ZAMANDA YOLCULUK: KÜBA

ZAMANDA YOLCULUK: KÜBA

Hep hayalini kurduğum, özellikle Fidel Castro hayattayken ve ambargo tedavüldeyken Küba’yı görme isteğimi gerçekleştirdim. 10 Kasım’da Prontotour ile yola çıktım. İyi ki bu tarihi seçmişim çünkü kaderin bir oyunu olarak biz döndükten sonra Fidel Castro hayata gözlerini yumdu. Seyahat planlarken bile hayaller gerçek olabiliyor, kader kısmet devreye girebiliyor…

10 Kasım’da Air Canada ile Toronto aktarmalı konforlu bir uçuş yaptık. Ancak artık Küba’ya direkt uçuş da başlamış. Gece Havana’ya varıp otelimizde dinlendik. Otelimiz Havana’da Miramar bölgesinde.

Sabah güzel bir açık büfe kahvaltı aldık. Otelde yanımızdaki Euro’ları Küba pezosu cuc’a çevirdik. 1 cuc=1 euro Rehberimiz Ayhan Kalyan ve yerel rehberimiz Eric ile Havana’daki ilk günümüz başladı.

HAVANA

Tarih 11 Kasım ve rehberimiz Ayhan, Prontotour adına Atatürk büstü için çiçek hazırlatmış. Bizler hep beraber öncelikle Atatürk büstünü ziyaret ediyor ve çiçeğimizi bırakıyoruz. 10 Kasım’ın ertesinde burada olmak ne şans.

Büstün üzerinde Türkçe ve İspanyolca olarak ‘’Yurtta Sulh Cihanda Sulh’’ yazıyor. Küba’da bulunan yabancı devlet adamına ait tek büst aynı zamanda…

kuba-ataturk-heykel

Buradan önce Che Guevera’nın evini uzaktan gördüğümüz Havana limanı ve kalesi civarındaki İsa heykeline gidiyoruz. Buradan manzara şahane. Liman, Che’nin evi, İsa heykeli ve Havana manzarası.

Morro kalesine doğru yol alıyor ve buradaki tepede önce bir minik minibüste el yapımı pina colada’larımızı yudumluyoruz.

Morro kalesi ve çevresindeki hediyelik eşyacılara bakıp Havana’nın eski şehrine (Vieja) doğru ilerliyoruz. İşte fotoğraflardan aklımızda yer eden o tablo capcanlı karşımızda.

Renkli ve antika arabalar, eski evler, sıcak insanlar, coşkulu bir kalabalık!

Önce Ernest Hemingway’in zamanını geçirdiği Cafe Floridita’da soluklanıyoruz. Burada favori içki; daiquiri. Kendisinin bir heykeli mevcut burada ve her daim canlı müzik..

kuba-araba

Karşınızda coco taxiler ve 1960ların arabaları. Ortada Parque Central. Gözünüzün göreceği mesafede Capitol binası. Buradan Obispo caddesi boyunca ilerleyerek ritmin, insanların içinde kaybolmak en güzeli. Plaza Vieja, Plaza Cathedral, Plaza San Francisco, Plaza Armas…Bu meydanları geziyoruz.Yürüyerek bir büyünün içinde kayboluyoruz. Her yerde müzik sesi, her yerde dans, her yer unutulmaz fotoğraf kareleri sunuyor cömertçe. Yemek için La Carbon, Ambos Mundos Oteli’nin teras katı, La Moneda Cubana gibi restoranları tercih ettik. Genel olarak et ağırlıklı yemekler. Önden sunulan çorba ve/veya salata bizlerin damak tadına uygun. Yemekler oldukça lezzetliydi. ‘Bu aşamada rehberimizin tavsiyelerini dinlediğimiz için şanslıyız.’

Eski şehir sonrası Devrim Meydanı’ndayız. Jose Marti’nin heykeli bir yanda, Che ve Camilo’nun siluetleri diğer yanda. Devrimcilere selam durup ilk günü bitiriyoruz.

che

İkinci günümüzde 1960 model üstü açık bir Chevrolet ile otelden çıkıp Ernest Hemingway’in müze olarak ziyaret edilen evine gidiyoruz. Rengarenk arabalar arasından seçim yapıyoruz tur grubumuzla. Tabi yolculuğumuzun ne kadar keyifli ve sıra dışı geçtiğini söylememe gerek yok. Bu sırada arabadan arabaya bolca fotoğraf da çekiyoruz.

Çiftlik harika bir doğaya ve manzaraya sahip. Bahçede çıkışta şeker kamışını ezerek suyunu çıkartma işini devralıyorum. Başta kolay gelse de sonra zorluyor. Şeker kamışı suyuna biraz ananas suyu ekleyip satıyorlar. Leziz!

Daha sonra bir tütün-puro çiftliğini ziyaret edip süreci gözlemliyoruz. Hayır kızlar bacaklarında sarmıyor puroyu. O bir şehir efsanesi. Sarılan puroyu ikram ediyorlar. Deneyenlerin dediğine göre gayet iyi.

kuba-puro

Sahil boyunca uzanan Malecon caddesi hava kararınca kalabalıklaşıyor.

