SESSİZ ŞEHİR MDİNA’NIN TARİHİ VE GEZİLECEK YERLERİ

SESSİZ ŞEHİR MDİNA’NIN TARİHİ VE GEZİLECEK YERLERİ

İtalya’nın güneyinde bulunan ada ülkesi Malta’nın, gezilip güzelliklerinin keşfedilesi yerlerinden biri adanın eski başkenti Mdina’dır. Hatta hemen şunu ekleyebiliriz ki Mdina, Malta’ya bir gezi yapma kararı verildiği anda, gezilecek yerler listesinde ilk sıralara eklenmesi gereken bir destinasyon. Buram buram tarih kokan Malta’da, tarihte bir seviye daha ileri gitmek isterseniz tam aradığınız lokasyon olarak karşınıza çıkar! Orta Çağ’ın derin izlerini taşıyan bu tarihi şehir, size Orta Çağ’da yaşanmış olayları anlatacak bir filmin çekimi için özel olarak tasarlanmış bir plato hissi verebilir.

Gözlerinizi Kapatın Orta Çağa’a Gidiyoruz

Gerçekten var olduğuna inanamayacağınız derecede yoğun bir tarihi dokuya sahip olan Mdina, etrafını çeviren surları ile bu hissi pekiştirir. Sokaklarında gezerken, tarihi dokusu ve mimarisini içinize çekebilir, kendinizi Orta Çağ’da yaşayan bir seyyah gibi hissedebilirsiniz. “Silent City” yani sessiz şehir olarak anılan şehirde bugün sadece 300 kişi yaşıyor. Otomobille giriş yasak sadece az sayıda yetkili aracı, ambulans ve at arabaları bulunuyor. Seyrek nüfusuna bakmayın, yılda yaklaşık 750 bin turisti ağırlıyor. Tarihi kiliseler ve saraylar, zamanın yıpratıcılığına karşı özenle korunmuş ve bugün hala dimdik ayakta! Şehri çevreleyen surlara 2008-2016 yılları arasında sekiz yıllık kapsamlı bir restorasyon çalışması yapılmış. Orta Çağ mimarisi ile Barok mimarisinin ortak paydada buluştuğu bu yerleşim yeri, UNESCO’nun dikkatini çekmek için gereken özellikleri fazlasıyla barındırdığından UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde de kolayca yer edinmiş.

Kadim Şehir Mdina’nın Tarihi

M.Ö. 700 yıllarında Fenikeliler tarafından kurulmuş kadim şehir, M.Ö. 480 yıllarında Kartacalılar’ın Malta’yı hakimiyeti altına alması ile el değiştirmiş ve daha sonra M.Ö. 218 yılında Roma İmparatorluğu’nun adayı ele geçirmesi sonucu Maleth adını almış. M.S. 4. yüzyılın sonlarında Malta, Doğu Roma İmparatorluğu himayesine girmiş ve daha sonra yaklaşık üç yüz yetmiş sene Bizans İmparatorluğu himayesinde kalmış. M.S. 870 yılında ise Kuzey Afrika’dan gelen Berberi kuvvetleri adanın hakimiyetini ele geçirmiş. Mdina’nın günümüzde kullanılan ismi bu dönemde adaya akın eden Berberiler, Arapça bir kelime olan “Medina”dan geliyor. Kuzey Afrikalı Araplar yaklaşık olarak iki yüz sene boyunca adayı ve dolayısıyla şehri himayelerinde tutmuş. Günümüzde konuşulan Maltaca dilinin temellerinin bu dönemde atıldığı, kökleri bakımından Arapça’ya çok benzeyen Maltaca da bu dönemde ortaya çıkmış. Malta, M.S. 1090 yılında Normanların ve sonrasında Almanlar, Fransızlar ve İspanyolların idaresine tabi olmuş. M.S 1530 yılına kadar Malta’ya başkentlik yapmış. Daha sonra St. John Şövalyeleri adanın başkentini Birgu şehri olarak değiştirince, kadim şehir başkentlik görevini tamamlamış. Başkent unvanını kaybeden şehir, bu tarihten sonra ise gerilemeye başlamış.

Kadim şehrin yüzyıllar boyunca sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış olması, bu bölgede ciddi bir tarih mirasının birikmesine zemin hazırlamış. Üzerinden gelip geçen sayısız farklı kültürün izlerini taşıyan şehir, bugün tüm bu tarih mirasına tanıklık etmek isteyenler için önemli bir cazibe merkezi! Zengin tarih mirası ve sıcak Akdeniz iklimi sayesinde, turistlerin ise vazgeçilmez uğrak mekanı!

