LOİRE VADİSİ’NİN GÖRKEMLİ ŞATOLARIYLA TANIŞIN

LOİRE VADİSİ’NİN GÖRKEMLİ ŞATOLARIYLA TANIŞIN

Beyler, serfler, köleler, şatolar.. Kulağımıza hiç de yabancı olmayan bu sözcükler hemen hepimizin aklına Ortaçağ’ı anlatan bilumum film ve kitaplar sayesinde kazınmıştır. Günümüzde canlandırmalar dışında Ortaçağ insanlarıyla karşılaşmak mümkün değil. Fakat bu döneme damgasını vurmuş ve hala varlığını devam ettiren görkemli şatolar bize Ortaçağ hakkında bilgi veren birincil kaynaklar olarak varlığını sürdürüyor.  Hatta bu şatolar Fransa, İngiltere, Almanya ve daha birçok Avrupa ülkesinin en çok turist çeken noktaları olarak çıkıyor karşımıza. Sizler için Fransa’nın en güzel bölgelerinden biri olan Loire Vadisi’nin görkemi ve estetiğiyle baş döndüren şatolarını bir araya getirdik;

CHENONCEAU ŞATOSU

Paris’e iki saat uzaklıkta bulunan Loire Vadisi’nin ev sahipliği yaptığı en güzel ve en çok tercih edilen şatolarından biri Chenonceau Şatosu. Hanımlar Şatosu olarak da bilinen şato, bu ismini inşa edildiği günden beri içinde yaşayan soylu kadınlardan alıyor. Şatoda yaşayanlar arasında Caterina de Medici ve Bouillion düşesi Louise’nin de yer aldığı görkemli yapı, 16. Yüzyılda, dönemin mimari tarzına göre restore edilmiş. Bugün hala aynı tarzda varlığını sürdüren Chenonceau Şatosu’nda dinleyeceğiniz öyküler sizi hem duygulandıracak, hem düşündürecek.

Chenonceau

CHAMBORD ŞATOSU

I.François tarafından 16. yüzyılda bir av köşkü olarak inşa ettirilen Chambord Şatosu, Fransa’nın Rönesans mimarisini yansıtan en değerli yapılarından biri olarak biliniyor. Loire Vadisi’nin en büyük şatosunu yapma amacıyla inşasına başlanan ve tamamlanması tam 30 yıl süren Chambord Şatosu’nda her biri sanat eseri değerinde 800 heykel sütun, 440 oda ve 85 merdiven bulunuyor. Şatonun estetik değerini içine girmeden dahi anlayabilir ve şatodan ayrıldığınızda kendinizi başka bir dünyaya ait gibi hissedebilirsiniz.

Chambord

VILLANDRY ŞATOSU

I.François’in Maliye Bakanı Jean le Breton tarafından 16. yüzyıl başlarında yaptırılan Villandry Şatosu, tamamen dönemin bakanının kişisel zevklerine göre oluşturulmuş. Rönesans mimarisinin tüm özelliklerini bünyesinde barındıran şato, günümüzde kendisinden çok bahçeleriyle dikkat çekiyor. 19. yüzyıl sonlarında Napolyon Bonapart’ın kardeşine hediye edilen şato, üzerinden çok geçmeden İspanyol bir doktor tarafından satın alınarak eski haline uygun olarak yeniden düzenlenmiş. Yukarıdan bakıldığında büyük bir labirenti andıran şato bahçesi içinde ayrı ayrı çocuk bahçesi, süs bahçesi, sebze bahçesi, kurbağa bahçesi, su bahçesi, çiçek bahçesi ve şifalı bitkiler bahçesini barındırıyor. Şato’nun iç bölümlerinde ise Osmanlı İmparatorluğu da dahil çok sayıda ülkeye ait değerli koleksiyonlar bulunuyor.

Villandry

AMBOİSE ŞATOSU

Lorie Vadisi’nde bulunan çokça Derebeyi şatosunun aksine Amboise şehrinde, nehrin hemen kıyısında yer alan eski bir Kraliyet sarayı bulunuyor. Bulunduğu şehrin adını taşıyan Ambosie Şatosu, muhteşem mimarisi, içinde barındırdığı değerli koleksiyonları ve öyküsüyle bölgenin en çok ilgi çeken şatolarından biri. Dönemin kanlı şövalye savaşlarının en yakın tanıklarından biri olan şato, I.François’in isteğiyle ünlü ressam Leonardo da Vinci’nin son yıllarını geçirdiği şato olarak da bilinmektedir. Hatta Ünlü ressamın mezarı, bu şatonun kilisesinde bulunmaktadır.

Amboise

CHEVERNY ŞATOSU

Ünlü çizgi film kahramanı Tenten’i bilmeyen yoktur. Tenten’i biliyorsanız, onun efsane şatosu da zihninizde hemen canlanmıştır. İşte o şato, Loire Vadisi’nin en gösterişli şatolarından biri ve 16. yüzyılın başından beri varlığını koruyor. Yapımı 10 yıl süren Chenverny Şatosu, muhteşem mimarisi ve görkeminin yanı sıra müştemilatında bulunan Tenten müzesi ve gösterişli bahçesiyle dikkat çekiyor.

cheverny

©2019 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account