Ritüellerin İçeceği-Çay

Ritüellerin İçeceği-Çay

Sabah kahvaltılarına ya da akşamüstü keyfimize eşlik eden çay, farklı ülkelerde farklı kültürel ritüeller  eşliğinde tüketiliyor…

Sabah kahvaltısında masada yerini alan bir bardak çay, gün aralarında, öğlen yemeğinde, akşam yemeği sonrasında kısacası tüm gün boyunca bize eşlik eder; hayatımızdan bir parçadır. Tavşankanı olanı makbul olsa da kimisi açık sever, kimisi bol şekerli. Dünyaca ünlü Avustralyalı şair Peter Altenberg tarafından “ruh banyosu” olarak tanımlanan çay, günümüzde sudan sonra en çok tercih edilen içecek olmayı sürdürüyor.

TÜRKİYE’DE ÇAYIN SÜRECİ

Türkiye’nin çayla tanışması 1787 yılında kadar dayanıyor. Çayın keşfedildiği duyuluyor ve çay tohumları Bursa’ya ekiliyor. Ancak Bursa’nın iklim şartlarının çay için uygun olmayışı hesaba katılmıyor. Sonuç olarak ilk çay yetiştirme girişimi başarısız oluyor. 1900’lü yıllarda Türkiye’de çay yetiştiriciliğini başlatmak için çalışmalar yapılıyor. 1924 yılında Meclis, çay yetiştirmek için Rize’yi işaret ediyor. 1947 yılında da ilk çay fabrikası üretime hazırlanıyor. Türkiye diğer ülkelere göre çayla geç tanışmasına rağmen çabuk benimsemiş ve bir kültür olarak kabul etmiş. Tabii Türkiye’de çay içmek sadece bir alışkanlık ve kültür değil, ekonomiye katkısı da oldukça büyük. Türkiye bugün çay tarım alanlarının genişliğiyle 6. sırada yer alıyor ve çay üretimiyle ilk 5’e girmeyi başarmış. Yıllık kişi başına düşen tüketim oranına bakıldığında ise yine ilk sıralarda yer alıyor. Çay aynı zamanda günümüzde bir milyon insanın geçim kaynağı. Bugün, Doğu Karadeniz’de Rize başta olmak üzere Trabzon, Artvin, Ordu ve Giresun’da, kimi zaman 1000 metreye kadar yükselen, 758 bin dekar alanda çay tarımı yapılıyor. Bu nazlı bitkinin, Doğu Karadeniz Bölgesi’ni sevmesinin nedeni de buradaki ılık ve bol yağışlı iklim. Türkiye’de ince belli bardakta içilen çayın her kültürde ayrı bir yeri var.

green tea plantation

ÇAYIN TARİHİ VE EFSANELER

Çayın ortaya çıkışına dair çeşitli efsaneler var. Her kültür çayı kendine mal etmeye çalışsa da çayın anavatanı çeşitli kaynaklarda Çin olarak kabul edilmekte; Hindistan olduğunu söyleyenlerin sayısı da hiç de az değil. Bu ülkelerde kültür bitkisi ve içki olarak yaygınlaşmasında Budizm’in ve Budist rahiplerin büyük etkisinin olduğu biliniyor. Çin ve Hindistan’dan sonra çayı tanıyan üçüncü ülke Japonya ve diğer Asya ülkeleri olarak kabul ediliyor. Çay tüketim alışkanlığının 16. yüzyıldan ^ itibaren Avrupa ülkelerine ve oradan da tüm dünyaya yayılmaya başladığı biliniyor. Çayın o dönemlerde para yerine dahi kullanıldığı ve tedavi edici bir özelliği olduğuna inanılıyordu.

ÇİN VE ÇAY…

Çay dendiğinde ilk akla gelen ülke olan Çin’in ilginç birde hikayesi var.M.Ö. 2700’lü yıllarda tıp bilimine meraklı olduğu bilinen Çin İmparatoru Shen Nung, sıcak su içmenin sağlığa olan olumlu etkilerini gözlemlemiş. Bir gün kendi sıcak suyunu hazırlarken, demliğine birkaç yaprak düşmüş. Kaynayan suyun buharından mistik ve rahatlatıcı bir aroma yükseldiğini görmüş ve bu sıcak içecekten bir bardak içerek onun harika lezzeti ve aroması karşısında büyülenmiş. Demliğine düşen bu yapraklar bir çeşit yaban çay ağacına aitmiş… Shen Nung daha sonra kendisine ait olan yazılı kaynaklarda çayın harareti aldığını uykusuzluğa neden olduğu ve susuzluğu bastırdığını belirtti. Çay ya da dünyanın kullandığı ismiyle ‘Tea’nin; dünya çapında bütün yazım ve telaffuzları tek bir kaynaktan geliyor: “Te”; Çin’in Amoy lehçesine göre çay anlamındadır.

