KADİM KÜLTÜRLERİN ORTAK NOKTASI: ANTAKYA VE SAMANDAĞ

KADİM KÜLTÜRLERİN ORTAK NOKTASI: ANTAKYA VE SAMANDAĞ

Öyle bir şehir düşünün ki hem dinler tarihinin merkezinde olsun, hem mutfağıyla mest etsin hem de doğal güzellikleriyle yemyeşil bir profil çizsin… Kültürünü anlatmak için tuğla kalınlığında kitapların yazıldığı, dini araştırmalar içeren makale ve belgesellere konu olan, dizilere filmlere ev sahipliği yapan kadim kent Antakya’dan bahsediyoruz. Antakya, seyahate çıkma amacınız ne olursa olsun beklentilerinizin kat be kat üstünü sunan; gastronomi, kültür ve doğa turizmlerini tek çatı altında toplamayı başaran bir destinasyon. Çan, ezan ve hazan seslerinin birbirine karıştığı; çoklu kültürün etkisiyle gerçek bir kültür mozaiği görünümündeki Antakya, misafirlerini asla hayal kırıklığına uğratmıyor! Kentin en çok merak edilen bölgelerinden olan Samandağ; efsaneleri, tarihi yapıları ve farklı yaşam tarzlarına sahip olan nüfusuyla dikkat çekiyor. İlklerin ve enlerin ilçesi olan Samandağ, Antakya’nın bir Akdeniz kenti olduğunu hissettiriyor. Siz de bu gizemli kentin ara sokaklarına karışmak, birbirinden lezzetli yemeklerini tatmak ve mistik atmosferine şahit olmak istiyorsanız, işte karşınızda Antakya ve Samandağ gezi rehberi…

Antakya Gezilecek Yerler Listesi Bir Hayli Kalabalık

Hatay’da gerçekten yok yok! Hatay, ülkemiz sınırları içerisinde bulunan, gezilecek yerler listesi en kalabalık kentlerden biri. Eğer Hatay’a kültür turizmi için seyahat ediyorsanız gezinize dünyanın ilk mağara kilisesi olma özelliğini taşıyan St. Pierre Kilisesi’ni ziyaret etmekle başlayabilirsiniz. Bu mağara kilise, Hz. İsa’nın ölümünden sonra Hristiyanlığın kurucusu ve ilk rahip olarak görülen Aziz Petrus’un bir dönem yaşadığı ve dini toplantılarını gerçekleştirdiği yer olarak dikkat çekiyor. Hatta Hz. İsa’nın yolunu benimsemiş olanlara “Hristiyan” adı da ilk kez bu mağarada verilmiş. Mağara kilise, Hristiyanlar için hac merkezi konumunda yani her yıl yüz binlerce Hristiyan bu mağarayı ziyaret ederek hac vazifesini yerine getiriyor. Kısacası, Hatay, Hristiyanlar için kutsal toprak konumunda. Ama Hatay’ın dinler merkezi olarak görülmesinin sebebi sadece St. Pierre Kilisesi değil; Hatay, Anadolu’daki ilk camii olduğuna inanılan Habib-i Neccar Camii’ne de ev sahipliği yapıyor. Yine Hatay topraklarında yer alan Musevi Sinagogu Havra’da tam beş yüz yıllık el yazması Tevrat bulunuyor. Bahsi geçen tüm dini mekanları ziyaret ederek kültür dolu bir yolculuk yapabilir, hem Antakya’nın hem de dinler tarihinin gizemini keşfetmeye koyulabilirsiniz. Antakya’daki tarihi yapılar dini mabetlerle sınırlı değil. Napolyon döneminde yapılan; neredeyse iki bin beş yüz yaşındaki Antakya kalesi ve surları da içinizdeki kaşife hitap ediyor! Antakya’nın on binlerce yıllık tarihine tanıklık etmek için dünyanın en büyük arkeoloji müzesi olma özelliğini taşıyan Hatay Arkeoloji Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Kültür turuna biraz ara verip keyifli bir alışveriş yapmak isterseniz kahve ve baharat kokularının birbirine karıştığı meşhur Uzun Çarşı’ya yönelebilirsiniz.

