YAZ SICAĞINDA KIŞI HATIRLAMAK İSTEYENLERE ADIM ADIM İSVİÇRE ALPLERİ

YAZ SICAĞINDA KIŞI HATIRLAMAK İSTEYENLERE ADIM ADIM İSVİÇRE ALPLERİ

Kayak, trekking ve dağcılık gibi aktivitelerin ağırlıklı olduğu bir tatil için İsviçre tam bir cennet. Beni buraya getiren de bu oldu. Bu tatil için, İsviçre’nin popüler kayak merkezlerinden biri olan Interlaken’i tercih ettim. Interlaken, Zürih’ten trenle 3 saatte ulaşılabilen, Thun ve Bretz göllerinin ortasında, Alplerle çevrili muhteşem bir kayak merkezi.

Fotoğraf-2

Tek yolculuk edenler için Zürih Havalimanı’ndan trenle Interlaken’e ulaşmak en iyi seçenek. İki kişi ve fazlası için araba kiralamak daha ekonomik.    6 Günlük SwissPass bedeli 285 Frank, böylece Tüm İsviçre’de uçak dışındaki bütün toplu taşıma araçları emrinizde.

Burada geçireceğiniz günleri ne yapmayı sevdiğinize göre planlamalısınız. Kayak için en keyifli nokta olan (en azından benim açımdan) InterlakenEst istasyonundan trenle Lauterbrunnen Vadisi ve oradan yine bir trenle KleineScheidegg’e gidiyorum. KleineScheidegg, Eiger dağının 2100. metresinde, Grindelwald ve Wengel arasında bulunuyor.

Fotoğraf-5

KleineSheidegg, uçsuz bucaksız gibi görünen birçok piste sahip ve kayağa yarım gün ayırmak isteyenler için ideal bir nokta. Gerçek bir kayak tutkunu, Grindelwald, Wengen, Lauterbrunnen, Mürren ve Schilthorn’u kapsayan ve toplam 270 kilometreyi bulan iniş pistinde gerçek bir Alp disiplini deneyimi yaşayabilir. KleineSheidegg’den kayarken, kasabaların içinden ve evlerin önünden geçiyor, mükemmel manzaralara şahit oluyorsunuz. 3 saatlik kayak sonrası, yorgunluk atmak için dinlenme alanlarındaki şezlonglardan birine uzanıp masmavi gökyüzü ve bembeyaz dağları seyre dalıyorsunuz. Kahvenizi yudumlarken iyi ki buradayım diyorsunuz yüksek sesle, iyi ki gelmişim.

Fotoğraf-4

Alp zirvelerinde görülmesi gereken gerçek bir İsviçre köyü, Mürren.Fotoğraf-7 Lauterbrunnen’e geri dönüp teleferik ve trenle Mürren’e gidiliyor. Karşınızda 2600 metreden 360 derece Alpler. Burada doyumsuz manzaralar sizi bekliyor. Geri dönüşte ise hala enerjiniz kaldıysa harika bir trekking rotası sizi bekliyor, Mürren-Grimmelwald arası yürüyüş, yaklaşık 10 kilometre. Manzara, manzara, manzara. Yolun bitmesine üzülüyor insan. Interlaken’e, Grimmelwald’den teleferikle geri dönebilirsiniz.

Fotoğraf-10

Thun, bir masal kasabası. 12. yüzyıldan kalma Thun Şatosu mutlaka gezilmeli. Nüfusu 50.000 olan bu küçük kasaba, dünyanın en önemli hafif silah üretim merkezlerinden biri. Gelişmiş bir sanayiye sahip ve hatırı sayılır bir makine müzesi var. Fakat akşam üstleri kasabanın ortasında kurulan pazarı gezmek daha eğlenceli. Buradan cazip fiyatlara İsviçre peynirleri tadıp sokak lezzetlerini deneyip satın alabilirsiniz. Thun, akşam yemeği için de birçok alternatif sunuyor fakat restoranlar, ne kadar pahalı bir ülkede olduğunuzu size en iyi hatırlatan yerler. Mükemmel bir lezzet deneyimi beklemeyin, porsiyonlar küçük, lezzet vasat fiyatlar ise oldukça yüksek olunca Migroslardaki onlarca çeşit sandviç tercih sebebi oluyor.

