Lefkoşa’da Dolu Dolu Bir Gün

Lefkoşa’da Dolu Dolu Bir Gün

Kıbrıs’ın belki de en güzel bölgesi olan Lefkoşa’da dolu dolu bir gün geçirmek, tatilinizi deniz kum güneş anlayışından çıkararak daha verimli bir hale getirebilir. Uzun yıllar gece hayatı, kumar ve deniz için tercih edilen Kıbrıs’ın kültürel açıdan da görülmesi gereken birçok noktası var. Özellikle 1974 yılında yapılan Kıbrıs çıkartması bu bölgeyi kültürümüz ve tarihimiz açısından daha önemli bir yer haline getirdi. Sizler için yerinde deneyim ettiğimiz görülmesi gereken yerleri ve bir gün içinde Lefkoşa’da neler yapılabileceğini “Lefkoşa’da Dolu Dolu Bir Gün” başlığı ile aktarıyoruz:

Boğaz Şehitliği

Lefkoşa’da görülmesi gereken yerlerin başında Boğaz Şehitliği gelir. Kıbrıs Çıkartması sırasında şehit olan Türk askerlerine ait mezarların olduğu bu şehitlik, Kıbrıs’ı ziyaret eden Türk siyasetçi ve liderlerin de ilk uğradığı olma özelliği taşır. Ayrıca birçok ulusal bayram ve anmanın da resmi töreni bu şehitlikte yapılmaktadır. Şehitlikte bulunan büyük Türk askeri heykeli, 4 adet kompozisyon içeren anıt ve 5 adet rölyef görülmeye değer birer sanat eseri özelliği taşır.

bogaz_sehitligi

Barbarlık Müzesi

Güzel anılarla dönülmesi gerektiğinde inandığımız tatillerde bazı tarihi bölgeler olur ki, görülmeli mi görülmemeli mi karar vermek zorlaşır. Biz tarihsel açıdan hissettiğimiz sorumluluk nedeniyle Barbarlık Müzesi’ni yazmak zorunda oluğumuzu düşündük. Lefkoşa’da bulunan Barbarlık Müzesi de öyküsü nedeniyle bu yerlerden biri olma özelliği taşıyor. Köşklü Çiftlik semtinde bulunan ve Kıbrıs Türk Kuvvetleri Komutanı Nihat İlhan’a ait olan ev, 24 Aralık 1963 tarihinde Rum çete üyeleri tarafından basılarak kurşunlanır. Komutanın ailesi ve bazı misafirlerin bulunduğu evde çocuk dahil herkes kurşuna dizilir. 1 Ocak 1966 tarihinden beri “Barbarlık Müzesi” adıyla ziyarete açık olan müzede birçok yerde kan izi ve sayısız kurşun deliklerini görmek mümkün. Müzeye girmek için herhangi bir ücret ödenmiyor.

Barbarlik_müzesi

Bandabulya Çarşısı ve Büyük Han

Barbarlık Müzesi de görüldükten sonra, geziye tarihi Bandabulya Çarşısı ile devam edilebilir. Bu çarşı Lefkoşa’nın en eski çarşısı olma özelliği taşır. Hala, yıllar öncesinde olduğu gibi esnaflık kültürünün yaşatıldığı çarşıda dolaşırken kendinizi 80’li yıllara geri dönmüş gibi hissedebilirsiniz. Lefkoşa’nın bu tarihi çarşısında biraz turladıktan yine bu bölgede bulunan Osmanlı dönemine ait Tarihi Büyük Han’ı görebilir burada bulunan restoranlarda Yöresel Kıbrıs yemeklerini de deneyimleyerek öğle yemeğinizi yiyebilirsiniz. Han, aynı zamanda birkaç sanat merkezine de ev sahipliği yapıyor.

Büyük_han

Yeşil Hat Sınır Gezisi

Verilen öğle yemeği arası ve Tarihi Büyük Han’ın keşfinden sonra hemen Yeşil Hat Sınır gezisine başlanılabilir. Yeşil Hat Sınır Çizgisi, Kıbrıs çıkartmasından sonra belirlenen Türk ve Rum bölgesini ayıran çizgi olma özelliği taşıyor. Bu sınır çizgisi ile Rum bölgesinin başlangıç noktası arasında Birleşmiş Milletler tarafından korunan güvenli bölgesi yer alıyor. Fakat bu bölgenin sonunda Rum Parkı isminde öyle bir park var ki, içindeki çay bahçesine oturduğunuzda cebinizden bozuk para düşse Rum bölgesine düşebilir. Rum Parkı, Türk sınırları içinde kalan ve Rum bölgesiyle sadece küçük bir tel örgü ile ayrılan yeşiller içinde bir park. Burada soluklanırken tel örgünün hemen ardındaki Rum bölgesini görebilir, oradaki yaşamı gözlemleyebilirsiniz.

yesil_hat_siniri

Tarihi Girne Kapısı

Kültür ve tarih dolu Lefkoşa turunun son durağı Tarihi Girne Kapısı olabilir. Venedikliler tarafından yapılan Tarihi Girne Kapısı, Lefkoşa’nın Girne’ye açılan kapısı şeklinde düşünülebilir. 1821 yılında büyük bir tadilattan geçirilen kapı, İngiliz işgali sırasında yaşanılan bir kahramanlık öyküsünün de ana karakteridir. Anlatıya göre İngilizlerin şehre girdiği ilk yer olan kapının bekçisi Horoz Ali, işgalin şiddetine rağmen kapıyı terk etmemiş ve 121 yaşında burada hayatını kaybetmiş. Bugün Lefkoşa turizm bürosuna da ev sahipliği yapan Tarihi Girne Kapısı, araç trafiği için de önemli bir bağlantı noktası olma özelliği taşıyor.

Girne_kapisi

Dolu dolu bir günlük Lefkoşa turunu sonlandırmanın en keyifli yolu, Lefkoşa’nın deyim yerindeyse kalbi olan Dereboyu caddesindeki kafelerde soluklanıp, yine burada bulunan birbirinden ünlü markaların mağazalarından alışveriş yapmak olabilir. Bu caddede Türkiye’de bulunan hemen her ünlü kafe mevcut. Fakat bu kafeler isim hakkından kaynaklı tam olarak aynı isimle hizmet veremiyor. Örneğin Mado’da bir kahve içmek istiyorsanız, Mardo’nun aslında Mado olduğunu bilmeniz gerekiyor. Birkaç örnekten sonra bu sisteme alışıp aradığınız markayı bulmak hayli kolaylaşıyor.

Lefkosa_son

 

 

 

©2019 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account