Saklı Güzelliklerin Adresi Samandağ

Samandağ, yeteri kadar tanıtımı yapılmadığı için yerli ve yabancı turistlerin ilgisinden mahrum kalıyor. Ancak Antakya’ya giden her gezginin mutlaka Samandağ’ı da ziyaret etmesi gerekiyor. Dünyanın en uzun sahil şeridine sahip olan Samandağ Sahili, uçsuz bucaksız kumsalıyla görenleri şaşırtıyor. Samandağ Çevlik Sahili civarındaki Titus Tüneli ve Beşikli Mağara keşfetme arzusuyla yanıp tutuşan gezginler için biçilmiş kaftan. Milattan önce 1. yüzyılda, dağdan inen sel sularını önlemek amacıyla dağın içine oyulmuş. Tünelin sonunda dünyanın en ünlü ve en geniş kaya mezarlıklarından biri olan Beşikli Mağara bulunuyor. Samandağ’ın simgesi haline gelen Musa Ağacı, ilçe yolu üzerindeki Hıdırbey Köyü’nde konumlanıyor. Rivayete göre, Hz. Musa ile Hz. Hızır Samandağ Sahili’nde buluşup o dönem Simon Dağı olarak bilinen dağa çıkarlar. Hz. Musa, ağacın bulunduğu konuma geldiklerinde asasını toprağa saplar ve eğilip su içmeye koyulur. Tekrar dönüp baktığında asanın yeşerdiğini ve bir fidana dönüştüğünü görür. Yerli halk bu fidanın binlerce yıl içinde büyüyüp bugünkü Musa Ağacı’na dönüştüğüne inanıyor. Yedi metre yüksekliğindeki devasa ağaç gövdesi ve dallarıyla birlikte tam bin metrelik alan kaplıyor. Samandağ’da bulunan bir başka özel lokasyon ise Vakıflı Köyü. Bu köy, ülkemiz sınırları içerisinde bulunan tek Ermeni köyü olma özelliğini taşıyor. Köy halkının ürettiği doğal balın lezzetine doymak mümkün değil. Vakıflı Köyü’nü ziyaret etmeye karar verirseniz köy pazarına da uğramalısınız. Samandağ turunuz sırasında acıkırsanız yörenin en taze sebzeleri ve en lezzetli etiyle yapılan tepsi kebabını deneyebilirsiniz.

Kültür Tatilinizi Doğal Güzelliklerle Taçlandırın

Antakya’ya kadar gitmişken Harbiye Şelaleleri’ni görmemek olmaz! Şelalelerin bulunduğu bölge Defne Harbiye ismiyle de anılıyor. Yemyeşil defne ağaçlarının arasından gürül gürül akan şelaleleri seyretmek muhteşem bir deneyim. Ayrıca şelale bölgesinde bulunan bazı restoranların, şelalelerden akıp gelen buz gibi suyun içine masa attığını, bu masalarda ayaklarınız suyun içindeyken yemek yiyebileceğinizi de belirtmekte fayda var. Özetle, Harbiye Şelaleleri keyfine düşkün turistler için birebir! Buradaki şelaleler vadinin güney kısmından çıkıp Asi Nehri’ne kavuşuyor. Asi Nehri’nin ismi gerçekten isyankar olmasından geliyor; bu nehir coğrafi olarak akması gereken yönün tersine akıyor! Ters akma özelliğiyle dünyaca ünlü olan Asi Nehri, bir dönemin televizyon fenomenlerinden Asi dizisine de ilham kaynağı olmuştu. Asi Nehri’ni Antakya’nın çeşitli yerlerinde gözlemleyebileceğiniz gibi ilçenin merkezi olarak değerlendirilen ve “Köprü” ismiyle adlandırılan bölgede, muhteşem Hatay künefesi eşliğinde gözlemlemeniz de mümkün.

Akıllara Durgunluk Veren Antakya Yemekleri

Ülkemizin her köşesinin lezzet diyarı olduğu doğru ama Antakya yemekleri gerçekten özel bir yere sahip. İlhamını Akdeniz, Orta Doğu ve Doğu Anadolu’dan alan Hatay mutfağı, ziyaretçilerine yıllar boyunca unutmayacakları lezzetler vadediyor. Hatay mutfağında; humustan tepsi kebabına, kömbeden zahter salatasına kadar her damak tadına hitap edecek bir menü hazırlamak mümkün. Hatay lokantalarındaki mezeler o kadar lezzetli ki ana yemeğe gelmeden doymanız gayet olası. Hatay’da servis edilen her öğün festival havasında geçiyor! Asıl ziyafet ise ana yemekten sonra, Hatay künefesinin servisiyle başlıyor. Hatay’ın doğal peyniri, özenle yapılan kadayıf künefesinin altına seriliyor ve şerbet ile tatlandırılıyor. Şerbetli tatlılardan hoşlanmayanlar ve daha hafif lezzetler arayanlar için haytalı öneriliyor. Hatay’a özgün sütlü bir tatlı olan haytalı, gül suyu ve dondurmayla birlikte sunuluyor.

©2020 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account