento, balayı çiftlerinin de gözdesi. Şarapları ile ünlü kentte her yer o kadar estetik ve zarif ki, kültür, sanat, deniz ve doğa tüm güzellikleri burada bulmak mümkün…
Kasabadaki lüks oteller falezlerden sarkıyor gibi duruyor. Kafelerden ve plajlardan arta kalan zamanda 15. yüzyıldan kalma Palazzo Correale’yi ziyaret edin. Koleksiyonundaki 17. ve 19. yüzyıllar arasında yapılmış porselen, cam objeler, tablolar ilginizi çekecek. Sorrento’da bulunan 14. yüzyıl yapımı katedral de görülecek diğer yerlerden biri. İçinde Napoliten Okulu sanatçılarının resimleri var.

Tasso Meydanı ile ünlü Sorrento’da kültür ve sanat etkinlikleri de bir hayli önem arz ediyor. Sorrento, ünlü şair Torcjuato Tasso, Rus yazar Maxim Gorky, astro-fizikçi Ian Dickson gibi birçok ünlü isme ev sahipliği yapan ve adına şarkılar bestelenen bir kent.

sorrente-falez

 

YEMEK ZAMANI

İtalya’da, genellikle, üç farklı yerde yemek yiyebilirsiniz: Klasik restoranlar (Ristorante), daha çok ev yemekleri ve yöresel lezzetlerin bulunduğu Trattoria’lar ve fast food tarzı yiyeceklerin sunulduğu Cîastronomia’lar. İtalyanlar öğle yemeklerinde daha çok trattoria’ları tercih ediyorlar. Fast food tarzı yemek yapanlar hariç diğerlerinin büyük bölümü saat 1 5.00-1 9-00 arası kapalı oluyor. Çok turistik mekanların civarında bu kuralın istisnalarına rastlayabiliyorsunuz.

İtalya denince akla pizza ve makarna geliyor elbette. Bu kural en çok Napoli için geçerli olsa gerek. Zira pizzanın anavatanı olarak Napoli’yi gösteren kaynaklar o kadar çok ki! Hem lezzetli hem de keseye uygun. Genelde bunlarla bir sorununuz yoksa tüketmeye devam. Eğer Napoli ve civarındaysanız bir tür limon likörü olan limoncello’yu mutlaka denemelisiniz. Hafif acımsı ve ekşimtırak tadıyla gerçekten içimi güzel. Bazı dükkanlarda size ikram edilebilir; alkol oranı çok yüksek. Bunun dışında, Toscana bölgesi üzümlerinden yapılan şarapların (Chianti) içimi ve fiyatları güzel.

 

AMALFI’NİN MUHTEŞEM MANZARALARI

Amalfi’de yağmura yakalanırsanız eğer, bundan tam 1930 yıl önce gökten düşenin yağmur değil de volkanik tozlar olduğu aklınıza gelsin. Vezüv Yanardağı eteklerindeki banliyöler üzerinden geçip Pompei’nin göklerini kaplayan gri bulutlar halkı epey korkutmuş. Panikleyen kalabalık can havliyle Forum ile Apollo Tapınağı arasında koşuşturmaya başlamış. Kimileri tapınağa sığınmayı başarmış ama pek çok kişi açıkta kalmışlar. Artık herkesin bildiği üzere Veziiv bir kez daha patlamış. Bu sefer saçtığı lavlar Pompei’nin her yanını kaplamış. Bu acı olay günümüzde bir efsaneye ve turist mıknatısına dönüşmüş olsa da bugün gökten sadece yağmur damlaları düşüyor.

Yazın gelmesi ile birlikte sokaklar kalabalıklaşıyor; kışın toparlanan sahildeki şezlonglar kumlara geri seriliyor. Kışın huzurlu bir havaya bürünen Güney İtalya yaz aylarında daha çok hareketleniyor. Havalar soğumaya başladığında, genelde dolup taşan Capri’de bile Napoli veya Sorrento’ya giden son vapurun kalkması ile birlikte sokakta tek tiik insan görünüyor. Aslında kalabalıklardan uzak tatil yapmak isteyenler için ideal zaman… Napoli’den güneye inerseniz, Amalfi Sahili hakkında daha önce ne duyduysanız hepsinin gerçek olduğunu görüyorsunuz. Amalfi ile Sorrento arasındaki yol, deneyimleyebileceğiniz en iyi yolculuklardan biridir. Dizilmiş küçük kasabalar, sokakların yerini alan uzun merdivenler… Bir yoldan geçerken arabanızı kenara çekip, Avrupa’nın en güzel manzaralarından birini yakalayabilirsiniz.

amalfi

 

BÖLGENİN YILDIZI RAVELLO

Amalfi kıyılarındaki Ravello’da artistler, yazarlar, müzisyenler, aramıyor olsalar bile ihtiyaç duydukları ilhamı burada bulmuşlar yıllarca. Aynı adlı manastırın alt sokağındaki Via San Francesco’daki bir evde ünlü yazar DH Lawrence, ‘Lady Chatterley’in Sevgilisi’ romanını yazmış. Besteci Wagner ise ünlü eseri Pasifal’in iyi ve kötüyü anlattığı ikinci bölümünü Villa Rufolo’nun bahçelerinde tamamlamış. Greta Garbo, Gore Vidal, Lytton Strachey ve EM Forstergibi isimler ise ilhamlarını ve aşklarını aramak için Ravello’ya gelmişler. Şehir tam bir gemiye benziyor. Burnu denize, diğer kısımları karaya bakan bir gemi. Şehrin sevilen noktalarından Villa Cimbrone’nin kimi zaman ‘Sonsuzluk Terası’ olarak da adlandırılan bahçeleri, İtalyan sahillerinin vazgeçilmezlerinden. Sonbaharda yollar ağaçlardan düşmüş kestaneler ile doluyor. Pek çok kişiyi ceplerini taze kestaneler ile doldururken görmek büyük keyif. Ravello’nun bir diğer muhteşem bahçesine sahip Villa Rufolo’da ekim sonuna doğru konser sezonu açılıyor. Yaz aylarında, sonradan otele veya restorana çevrilmiş villaların açık teraslarında canlı müzik eşliğinde yemek yemenin tadı ayrı çıkıyor.

Merdivenli sokaklar

Amalfi kıyılarında denizin üzerindeki yamaçlara oturtulmuş kasaba ve köyleri, denize doğru sarkan yamaçlardaki kat kat bahçeleri, uçurumun dibindeki evleri gördüğünüzde doğanın ve insanların gücünü tekrar sorguluyorsunuz. Yamaçların bu kadar çok olması doğal olarak evlere ve sahile ulaşımı kolaylaştırmak için merdivenleri de beraberinde getiriyor. Tarih boyunca denizciler, turistler ve yöre halkının aşındırdığı merdivenli ve dar Amalfi sokakları bugün Akdeniz şehirlerinin sıcaklığını ve doğallığını aynen koruyor. Amalfi kıyılarındaki tüm bu kasabalar kayalıkların üzerinde dağlara doğru uzanan yollar üzerinde kurulmuş yapılar ve dik merdivenler ile inilen sahildeki bir plaj ile karakterize edilebilir.

©2019 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account