Devrim Müzesi’ni geziyoruz. Büyük çantaları alıyorlar emanete ama fotoğraf çekmek serbest. Che’nin ölmeden önceki son halini fotoğrafı en içime dokunan görüntü oluyor burada

Akşam Buena Vista Social Club’ın yaşayan son üyesinin de şarkı söylediği canlı müzik dinleyip yemek yediğimiz Cafe taberna’dayız. Müzik, dans, iyi yemek ve keyifli bir akşam. Daha ne olsun…

Üçüncü günde Havana’nın biraz dışına çıkıp  önce 2 saat mesafedeki Pınar Del Rio’ya gidiyoruz. Kolonyal mimarinin en renkli örnekleri karşılıyor bizi. Yine renkli sokaklar ve bu kez daha da az turistik. Her sokağı hafızamıza kaydedip yola devam…

Vinales vadisine gidiyoruz.  Burası Unesco Dünya mirası listesinde. Ve dağların kayalıklarına resmedilmiş ‘Mural de la Prehistoria’ isimli devasa bir duvar resmi ile meşhur. Evrimi tasvir eden bu resim yıllara meydan okuyor. Önünde evrimi aynı şekilde canlandırıyoruz rehberimizin motivasyonuyla.

vinales-vadisi

Daha sonra Cuevo Del İndio isimli mağara gezimizi yapıyoruz. İçinde rahatlıkla yürüdüğümüz bu mağarada yolun sonunda botlara biniyor ve mağara içinde nehirde gidiyoruz. Mistik bir atmosferde sarkıt ve dikitleri insanlara ve çeşitli canlılara benzeterek keyifle ilerliyoruz. Çıkıştaki manzara anlatılmaz yaşanır!..

Bu geziyi muhakkak tavsiye ederim seyahat edeceklere.

TRINIDAD

Havana’dan Trinidad’ a geçerken önce Matanzas bölgesindeki Zapata’ya gidiyoruz. Burada önce bir timsah çiftliğini ziyaret ediyoruz. Ardından teknelerle Lagünlerden oluşan bir alana geçiyoruz. Yeşilin elli tonu ve doğanın cömertliği yine nefes kesiyor.

Buradan da Cienfuegos’a, tatlı bir sahil şehrine geçiyoruz. Yine daha sakin ve kendi halinde bir bölge. Filmin içinde kaybolup sahiline kadar ilerliyoruz.

kuba-sokak-bisiklet

Sokak satıcıları, atlılar, bisiklet taksiler her yerde… Teatro Tomas Jerry de burada. Muazzam bir tiyatro ve hala gösterileri oyunlar devam etmekte. İçeride fotoğraf çekmek yasak. Ama bizim yerel rehberimiz bize bu konuda da yardımcı oluyor.

Gece Trinad’daki otelde kalıp sabah yola çıkıyoruz.

Trinad küçük ama Küba’yı o ufak tefek haliyle özetliyor adeta.

Yapıları, sokakları, insanları, çocukları özetle her şeyiyle.

Okula girip teneffüsteki çocuklara bakıyor minik hediyeler veriyoruz. Hediyeleri öğretmene veriyoruz. O dağıtacak. Çocuklar çok mağrur, gururlu, saygılı ve güler yüzlü.

Kutsal üçleme anlamına gelen bu şehirde kalbimi bırakıp seyahatin dinlendirici tarafına yol alıyoruz.

SANTA CLARA – VARADERO

Varadero yolunda önce Santa Clara’ya gidiyoruz.

Burada Che’nin müzesi ve mozolesi var.  Bolivya’da 1967’de öldürülen Che’nin naaşı Castro’nun uğraşları sonucu 1997’de ülkeye getirilir. Burada diğer devrimci arkadaşlarıyla birlikte hiç sönmeyen bir ateşin yandığı istiratgahındadır artık. Dev bir heykeli de burada bizleri selamlıyor. “Hasta La Victoria Siempre” diyerek…

Aynı zamanda devrimi getiren kilit eylem burada gerçekleşmiş. 1958’te Batista’nın gerillayla savaşmak için silah sevkiyatı yaptığı trenleri, buldozerle rayları sökerek yoldan çıkartır Che ve arkadaşları. Bunu duyan Batista ülkenin bütün parasını da alarak kaçar ve devrim gerçekleşir sonrasında. Tren vagonlarını ve buldozeri de burada ziyaret etme şansımız oldu.

tatil-kuba

Varadero Atlas Okyanusu kıyısında turistik bir şehir.  1 hafta kadar detaylı, tempolu ve dolu bir Küba seyahati sonrası biraz da kusursuz doğa eşliğinde dinlenmek de iyi fikir. Bu bakımdan sıralamayı bu şekilde yapan Prontotour’a teşekkür. Oteller her şey dahil sisteminde. Dinleniyor, denizin güneşin, yemek ve müziğin keyfine varıyorsunuz. Tüm dünyadan gelen turistlerle de burada sohbet etme şansı bulduk. Açık büfe yemekler lezzetli. Akşamları eğlence ve canlı müzik, gündüzleri Atlas Okyanusu’nda denize girme ve dinlenme. Hayat bu dedirten bir şehir.