Mdina Gezilecek Yerler

Böylesine tarihle yüklü bir şehirde, gezilecek yerler listesi yaparken elbette tarihi ve devasa yapılar ön plana çıkıyor. Çeşitli tarihlerde çeşitli medeniyetler tarafından inşa edilmiş, onarılmış, restore edilmiş veya formu değiştirilmiş olan tarihi yapıları şu şekilde sıralayabiliriz:

Şehri Çevreleyen Surlar ve Kapılar

Dar koridorlardan oluşan şehirde ulaşabileceğiniz en uç noktalar şehrin surları… Şehre giriş ve çıkışın sağlandığı iki önemli geçiş bulunuyor; Mdina ve Greeks kapıları. Tarih boyunca kritik ve stratejik bölgelerin dış tehditlerden korunması için yapılan metrelerce uzunlukta ve yükseklikteki surlara ilgi duyuyorsanız, şehrin surlarını seyrederek tarihe tanıklık etmek sizi çok mutlu edecek…

St. Paul Katedrali

12. yüzyılda kurulmuş olan bu katedral şehirdeki en görkemli yapılardan biridir. Şehrin en büyük meydanında bulunan katedral, Barok mimariye sahiptir. Günümüz teknolojisinden yoksun tarih medeniyetlerinin, o günün imkanlarıyla meydana getirmeyi başardıkları bu devasa yapıyı izlerken hayretler içinde kalmaya hazır olun!

St. Paul Yeraltı Mezarları

Her gün 09:00-17:00 saatleri arasında halka açıktır. Yirmiden fazla yer altı mezarı ziyaret edilebilir. Yerin üstündekiler kadar yerin altındaki yapıları da merak ederseniz, uğramadan etmeyin.

Vilhena Sarayı

Fransız Barok mimariye sahip bu Mdina sarayı, 1973’de Malta Ulusal Doğa Tarihi Müzesi olarak halka açıldı. Tarih boyu Malta’da varlık göstermiş çeşitli bitki ve hayvan fosilleri, kayaç çeşitleri ve minerallerin sergilendiği bu müze, arkeolojiye ilgi duyanlar için biçilmiş kaftan!

Falson Sarayı

Tarihi eşyaların bulunduğu on yedi odaya ve çok sayıda antika koleksiyona sahip bir ev müzesi olarak halka açık olan Falson Sarayı’nın, şehirde bulunan en eski ikinci bina olduğuna inanılmaktadır. Uzun zaman önce insanların kullandığı kişisel eşyaları görmek ve ev içi yaşamlarına bir nebze şahit olmak için bu sarayı gezmeden şehirden ayrılmayın…

Santa Sofia Sarayı

Zemin katının 1233 yılında yapıldığına ve şehirdeki en eski bina olduğuna inanılıyor. Bir yerleşim alanındaki en eski yapıyı görmek size heyecan mı verir? Buyurun, yaklaşık 800 yaşında olduğuna inanılan bu sarayı keşfedin.

St. Nicholas ve St. Agatha Şapelleri

Mdina şehrinde bulunan küçük Roma Katolik Kiliseleridir. Tarih boyunca imparatorluklar, ibadethaneleri inandıkları yaratıcının beğenisine sunmak adına mükemmeliyetçi davrandılar. Bu mükemmeliyetçiliğin doğurduğu sonuçları yerinde incelemek için sizi bu mekanlara alalım.

Mdina Zindanları Müzesi

Orta Çağ döneminde yaşanmış olayların tiyatro gösterileri ile canlandırılmasının izlenebileceği bu mekan, tarihe tiyatral bakış açısıyla yaklaşmak adına izleyicilerine güzel bir tecrübe sunuyor.  Ayrıca zaman ayırmak isteyenler için Mdina Experience (Mdina tecrübesi), belli bir ücret karşılığında Şehrin tarihini otuz dakikalık bir gösteride anlatmak için düzenlenen bir faaliyet. Yine tarihin sanatla buluştuğu bu organizasyon kısa bir zamanda şehrin bütün tarihi hakkında bilgi sahibi olmanıza aracı olacak.

Mdina ve Game of Thrones

Şehri yılda 750 bin turistin ziyaret etmesinin ardında bulunan tek sebep yalnızca zengin tarihi dokusu değil, binlerce izleyicisi bulunan Game of Thrones dizisinin birkaç bölümünün burada çekilmiş olmasıdır. Mdina Game of Thrones dizisinin ilk sezonunda “Kralın Şehri” adı verilen surlar ile çevrili kurgu ürünü bir şehri gerçeklemek için çekimlere ev sahipliği yaptı. Şehrin tarihi dokusu dizide verilmek istenen tarihi hava ile örtüşünce, yapımcılar dizi çekimini burada yapmaya karar verdiler. Turistlerin şehre girerken kullandığı kapı, dizinin birinci sezonunda yayınlanan ikinci bölümde kralın şehre giriş için kullandığı kapının ta kendisi! Dizinin özel efekt ekibi, şehrin orijinal yapısı üzerine bilgisayar destekli bazı özel efektler ekleyerek, hikâyede kurgulanan şehrin karakteristiğine uygun ortamı başarıyla elde ettiler. Popüler kültürde hatırı sayılır seviyede meşhur bir dizi olan Game of Thrones, hâlihazırda zengin tarihi dokusu ile turistlerin akınına uğrayan Mdina’nın çekiciliğine çekicilik katarak, sokaklarının ve meydanlarının daha fazla ziyaretçi ile dolmasını sağladı!

©2020 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account