Fotoğraf-13

Ertesi gün, gerçek bir trekking deneyimi için sabah çok erken,  Thun’unOberland bölgesine geçerek trenle Schwaldinblueme’ye gidiyorum, ne de olsa bunun için buradayım. Yürüyecek 20 kilometreden uzun bir parkur var. Doğada, Alplerin zirvelerinden sonra bu defa eteklerinde tek başına, kilometrelerce, insana rastlamadan yürümek biraz ürkütücü olsa da buna çabuk alışıyorsunuz. Kuşlar, eriyen karlar, ayaklarınızın altında ezilen yapraklar ve rüzgar sesinden başka bir şey yok. Yeşil düzlüklerde otlayan keçi ve ineklerin yanından geçerek ilerliyorsunuz. Bu gerçek bir doğa terapisi. Herkese önerebileceğim bir şey olmasa da, benim yapmayı sevdiğim ve yapmaktan vazgeçmeyeceğim bir şey. Parkurun bitiminde içinizde patlayan mutluluğun bir tarifi yok. Daha iyisi, günün daha bitmemiş olması. Interlaken’e dönüp otelde kısa bir dinlenme molası verebilirsiniz. Bern,bir saat uzağınızda.

Fotoğraf-16

Bern, İsviçre’nin 4. büyük kenti, defakto başkenti ve birçok önemli kurumun merkezi burada bulunuyor. Bern, birkaç bölgeden oluşsa da, yürüyerek 2-3 saatte gezilebilecek küçük ve sevimli bir şehir. Tren istasyonundan çıkar çıkmaz eski şehir meydanına giden tramvaya binmekle başlıyorum. Bu bölgeden, kentin panoramik manzarasını karşınızda bulacaksınız.

Fotoğraf-18

Müzeseverler Kunstmuseum’da Picasso, Dali ve birçok önemli ressamın eserlerini görebilir ve bir çok sergi gezebilirler. Üstelik ücretsiz. Müzede geçirilen iki saatten sonra, eski şehir meydanına doğru yürümeye başlıyorum. Burada keşfedilecek birçok sanat galerisi, mağaza, kafe ve barlar bulunuyor. Tek sorun, hepsinin akşam saat 6’da kapanmaya başlaması, Cumartesileri de bu kural değişmiyor. Bir şeyler yemek ya da içmek için Papa Joe’s sıcak bir atmosfer sunuyor.Gece saat 1’e kadar açık olan ender mekanlardan. Bern’de ayrıca,  katedraller, doğal tarih müzesi ve saat kulesi de gezilebilecek yerler arasında. Böyle bir günün sonunda  S Heath uygulaması 38 kilometre yürüdüğünüzü söylüyor. Kesinlikle dinlenme ve uyuma zamanı.

Fotoğraf-17

Son günü çok fazla şey umarak Zürih’e ayırmak iyibir fikir gibi görünse de, Zürih, yarım günden gezebilebilecek bir şehir. Yoğunluk, Limmat nehrinin etrafındaki bölgede bulunuyor. Merkezi tren istasyonundan kiralayabileceğiniz bir bisiklet sizi görülmesi gereken her yere ulaştırıyor. Zürih eski şehir içinde, dar sokaklar, eski evler, çikolata dükkanları, sanat galerileri, hediyelik eşya dükkanları arasında saatlerinizialıp götürebilecek mekanlar gizli. Çoğu 200-300 yıllık olan evlerin bazılarında, ünlü bilim adamları, siyasetçiler, yazarlar ve sanatçılar hayatlarının bir dönemini geçirmiş olabilir. Böyle ise, her girişte, bununla ilgili bir tabela bulunur. Ben Lenin’in kaldığı evi Spielgrasse’de buldum. Bu sokakların birinde karşınıza Raclette-Stube adında bir restoran çıkarsa girip fondü yiyebilirsiniz. Zürih’te ayrıcabir çok müze bulunuyor. Ben tercihimi yine Kunsthaus’tan yana yaptım ve Dadaizm akımının en iyi yorumlarını gördüm.

Fotoğraf-19

Günün sonunda İsviçre’de,Interlaken, Bern, Thun, Zurich gibi kentlerinin doya doya gezilebildiği, kayak ve trekking dolu 6 günlük bir tatilin maliyetinin, doğru bir planlama ile Uludağ’dan çok da farklı olmadığını keşfettim. Bu hem can sıkıcı hem de keyifli bir durum.

Fotoğraf-20

©2019 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account