PRONTOTOUR GEZGİNİNİN GÖZÜNDEN BUDAPEŞTE GECE HAYATI

PRONTOTOUR GEZGİNİNİN GÖZÜNDEN BUDAPEŞTE GECE HAYATI

Bazı şehirler vardır; gündüz gezmesi daha çok keyif verir, bazıları ise geceleri güzelliğine güzellik katar. Benim için gecesi gündüzünden çok daha güzel olan şehirlerin başında Macaristan’ın başkenti Budapeşte gelir. Bir nehrin bu kadar yakıştığı başka bir rota henüz görmedim. İster yaz olsun ister kış, bol sarı ışıklı ama bir o kadar da insanın içini huzurla dolduran Budapeşte’de manzarayı izlemek bile başlı başına kusursuz bir akşam geçirmenizi sağlar. Ben bu gezimde daha hareketli bir plan yaptım ve gittiğim yerler arasından en çok beğendiğim seçenekleri Prontotour misafirleri için kaleme aldım. İlk destinasyonum Çigan yani çingene gecesi oldu. “Bilinçli turist” olma prensibimden birisi mutlaka yereller gibi şehri deneyimlemek olduğu için turistlerin çok da bilmediği bir mekanı ve sonra da vazgeçemediğim gece kulübü zincirlerinden birini irdeledim.

BOR KATAKOMBA ETTEREM (ÇİGAN GECESİ)

Kesinlikle bir akşamınızı Çigan gecesine yani geleneksel Macar eğlencesine ayırmalısınız. Bunun için en doğru adres Bor Katakomba Etterem (etterem restoran, bor da şarap demek). 1905 yapımı otantik binada size önce iki güler yüzlü hanımefendi ve beyefendi karşılayacak ve tokaji şarabıyla bölgeye has bir ekmek ikram edecekler. Daha o andan itibaren içinde olduğumuz modern zamanlardan sıyrılıp ortaçağda bir akşam yemeği moduna girmemek elde değil.

İçerisi çok sıcak ve keyifli, çalışanlar Türk misafirperliğini aratmıyor. Dünyanın her yerinden misafirleri olduğunu masalara özel olarak astıkları bayraklardan anlıyorsunuz. Çok şanslıyız ki Prontotour rehberimiz Metin Eğrioğlu bize en öndeki masayı ayırtmış. Kendisi yıllardır bu restorana gelip iyi ilişkiler kurduğu için şovları en ayrıcalıklı masadan izledik. Önce geleneksel Macar parçalarının kemanla çalınması eşliğinde gulaş çorbanızı içiyorsunuz. Gulaş çorbası dana eti, kereviz, patatesle yapılan Macar mutfağının önemli parçalarından bir yemek. Daha sonra ana yemek olarak tavuk, ördek ve garnitür (aslında daha çok karışık turşu da denebilir) servis ediliyor. Tabii bir de ortada kocaman bir tencerede pişirdikleri kuskus yemeği var.

Ana yemekle beraber mekanın ritmi de artıyor. Yetenekli müzisyenlerin yanı sıra folklör dansçıları harika bir gösteri sunuyorlar. Bu danslara ve gösterilere misafirler arasından seçip dahil ediyorlar, hayır demek mümkün değil. Bizdeki meyhane kültüründe olduğu gibi müzisyenler tek tek masaları geziyor ve masadakilerin ülkesinden bir kaç şarkı söylüyorlar. Çalışanlar birkaç Türkçe kelime de bildikleri için ortam bize çok samimi geldi. Bu arada masada gece boyunca yöreye özgü şaraplar oluyor. İsterseniz üzerinde kendi fotoğrafınız olan şarap şişelerinden alabilirsiniz. Bir de gece boyunca masanızda Macar şarapları ve maden suyu servis ediliyor, adetmiş.

PONTOON

Burası Tuna Nehri’nin kenarında yer alan, şehrin bana göre en hareketli mekanı. İlk günü Çigan gecesinde geçirdiğinizi varsayarsak, ikinci gün eğlence rotanız mutlaka Pontoon olmalı. Ben gittiğimde hiç tanımadığım, şarkılarını hiç bilmediğim alternative bir müzik grubu olmasına rağmen çok eğlendim. Budapeşte’nin gençleri arasında da çok popüler bir yer. Belli bir saatten sonra da DJ performansları oluyor. İster kalabalığın arasında dans etmeyi tercih edin, isterseniz de nehir kenarındaki kısmındaki hamakta sallanıp yıldızları seyredin, Pontoon’da kendinize hitap eden bir eğlence mutlaka bulacaksınız.

BUDDHA BAR

Dünyada Caracas, Marakeş, Londra gibi sayılı şehirlerde bulunan gece kulübü – restoran zinciri Buddha Bar’a ilk defa 2012 yılında Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta gitmiştim. Ziyaret ettiğim şehirde varsa eğer mutlaka vakit ayırırım, çünkü beklentilerimi karşılayan ve hayal kırıklığına uğratmayacağını bildiğim bir marka. Buddha Bar’ın mistik atmosferi, yaratıcı DJ’leri, sıradışı dekorasyonunun beni asla hayal kırıklığına uğratmayacağını bildiğim için Budapeşte’de bu fırsatı kaçıramazdım. Akşam yemeği için gidecekseniz mutlaka yer ayırtmanız gerekiyor. Asya mutfağından oluşan yemekler misafirlere oldukça profesyonel bir şekilde servis ediliyor. İç mimarisinde Buda’dan ilham alan mekanda eğlenirken kendinizi müzede gibi hissetmeniz çok normal, zaten içeriye adım attığınız an dış dünyayla bağınız kopacak.

Benim Buddha Bar’ı tercih etmemim en büyük sebeplerinden biri de playlist’leri (şu an bu yazıyı yazarken de koleksiyonlarını dinliyorum hatta). Spiritüel ve Dünya müziklerini DJ’ler o kadar iyi miksliyor ki mekanın ruhuyla tamamen örtüşüyor. Çalma listelerinde Metin Arolat, Mercan Dede, Burhan Öçal gibi Türk müzisyenlere yer vermeleri de gurur verici. Budapeşte’de enfes mistik bir atmosferde enfes Asya yemekleri yemek, kaliteli müzik dinlemek ve birinci sınıf eğlence yaşamak istiyorsanız bütün seyehatseverlere önerim Buddha Bar olacaktır.

Bu romantik Macar toprağı bana yine harika anılar hediye etti. Yazıma bir Nazım Hikmet şiiriyle veda ediyorum. En kısa sürede yeniden gelmek dileğiyle…

“Merhaba Macar toprağı,
sen bu yaz vakitleri
fırından yeni çıkmış ekmek gibisin
kabarık, yaldızlı, esmer
ve ekmek gibi sırlarınla dolu
ekmek gibi mübareksin.”

Nazım Hikmet Ran, 1954

©2018 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account