SOFİSTİKE BİR YAZ TATİLİ İÇİN: PALERMO

SOFİSTİKE BİR YAZ TATİLİ İÇİN: PALERMO

“Bir yerlere giden insan, asla aynı kişi olarak geri dönmez…”

Çok beğendiğim bir filmde geçen bu cümle benim aklıma Katanya-İstanbul uçağında geldi. Çünkü bu rengarenk adadan ayrılırken bana da biraz renk bulaşmış, enerjim iki katına çıkmış, daha özgür ruhlu biri olarak kendimi yenilemiştim sanki. Sicilya baştan başa gezilmeli elbette ama daha iyi anlayıp tadını çıkarmak için bence önce Palermo’dan başlamak gerekiyor. Ben de o yüzden bu yazımda bu güzel şehrin üzerinde duracağım.

Palermo’nun dünyanın en iyi sokak yemekleri şehri seçildiğini bilmeseniz bile, siz şehre adım atar atmaz bunu zaten hissedeceksiniz. Özellikle Via Roma Caddesi boyunca bildiğimiz dilim pizzalar, patates kızartması, midyelerin yanında daha lokal tatlar olan sfincioneye, panicameusa, arancino, stigghiola mutlaka denenmeli. İster büfelerden alın ister seyyar satıcılardan, insanlar hemen sohbet etmeye başlıyor. Evet Akdeniz’in havasından mıdır suyundan mıdır İtalyanların sıcakkanlı olduklarını biliyoruz ama Sicilyalılar için bu cana yakınlığı iki ile çarpın.

PALERMO’NUN CAZİBE MERKEZİ TEATRO MASSIMO

Şehrin bir diğer simgesi ile Godfather 3(Baba) filminin son sahnelerinden hatırlayacağınız Teatro Massimo. Cazibesinin nedeni ise Avrupa’nın en büyük 3. Opera binası olması (Birincisi Paris’te ve ikincisi de Viyana’da). Yaz döneminde program olmuyor ama klasik Sicilya/Normandiya tarzı muhteşem mimarisini görmek için ziyaret saatlerini kontrol edin derim. Sezon başladığında da bilet bulabilmek epey zor olabiliyor, bir sonraki gidişimde uçak bileti aldıktan sonra ilk yapacağım şey rezervasyon yaptırmak olacak.

PALERMO KATEDRALİ’NDE HEM ARAP HEM DE BİZANS ETKİSİ

Buradan sonra olmazsa olmazlardan, Meryem Ana’ya adanmış Palermo Katedrali’ne gidiyorum. 2 yıl önce Köln Katedrali’nde inanılmaz bir deneyim yaşamıştım ama doğrusunu söylemek gerekirse burası beni mozaik tarihiyle daha çok etkiledi. 1185’te inşa edilen katedralin mozaikleri hem Arap dönemini hem de Bizans dönemini yansıtıyor ve Adem, Havva, Nuh Tufanı gibi birçok olayın izlerini taşıyor.

GÜZEL BİR BALIKÇI KASABASI: CEFALU

Palermo’ya 1 buçuk saat uzaklıkta bir balıkçı kasabası var: Cefalu. Denize girmek isteyenler için önereceğim destinasyon kesinlikle burası. Ancak Temmuz-Ağustos aylarında hem çok kalabalık hem de suyu çok sıcak oluyor. O yüzden ben yanlış bir zamanda gittiğim için ikinci seçeneğe yöneldim: Gastronomi! Ben de bir Akdenizli olarak deniz mahsullerine aşığım ve buradaki lezzetlerin tadı hala damağımda. Deniz kenarında bir restoran seçin ve kalamarların, ahtapotların, yerel mezelerin tadını çıkarın. Şarap konusunda ise emin ellerdesiniz, hiç ortalama şaraba bile rastlamadım, bu bereketli topraklardan da zaten bu beklenirdi. Yalnız burada altını çizmek istediğim bir nokta var: bütün menülerde kılıç balığı olması beni çok rahatsız etti. Çünkü soyu tükenme tehlikesi ile karşı karşıya ve ne kadar lezzetli olursa olsun, daha sürdürülebilir bir dünya için dikkat etmek ve yememek gerekiyor.

Kent pazarları ise deneyimlemeniz gereken diğer bir yerel aktivite. Alışveriş amacıyla gitmeseniz bile yerli insanların günlük rutinlerini izlemek, meyve kokuları arasında pazarcılarla sohbet etmek insana huzur veriyor. Ballaro pazarının yanında ise yine aynı isimde harika bir restoran var. Burada kullanılan bütün malzemeler Ballaro pazarından alınıyor. Meşhur bir adres olduğu için yer olmayabilir, bu yüzden önceden rezervasyon yaptırmakta fayda var. Restoranın mimarı da yemeğime eşlik ediyor ve Türk olduğumu duyunca bana “Türk misafirlerimiz şaraptan çok iyi anlıyor, burada bu kadar gusto sahibi Türk ağırladığımız için çok mutluyuz!” diyor. Taptaze sebzeli bir makarnanın ardından geleneksel tatlıları cannoli ve bir de cappucino sipariş ediyorum ve bu güzel restoranla Palermo’daki son saatlerimi tamamlamış oluyorum.

Prontotour Rehberi turun başında “Sicilya misafirlerimiz benim için çok özeldir, çünkü genelde Avrupa’yı karış karış gezmiş, daha marjinal seyahat tutkunlarıdır” dediğinde Palermo için heyecanım artmıştı. Burası gerçekten de çok özel, buram buram gastronomi ve zengin bir tarih kokan, ama bir yandan da hiç yormayıp aksine sizi bebek gibi geri gönderen bir şehir. İstanbul’dan 2 saatle Katanya’ya direkt uçuş var, ardından Katanya’dan Palermo’ya 2 saat otobüs yolculuğuyla ulaşabiliyorsunuz. Bu kadar da yanı başımızdayken, kendinize bir güzellik yapın ve bence hemen bavulunuzu hazırlamaya başlayın.

Arrivederci!

©2019 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account