KARLOVY VARY’DE GENÇ BİR GENERAL

KARLOVY VARY’DE GENÇ BİR GENERAL

Orta Avrupa’nın masal şehri Prag’a 1,5 saat mesafedeki Karlovy Vary, dünyaca ünlü bir kaplıca şehri olmasının yanı sıra, giden hemen her Türk için daha farklı anlamlar taşıyor. Yaklaşık 55 bin nüfusa sahip bu şirin sağlık şehri, keşfedildiği günden beri yüzlerce sanatçı, bilim adamı, siyasetçi ve düşünüre ev sahipliği yapmış. Farklı farklı nedenlerle Karlovy Vary’yi ziyaret edenler arasında öyle bir isim var ki, ilk duyduğumda onun özel bir anısına yine çok özel bir coğrafyada tanıklık etme fırsatı beni her şeyden daha fazla heycanlandırmıştı. Bu yüzden Prag’daki Vaclav Havel havalimanından çıkar çıkmaz ilk durağım Karlovy Vary oldu. Burada Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün anılarına günlüklerini okuyarak dokundum.

Atatürk

Atatürk, 1. Dünya Savaşı sırasında geçirdiği bir böbrek rahatsızlığı nedeniyle 1918 yılının Temmuz ayını tamamen Karlovy Vary’de geçirmiş. Burada 1 ay boyunca termal sulardan faydalanarak sağlık arayan Atatürk, aynı zamanda genç bir general olarak burada geçirdiği günleri ve yaşadıklarını 156 sayfadan oluşan günlüklerine not etmiş. Günümüzde bu notlar Ulu Önderin kişisel yaşamına dair en çok bilgi aktaran metinler olmasına rağmen çok az kişi tarafından biliniyor. Hatta Karlovy Vary’ye seyahat edenlerin bu ayrıntıyı seyahat esnasında fark ettiğini dahi görmek mümkün.

Mustafa_Kemal_Atatürk_Karlovy_Vary (4)

Yaklaşık 1,5 saatlik bir yolculuğun ardından Karlovy Vary’ye ulaştığımda ilk ziyaret ettiğim yer Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk olarak konakladığı ev oldu. O dönemde apart olarak kullanılan bu apartman, şimdilerde oldukça şık bir otel. Atatürk’ün yanı sıra Sigmund Freud’un da konakladığı bu aprtman’ın hemen girişinde üzerinde Mustafa Kemal Atatürk yazan bir tabela bulunuyor. İçine girme fırsatı bulamadığım bu apartmanın önündeyken yaptığım tek şey duvarlarına dokunup Atatürk’ün şu satırlarını zihnimden geçirmek oldu;

Mustafa_Kemal_Atatürk_Karlovy_Vary (1)

Rudolfs Hof direktrisi ihtiyar madamın buldurduğu bir iki kap yemeği yedikten sonra, ertesi gün mutadım hilafında olan erken kalkacağımı düşünerek yattım. Kapıcı saat 05.30’da kaldıracaktı. Saat 07.00’de su içilecek mahalde bulunabilmek için 1-2 saat evvel kalkmaklığımı ihtiyatkâr buldum.

Tren yorgunluğuna rağmen derhal uyuyamadım. Apartmanın vaziyet-i umumiye ve dahiliyesi ve burada kalıp kalmamak fikri zihnimi işgal ediyordu. Salona muttasıl küçük bir oda nazarı dikkatimi celbetmişti. Bu odanın da ilavesiyle apartmanı tevsi ve biraz tanzim ettikten sonra alabileceği şekli düşünüyor, bir taraftan Imperial ve Pupp otellerinin azamet-i hayatına karışmak, diğer taraftan bu kuytu mahalde, sükûnetli apartmancığın içinde gayrı mekşuf kalmak hususlarının mücadelesini dinliyordum. Nihayet dalmışım.”

Atatürk’ün konakladığı bu otelden ayrılıp küçüknehir boyunca yürürken bir anda karşıma çıkan Imperial Otel, yine bazı cümlelerin zihnimde hızlıca uçuşmasına neden oldu.  Karlovy Vary’nin mutlaka görülmesi gereken yerleri arasında yer alan ve hala dünyanın en ünlü isimlerini ağırlayan Imperial Otel, Atatürk’ün günlüklerinde de sık sık yer buluyor. Bu otelde kalmamasına rağmen ilerleyen günlerde hemen her gün uğrayacağı bir yer olan Imperial’de gerçekleştireceği görüşmeler, Atatürk’ün kendini bir lider olarak hemen her ortamda var edebildiğinin en önemli göstergesi. Bu otele ilk gidişinde yaşadıkları ve hissetikleri de günlüğün en önemli parçalarından;

“Asker elbisemi giydim. Saat 7’de Impérial’e gittim. Daha henüz salonları temizliyorlardı. Pelerinimi gardıroba bıraktım. Otelin bahçesinde epeyce dolaştım. Canım sıkılıyordu. Bir aralık yağmur yağmaya başladı, tekrar otele girdim. Bu defa salonda oturdum. Henüz kimse yok. Saat 8 oldu. Müzik başladı. Yemek salonuna geçtim. Obert’e hazırladığı yeri sordum. Dün tenbih etmiştim. Buyurun, miralay efendi! dedi. Adam zahir halimize bakarak demek ki, ancak miralaylık tevcih ediyordu. General olduğumu anlatmaya kalkışmak bir mesele…

Sesimi çıkarmadım. Bir küçük masaya oturttu. Yemekten sonra bu masanın her vakit akşam yemekleri için bana tahsis olunmasını söyledim. Ve kendimi de tanıtmak için kartımı verdim…

Mustafa_Kemal_Atatürk_Karlovy_Vary (6)

Ertesi Gün

Otelin üç salonu da açıldığı halde garsonlar şurdan burdan buldukları masaları, sandalyeleri getirerek otelin misafirleri için hazırlıyorlardı. Ben, bu dar vaziyette tek başıma dört koltuğu atıl bırakıyordum. Otel misafiri olmadığım halde buna hakkım var mıydı? Biri gelip bana – efendi, sizin burada oturmaya hakkınız yoktur. Oturmak hakkını haiz olanlar ayakta kalıyorlar… dese ne cevap verebilirdim! …Hemen kalkıp gitmek ve bir daha bu otele gelmemek hatırıma geldi. Fakat Madam Cemal Paşa ve rüfekası ve Emin Bey’le hiç olmazsa vedalaşmak istiyordum. Bir de yarın akşam için de bir masa emretmiştim. Hatta doktor Vermer’i davet etmiştim. Hülasa bir sıkıntı, bir üzüntü, bir garabet bütün benliğimi istila etmişti. Bir noktayı halletsem sanki müsterih olacaktım.

Mustafa_Kemal_Atatürk_Karlovy_Vary (7)

Atatürk’ün Karlovy Vary anılarının tamamını bu şirin şehrin özelinde yazıya dökmek oldukça zor. Köşe başında duran bir kadından satın aldığı çiçekleri ünlü Bohemya kristalinden yapılmış bir vazoya koymak istemesi ve bu nedenle gittiği hediyelik eşya mağazasını betimlemesi okurken insanın içini titretebiliyor. Bu mağazanın önünden geçmek ve bu satırlara yerinde ortak olmak ise Karlovy Vary seyahatini daha bir anlamlı kılıyor. 156 sayfalık Kalrovy Vary günlüklerinde daha yüzlerce ayrıntıya tanık olmak ve bu ayrıntılara yerinde dokunmak için Karlovy Vary’ye mutlaka tekrar gideceğim. Buna şimdiden eminim..

©2018 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account