Çay Çinlilerin günlük yaşamının ayrılmaz bir parçası. Bir Çin deyimindeki gibi, Çinlilerin her gün “odun, pirinç, yağ, tuz, soya sosu ve çay” olmak üzere yaşamın en önemli 6 maddesine ihtiyaçları vardır. Misafirleri çayla ağırlamak, Çin geleneklerinden biri ve insanlar, çay demlemeyi ve çay içmeyi bir sanat olarak görüyorlar. Tarih boyunca Çin’in çeşitli yerlerinde farklı çay evleri bulunuyordu ve halen Çin’de çay kulübeleri mevcut. Misafire çay ikram etmek ve bunu karşılıklı saygı ve sevgi eşliğinde içmeye büyük önem veriliyor.

Çay seremonileri…

Günlük çay ritüellerini felsefeleriyle harmanlayarak kültürlerine yansıtan Japonlar, çay içme ve ikram etme eylemine, kattıkları estetikle başlı başına bir sanat, düşünsel zenginlikle başlı başına bir ayin boyutu kazandırmışlar. Tipik bir Japon evinin özel dizaynlı bahçesinin en sade bölümünde sadece çay törenlerinde kullanılmak üzere özel tasarlanmış Hoshoan adı verilen küçük bir ev bulunur. Alçakgönüllü olma esasını hatırlatmak amacıyla, ancak eğilerek girilebilecek kadar küçük tutulmuş kapısından bu eve girerken erkeklerin silah, bayanların da değerli eşyaları ile girmeleri yasaklanmıştır. Bu yasak, dünya zenginliği ve gücünden arınarak mütevazı olmayı simgelerken, eşya ve detaya boğulmadan döşenmiş ev de bunu destekler nitelikte son derece sade çizgilere sahiptir. Japon çay seremonilerinde her mevsim için farklı kaseler ve araçlar kullanılmaktadır. Törenlerde kama (çaydanlık), chasen (çayı karıştırmak için kullanılan bambu fırça), chavvan (çayın sunulduğu kase), chakin (peçete) gibi araçlar kullanılırken sunulan çay en taze çay yapraklarının öğütülmesiyle elde edilen meşhur yeşil çaydır. Ev sahibi ile misafir arasındaki ilişkinin birbirlerini son görüşleriymişçesine özen ve hürmete dayandırıldığı Japon çay seramonisi, Japon kültürünü yansıtan en önemli örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

MEDİTASYON VE ÇAY

Hindistan’da çayın ekimi ve demlenmesi çok eski tarihlere gidiyor. İlk çay tüketiminin Ramayana bölgesinde M.Ö. 750-500 yılları arasında olduğu belgelenmiştir. Hindistan da çayın keşfini Rahip Bodidharma’ya bağlayan ilginç bir de efsane var. Onların öyküsüne göre bu rahip uykusuz geçirdiği yılların beşincisinde yanındaki ağaçtan birkaç yaprak alır ve çiğner. Birden bire canlandığını gören rahip bunu sık sık tekrarlayarak 7 yıllık meditasyonunu bitirir. Bu yabani ağaç elbette ki, çay bitkisidir. Yüzyıllar boyunca çay, meditasyon yapanların bir numaralı içeceği olmuştur. Hindistan bugün dünyanın en büyük çay üreticilerindendir.  Üretilen çayın %70’inden fazlası ülke içinde tüketilir. Darjeeling gibi ünlü çaylar Hindistan’da özel olarak yetiştirilir.  Ülkede sıklıkla aramalı çaylar tüketilir, bolca şeker konulur, limon ve tarçın ilaveleriyle çayın tadına tat katılır.

Kişiye özel konsept seyahatler kapsamında Prontotour, gurrne tatil organizasyonları yapmaktadır. Çayırı izini sürmek isteyebilecek gezginlere Sri Lanka. Hindistan ve Çin gibi ülkelerde, çayırı yetiştiği tarlalarda özel toplama eğitimi, kendi topladığınız çayların nasıl harmanlandığını öğrenebileceğiniz, hatta tüm işlemleri tamamladıktan sonra kendi çayınızı yudumlayabileceğiniz değişik bir seyahat biçimi arayışındaysanız. Prontotour sizlere rehberlik etmeye hazır.

