Yahya Kemal’in Kaybolan Şehri Üsküp

Yahya Kemal’in Kaybolan Şehri Üsküp

Üsküp’te her dokunduğum duvarda, ağaçta, toprakta hatta ekmekte ünlü Şair Yahya Kemal Beyatlı’yı hissettim. 1884 yılında Üsküp’te doğan Yahya Kemal, doğduğu bu toprakları eserlerinde işlerken özlemi, sevgiyi, hüznü, heyecanı belki de tek bir kelime ile okuyucuya verebilme özelliğine sahiptir.

İnsanlara “Doğduğun mu, yoksa doyduğun yer mi memleketindir?” şeklinde bir soru sorulur. Bazen her ikisi de olmayabilir. Benim için insanın vatanı kendini ait hissettiği yerdir. Bu yer bazen doğduğunuz ya da doyduğunuz yer olmayabilir. Yahya Kemal ise doğduğu bu memlekete kendini ait hissederek özlemini yazdığı satırlarla dışa vurmuştur.

Yahya Kemal, “Üsküp’ü severim. Zira orada doğdum. Çünkü çok Türk. Benim zihniyetime çok tesiri oldu” diyerek bu diyarların kendisini nasıl şekillendirdiğini belirtir. Yahya Kemal, “Açık Deniz” adlı şiirinde çocukluğunun Balkan şehirlerinde geçtiğinden bahsederken, “Kaybolan Şehir” şiirinde Üsküp’e olan özlemini belirtmiştir.

Bu şiiri okurken, Yahya Kemal’in çocukluğu gözlerimde canlanıyor. Sultan Murat Camii’nde babasıyla bayram namazı kılması, Eski Çarşı’da bayram harçlığı ile şekerci dükkanına koşturması, Vardar Nehri’ne altı düz olan taşları atarak arkadaşlarıyla taş sektirme yarışı yapması, sokağın köşesindeki çeşmeden Şar Dağları’ndan gelen soğuk mu soğuk kaynak suyunu kana kana içmesi… Bu görüntülerle Yahya Kemal’in çocukluğuyla Üsküp’te kol kola gezdim.

Sonra da 1392 yılında Yıldırım Beyazıt’ın Üsküp’ü fethetmesi, burada bir Türk şehri kurması, bu şehrin Anadolu’daki Bursa’ya çok benzemesi, Yahya Kemal’in çocuk yaşta annesini kaybedip onu Balkan topraklarına gömerek emanet etmesine atıfta bulunan o şiiri mırıldandım:

Kaybolan Şehir

Üsküp ki Yıldırım Beyazıd Han diyârıdır,
Evlad-ı Fatihân’a onun yâdigârıdır.

Firûze kubbelerle yalnız bizim şehrimizdi o;
Yalnız bizimdi, çehre ve rûhiyla biz’di o.

Üsküp ki Şar Dağ’ında devâmıydı Bursa’nın.
Bir lâle bahçesiydi dökülmüş temiz kanın.

Üç şanlı harbin arş’a asılmış silâhları
Parlardı yaşlı gözlere bayram sabahları.

Ben girmeden hayâtı şafaklandıran çağa,
Bir sonbaharda annemi gömdük o toprağa.

İs’a Bey’in fetihte açılmış mezarlığı
Hulyâma âhiret gibi nakşetti varlığı.

Vaktiyle öz vatanda bizimken, bugün niçin
Üsküp bizim değil? Bunu duydum, için için.

Kalbimde bir hayâli kalıp kaybolan şehir!
Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!

Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene,
Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene.

©2020 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account