Küba’da taptaze doğal meyve ve meyve suyuna doyduk. Tavuklar organik. Etler leziz. 5 yıldızlı otellerde yemekler ve hizmet çok iyi.

Fidel Castro hiçbir Kübalının diz çökemeyeceğini ve dilenemeyeceğini söylemiş. Bunlar kesinlikle yasak, ağır cezası var. Aklımda kalan sıkı anekdotlardan biri de bu oldu. Bize tüm bu detayları rehberimiz Ayhan anlattı tabi. Küba’yı karşılaştırmalı dünya tarihi detaylarıyla anlatan ama bu sırada esprileriyle güldüren, sorun çözme konusunda başarılı rehberimize de ayrıca teşekkür. Bir seyahatin en önemli unsurlarından biri de iyi bir rehbere denk gelmektir. Tüm tecrübe ve seyahatlerime dayanarak söylüyorum. O anlamda kusursuz bir tur ve uyumlu bir gruptuk.

Küba’yı tur ile gezdiğim için de şanslıyım. Çünkü bu kadar detaya girmek, bu gizli köşelerin hepsine zaman ayırmak ve pratik bir şekilde gezmek için ideal. Aslında Havana’ya direkt uçuş başlamışken Prontotour ile bir Küba gezisi daha yapsam mı diye düşünmüyor değilim.

kuba-sokaklar

NE SATIN ALINIR?

Rom, puro…ve hanımlar için minik bir sır veriyorum: Alicia marka yüz kremleri.

Bu kremleri devlet 6 ayda üretiyor. Doğal maddelerden yapılıyor ve fiyatı sadece 8-10 cuc arası. Bizler kapıştık diyebilirim. Rehberimize tüm hanımlar baskı yapıp alışverişe de gittik tabi. Hediyelik harika şeyler var ve pazarlık geçerli. Biz çok güzel tablolar aldık.

Küba içindeyken şaşkınlıktan tam anlayamadığım ama dönünce tek bir an bile aklımdan çıkmayan bir ülke oldu.

Bu kadar güzelken, bu doku olduğu gibi korunurken, fırsatını yaratmaya bakın. Gerisini Küba fazlasıyla gerçekleştirecektir emin olun.

ahu-kuba

Seyahat boyu bize eşlik eden bir de yerel rehberimiz oldu. İspanya’dan gelmiş ataları Eric’in ve artık birkaç kuşaktır Kübalılar. Küba’da turizm sektöründe çalışanlar nispeten şanslı. Turizmde de üniversite ve yüksek okul okuyanlar rehberlik, otelcilik gibi alanlarda çalışıp içlerinden birini seçme hakkına sahip. Daha az eğitimli olup turizmi seçenler ise mesela tur otobüsünün şoförü olabiliyor. Şanslılar daha doğrusu şanslı olduklarını da kendileri söylüyor, çünkü bahşiş şansı var, aynı zamanda tüm seyahat boyu turistler yani bizlerle gezip aynı otellerde kalıyor, aynı restoranlarda yemek yiyorlar. Genel yaşamlarına bakınca bunun lüks olduğu aşikar.

kuba-evler

Rehberimiz Eric çok çocuklu bir ailenin en okumuşu. Annesi onun Amerika’ya gidip çalışmasını istiyor. Kübalılarda ailede bir kişi genelde kendini feda edip yurt dışına, genellikle Amerika’ya bir şekilde gider ve Küba’daki ailesi için var gücüyle çalışırmış. Eric’in annesi maalesef hasta ve yaşlı. Eric annesine, “Sen bu kadar hastayken ben gider nasıl uzakta çalışırım, aklım sende kalır” der. Bunu bize kendi değil Türk rehberimiz anlatıyor. Bir gün gidecek kendini feda etmek üzere ama daha değil.

Bu arada bizim üç problemimiz var, onun dışında hiçbir şey sıkıntı değil diyor. 1990dan beri inşaat yapılamamasından dolayı, barınma büyük sorun. Yiyecek ile ilgili sanayi olmadığı için yemek sorun ve de yine araç, ulaşım sorun. Onun dışında benim için ne tekstil ne kıyafet ne de başka bir şey önemli değil diyor. Fidel Castro’ya saygısı büyük. Otobüste onunla ilgili belgeseli bizler izlerken, o da kimbilir kaçıncı defa aynı ilgiyle izliyor. Anneme oğluymuş gibi sarılmasını, babamın ona ‘’hiç değişme, olduğun gibi kal’’ deyişini, ve bu kendini ailesi için feda etmeye hazır, çalışkan, kibar, gözlerinin içi gülen ama saygısından gözlerimizin içine bakamayan Eric’i hiç unutmayacağım. Benim için unutulmaz bir Kübalı tasviri oldu o…

©2019 ProntoTour www.prontotour.com

Kimlik bilgilerinizle giriş yapın

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

Create Account