ASALETİN SİMGESİ BEŞ ÇAYI

İngilizlerin meşhur beş çayının hikayesi saraydan geliyor. Bir İngiliz çay davetinde, sohbetin akışının yiyecek ve içeceklerle kesilmesi hoş karşılanmazken; İngilizlerin çaya yaklaşımı çayı keyif kültürlerinin temel parçalarından biri olarak gördüklerini kanıtlar niteliktedir. Davetlerde Çin çayı, Hint çayına tercih edilirken; limonlu, sütlü ya da kremalı olarak sunulur. Çayın yanında ise küçük sandviçler ve el yapımı çay pastaları tercih edilir. Sunuma öncelikle çay servisiyle başlanırken, çay ziyaretleri ortalama bir saat kadar sürer. Günümüzde İngilizlerin çoğunun gündüz saatlerinde çalışıyor olması bu geleneğin ölmeye yüz tutması tehlikesini beraberinde getirse de çoğu İngiliz ailesi açısından en azından ailenin bir araya gelmesi için günün tek fırsatı olan Beş Çayı alışkanlığını sürdürmeye gayret ettiği bilinmektedir.

Pouring tea

FAS’TA YEŞİL ÇAY

Fas’ta genelde aromalarla ya da baharatlarla tatlandırılmış yeşil çay içilir… Bu kültür aynı zamanda Kuzey Afrika’ya ve Güney İspanya’ya da yayılmıştır. Fas nane çayı, nane yapraklarıyla hazırlanmış yeşil çaydır. Fas tarzı naneli çay, bütün Arap dünyasında yaygın şekilde tüketilir. Sadece yemekler eşliğinde değil, gün boyu sürekli içilir. Misafirpeverliğin göstergesi bir içecek olup özellikle konuklar geldiği zamanlar olmazsa olmazlardandır. Fas’da yemekleri kadınlar pişirirken çayı hazırlamak bir erkek işidir ve evin reisi tarafından hazırlanır. Konuklara ikram edilir ve çayı geri çevirmek kabalık olarak anlaşılır.

RUSYA’DA ÇAY HER ÖĞÜN VAR

Rusya’da her öğün çay içilmesi bir gelenektir. Ruslar çaylarını semaverde demlerler, beyazlatılmamış şeker ve limon suyu ilave ederek içerler. Gerçek bir çay tiryakisi Rus çayına şeker atmaz, şekeri ağzına alarak çayını içer. Türkiye’de “kıtlama” olarak tabir edilen yöntemin aynısını uygularlar. Eski kültürü yaşatanlar arasında, çaya şeker yerine bir çay kaşığı kaymak koyanların yanı sıra Anadolu’nun kimi yörelerinde olduğu gibi çayı bazen bardak altlığına dökerek içenler de bulunmaktadır.

MOĞOLLAR DAN İLGİNÇ BİR ÇAY HİKAYESİ

Çayın en ilginç hikayesi ise kuşkusuz Moğollara ait. Rivayetlere göre bu savaşçı ırk; çaya biraz yağ, bir tutam tuz, biraz un ya da darı ekliyorlar ve hatta kuzu eti dahi çaya dahil oluyormuş. Kurutulmuş kuzu etini çayın içine atıp içerek, soğuk iklim koşullarına ve göçebe hayata karşı güç ve enerji kazanıyorlarmış.

Yeşil çayla siyah çay arasındaki fark

İki çay da aslında aynı dalın yapraklarıdır; aynı çaydır. Ancak çay denilince ilk akla gelen siyah çay, daha fazla olgunlaşınca toplanılan bir çaydır diye düşünülür. Halbuki iki çayın da toplama zamanları aynıdır, yapraklar olgunlaşmıştır ve rengi de yeşildir. Yeşil yapraklar toplandıktan sonra ısıtılıp fermante edilirse yaprakların rengi ve tadı değişir. Bekletme siyah çaya özgü o bildiğimiz tadı sağlamaktadır. Kimyasal bir süreç eklenmemektedir. Her şey doğal fermantasyona uygun gelişir. Yeşil çay ise kısaca çay yapraklarının toplanıp hemen kurutulması ve paketlenmesidir. Yeşil çay tadı ve kimyasal yapısı sebebiyle bazı bitkisel çaylarla karıştırılıp tüke

©2020 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account