Yelkovanı Olmayan Saat

Yelkovanı Olmayan Saat

Yelkovanı olmayan saat olur mu? Olur tabii, neden olmasın? Bunlardan biri Dubrovnik’te, Orlando Heykeli’nin bulunduğu  Luza Meydanı’nda. Gelin saatin ve kulenin hikâyesini beraber okuyalım.

Pile Kapısı’ndan girdiğinizde Placa ya da Stradun denen caddenin tam karşı ucunda 31 metrelik ihtişamı ile çan kulesini göreceksiniz. Kulenin en üstündeki çanı çalan iki yeşil adam heykeline dikkatle bakın. Bunlar kulenin yapımına başlandığı 1444 yılında önce ağaçtan üretildiler ve daha sonra bronz heykelleri yapıldı. Ancak zamanla Adriyatik’in tuzlu ve rutubetli etkisi ile yeşile dönüştüler. Bu yüzden bu iki heykele, “yeşil adam” anlamına gelen Zelenci adı verildi. Zelenciler, bugün de var güçleri ile çanı çalmaya devam ediyor. Çan, saat başlarında bir, buçuklarda ise iki kez çalıyor…

Çanın altına doğru indiğinizde, ahtapot kollu bir saat göreceksiniz. Saatin yelkovanı yok. Ahtapotun kollarına benzeyen kısa akrepler saat başlarını gösteriyor. Zamanında hayat hiç de bu kadar hızlı akıp gitmiyorken, Dubrovnik halkı için dakikalara gerek yokmuş ve sadece saatin bir mi, iki mi, üç mü olduğu ile ilgilenirlermiş. Bu yüzden işte yelkovan yok. Bu saati görünce, insanın aklına günümüzde “yavaş şehir” sıfatını almak için birbiri ile yarışan kent merkezleri geliyor. Çünki müthiş bir hızla akıp giden hayatın içinde tempoyu düşürebilmek hem zor hem kıymetli. Ragusalılar, zamanında tamamen böyle yaşıyormuş demek ki.

Saatin hemen altına denk gelen altın renkli topa dikkat edin. Bu da ayın evrelerini gösteriyor.

1935’te Nobel Edebiyat Ödülü alan ünlü İrlandalı yazar George Bernard Shaw, 1929’da Dubrovnik’e gelmiş. Shaw, çan kulesini, Zelenci heykellerini ve diğer tüm büyüleyici mimari unsurları görünce durmuş ve demiş ki, “Dünyana cenneti görmek istiyorsanız, Dubrovnik’e gelin.”

Biz de öyle yaptık…

©2019 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account